Batılı-Haçlı zihniyetin İslami Dayanışma Oyunları oyunu!
Avrupa’nın Müslümanlara karşı açmış olduğu savaşın son gösterimi Fransa’da ortaya çıktı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un İslam dinine küstahça, Ermenilerin, Azerbaycan’daki insanlık dışı saldırılarına şahit olduk. Almanya’da bir camiye yapılan alçakça baskın düzenlemesinin bir tek izahı, ‘Hak’ ile ‘Batı’nın, Haçlı anlayışının Müslümanlara karşı mücadelesi. Önceki gün varlığıyla kâinatı şereflendiren Sevgili Peygamber Efendimizin doğum günüydü. Müslümanlar ellerini semaya açarak insanlık için dua etti; “Allah bizleri kendisine layık bir kul, habibine layık bir Ümmet eylesin. Kalbimizden, Allah aşkını, peygamber sevgisini eksik etmesin.” Biz de bu duaya içtenlikle ‘Amin’ dedik. Cumhurbaşkanımızın Recep Tayyip Erdoğan ‘Avrupa, Müslümanlara karşı açtığı cepheye kendi sonunu hazırlıyor. Bir an önce kurtulmazlarsa bu hastalık tüm Avrupa’yı içten çökerterek’ gerçeğinin altını çiziyor. Buna rağmen onlar boş durmuyor…
Aynı Batılı-Haçlı anlayış, Türkiye gibi İslam ülkelerinde Müslümanların değerlerini sinsi-haince yönlendirme-etkileme yolunu seçiyor. Bunun için, spor üzerinden istedikleri anlayış-ideolojiyi sinsice servis yapabiliyorlar. FETÖ terör örgütü Türkiye’ye ihanetini-savaşını, kılıçla değil kalemle yapma taktiği gibi. Böyle, benzer bir sürecin son hamlesi İslam Oyunları. İslam Konferans Örgütünün 57 üyesinin katılımıyla ilki 2005 yılında Suudi Arabistan’da başlayan Spor Organizasyonu, sırasıyla 2010 İran (İptal), Endonezya (2013), Azerbaycan (2017) ve 2021 yılında ise Türkiye, yani ülkemizde gerçekleştirilecek. Organizasyonun ilgili maddesinde ‘Üye ülkelerde Müslüman olmayan vatandaşları da oyunlara katılmak için izin verilir’ deniliyor. Problem sporcunun etnik kimliğinden daha çok, İslami değerlerin göz ardı edilmesi. Organizasyonun, taşıdığı isimle (İslam’la) uyumsuzluğudur! Devam edelim…
İslami Oyunların tutarsızlık tarafı oyunlara İslam ülkelerinin katılımı, yönetiminin ise diğer Uluslararası Organizasyon kurallarının geçerli olması. Daha fazlası ise oyunların yüzme-jimnastik-atletizm-triatlon dahil 30 branşta gerçekleştirilecek olması. Bu branşlar içerisine geleneksel okçuluk, aba güreşi adeta göz boyamak gibi duruyor. Anormal olan müsabaka çoğunluğunun yapılış şekliyle İslam’ın değerlerden uzak oluşu. Sporcuların kılık kıyafeti, vücudundaki dövmeleri, kadınların fıtratına uymayan halter ve güreş gibi branşlarda yer almaları, kadın sporcuların müsabakalarının halkın izleyeceği şekilde uygulanacak olması. Bir de televizyonlardan naklen yayın, sonrasında ise yarışların yazılı ve görsel, sosyal medya kanalarında yerini alması, sanırım tarihe nasıl bir ‘rezalet’ mirasının bırakılacağının özeti olacaktır. Böyle organizasyonlar iyi niyetle yola çıkılmış gözükse, (gafletten uyanırsak) bu tür organizasyonların uygulanış şekliyle iyi niyet taşımadığını görmüş olacağız. Tıpkı 1896 yılında Atina’da başlayan ve Batı’daki Haçlı zihniyetin kurallarını koyduğu Modern Olimpiyatlarla, Geleneksel Sporlarımızın nasıl yok edilmesi gibi…
Haçlı Seferleri başladı ve devam ediyor. Savaşlar sadece cephede olmadığı, hainlikler-uygulamalar farklı kulvar-alanlarda olduğu gibi, spor üzerinde de devam etmektedir. İslami Dayanışma Oyunları da buna iyi bir örnek. Bu söylediklerimize itirazı olanlar, internet arama motorlarına girip resimler bölümünden ‘İslami Dayanışma Oyunları’ yazmaları yeterli olacaktır. Tüm bu söylediklerimizden yola çıkarak, organizasyonun 2021 yılında ülkemizde, Konya’da yapılacak olması ayrıca düşündürücü. Sahi, 2010 yılında İran Organizasyonları yapmaktan neden çekildi, acaba? Adı spor olsa da, bağnaz ve faşist zihniyetin planlarına seyirci-sessiz kalmamalıyız. Şimdi kalkıp ülke olarak, İslam’la örtüşmeyen bu spor organizasyonuna ‘Hayır!’ dediğimizde, bugün İslam’a savaş açan Batılı-Haçlı anlayışı üzerken, bir şampiyon edasıyla Müslümanlığımızın gerekliliğini yerine getirmenin mutluluğunu yaşayacağımızdan emin olabilirsiniz…







