Başkan Fikret Orman’ın özrü...
Ziraat Türkiye Kupası her ne kadar sıradanlaştırılıp, Kulüp Başkanları tarafından ‘Süt Kupası’ tanımına uyarlansa da, sonrasında ise ‘özür’ dilemeye kadar uzasa da, Beşiktaş-Fenerbahçe maçı ile birlikte futbolumuzun ne kadar ‘içler’ açısı boyuta taşınma çabasına şahit olduk! Doksan dakikalık mücadele öncesi ve sonrasıyla, ‘futbol’ adı o kadar sözde kaldı ki, yaşananları hangi tanımla ifade etmekten zorluk çekmemek mümkün değil...
Sporseverin merakı ‘Milyon dolar ve avroların döndüğü bu sektörde, yaşanan tatsız olaylar değil de, özlenen futbol ne zaman konuşulmaya başlanacak olması!’ Başkan, yönetici, futbolcu, taraftar ve hakemler. Futbolda arzu edilmeyen, istenmedik olayların içinde yer alan, adeta tetikleyicileri. Hal böyle olunca da, yaşananların kaynağını dışarda aramak gibi bir ‘ahmaklığa’ hiç gerek yok. Dışardan ‘sihirli’ bir değneğin olayların sindirilmesi ‘efsanesi’ de olmayacağına göre, dikkat çekilmesi gereken futbolun ‘işler’ acısı duruma getirilme çabası!..
Tartışmalı Ziraat Türkiye Kupa derbisini Beşiktaş mı, yoksa Fenerbahçe’mi, hangi kimlikle sorgulamaya çalışalım? Adalet için doğruluk mekanizması işlemesi gerekiyor ise, tarafsız olma zorunluluğumuz var. Thomas Szasz’ın ‘İki yanlış bir doğru etmez; ama iyi bir mazeret eder’ sözüne dikkat kesildiğimizde ancak anlık sudan sebeplerden kurtulup, gerçeğe yönelme şansımız olabilir...
Her şey o kadar açık ve net ki. Şu oyuncu şunu yapmış, bu teknik adam bunu söylemiş. Hakemi sorarsınız ‘eyyamcı’, Başkanın söylediklerine bakarsanız ‘ayrımcı’ daha neler neler... Bugün hakem hataları ‘kamera’ sistemi ile en aza indirgenecek ise, böyle bir durum, iletişim çağında gelinen düzeyin boyutu açık ve net göstergesi değil mi?..
Siz, başkan, yönetici, futbolcu ve hakemler... Milyonların ilgi ile takip ettiği bir sektörün en üst basamağındaki temsilcilerisiniz. Maç yönetirken verdiğiniz kararlarda, maçın atmosferine kapılarak verdiğiniz demeçlerde, tutarsızlıklarda futbolda şiddet ateşini ne kadar ‘körüklediğinizi’ farkında mısınız? Sonunun sonuçlarını iyi hesaplamadan, yaptığınız her uygulamada birleştirici değil de, ayrımcılık değirmenine ‘su’ taşıdığınızı farkında değil misiniz? Siz mi çok uyanık, yoksa futbolsever mi aptal!..
Sonuç ne oluyor ‘Kamuoyundan özür dilerim?’ Özür ne kadar çok ise, o kadar hatalar-yanlışlar da fazla yapılıyor demektir. Nasıl ki savaşta mertlik silahla bozuldu ise, şimdiki maçlarda da itiraz ve tartışmalar bir maçı çok sayıda kamera ile yorumlanırken başladı. Elle oynama var-yok, fauldü-değildi, penaltıydı-değildi. Pilot kamera, olmadı kale arkası kamera geç...
Ne zaman ki kamera sayısına paralel tartışmalarda çoğaldı. Evet, çok söz çok mana ifade edilemeyeceğine göre kesin, keskin çözümler üretilmediği takdirde bu tartışmalar devam edecektir. Şimdi böyle bir durumda hakemin adı çıkıyor ‘eyyamcıya’. Soru şu; ‘ Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğerleri...’ hakemler konusunda söz söylemeyip, eleştiri getirmeyen başkan veya yönetici var mı? Yok. Nedeni ise, eleştiri ve tepkiye karşılık alınamaması. Hal böyle olunca da, ne eleştiri bitiyor ne de ceza. Bin günün üzerinde hak mahrumiyeti alan başkan var...
Siz hiç kendisine verilen cezayı kulübünün değil de, kendi cebinden ödeyen başkan veya yönetici duydunuz mu? Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) Kulüplere 2014-2015 sezonunda 22,9 milyon 914 TL, 2015-2016 sezonunda 17 milyon 247 bin lira ceza kesti...
Bugün yaşananlar, dünün devamı, yarın yaşanacakların habercisi niteliği ve cezaların caydırıcılığı olmadığına göre, çözüm için başkan ve yöneticilerin görevini sonlandırmaya kadar uzanacak ‘yargı’ süreci gerçeği neden göz ardı edilir! Tüm bu gerçekleri ışığında, Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Fikret Orman’ın özürü, yaptığı hatanın neresinde kalır acaba?..







