--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aziz Başkan ‘santraya’ oturmadan!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Haftanın üç günü bu köşede sizlerle birlikte oluyor, futbol ağırlıklı sporun içerinde yer alan gelişmeleri değerlendirmeye çalışıyoruz. Bazen diyoruz ki, maç yazıları dışında, araştırmaya yönelik değerlendirmelerimizi, yazımızın yayınlanacağı günün birkaç gün öncesinden hazırlayalım.. Ama ne mümkün! Sahadaki futboldan daha çok, saha dışındaki anlık ‘gelişmeler-söylemler’ güne damgasını vuruyor. Futbolu gölgede bırakacak derece de…

İşte son gelişme! Fenerbahçe Kulübü Başkanı demeç veriyor; ‘Özgür Yankaya bir daha bizim maça gelemez…’ Olmadı, buyur bir de buradan yak” misali devam ediyor ‘... Hakem korunmaz, hakemi koruyamazsın. Hakem hata yapmıştır, 8.2 puan alamaz. Hakem maçı katletmiştir... Nasıl gelip maç idare edecek bir daha? Taraftar ne yapacak, birinci dakikadan 90. dakikaya kadar tepki koyacak. Adam maçı idare edemez.’

İfadeler böyle! Biliyorsunuz son 10 yılın ceza rekortmeni Fenerbahçe Kulübü Başkanı, cezası nedeni ile takımının maçlarını tribünden izleyemiyor. Dolayısı ile maç sonunda statlarda demeç de veremiyor. Peki, söylemlerine bağlı yeni cezalar alacağını bile bile, zehir-zemberek sözler sarf ediyor? Nerede mi! Fenerbahçe Can Bartu Tesislerinde takımının antrenmanında.

Ne diyor Yıldırım?.. ‘Fenerbahçe’nin haklarını yedirmeyeceğimizi bilsinler. Eğer biz başlarsak, o ceza meza bizi kesmez. Sahanın ortasına otururum’ ayıp olur.’ Tasavvuf edebiyatının en büyük şairlerinden Yunus Emre’nin dediği gibi ‘Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı’. Sizce Yıldırım’ın sözleri, şairimizin dörtlüğünün hangi kelimesinde saklı?

Ne oldu şimdi! Dün akşam Avrupa Ligi maçına çıkan Trabzonspor ve Beşiktaş’ı ‘haberin’ önem sırasına göre hangi kategoriye koymak gerek. İnsan düşünmüyor değil… Sayın Aziz Yıldırım söz sarf ederken, diğer takımların gündemi dışında-gölgesinde kalmamak için, çok mu seçici olma zorunluğu hissediyor kendinde!..

Tabii, tüm bu söylenenlere ‘pes’ demek, teslim olmak anlamına gelmiyor! İnsan Türk sporunun çıkışı adına yeni düşünce ve arayışlar peşinde oluyor. Türk sporunu, milyonların temsil edildiği kulüpleri yönetenler, karşılarında ‘asil’ duruş sergileyenleri ‘linç’ girişiminde buluyorlar.

‘Ligde kendilerinin şampiyon olmaları…v.s’ istekler uzun uzadıya sürüp gider. Hiç hesaba katmazlar ki, ‘futbol’ tatlı rekabetle, heyecan ve anlam taşır. Kendi içinde heyecan beslemek ama nerede!.. Bu düşüncelerin geçmişte kaldığını bazen unutuyor insan.

Sahi çözüm ne? Tabii ki yeni politikalar üretmek. Bunun gerçekleşebilmesi için yeni düşünce ve anlayışın diğer bir ifade ile yeni isimlerin görev üstlenmesi gerekiyor.

İlk akla gelen politikacılar... Türk sporunu içinde yer aldığı ‘kargaşadan’ kurtaracak olan, spor, sevgi ve heyecanını içersinde besleyen isimler. Yukarıdaki sıkıntıların kaynağı bir ölçüde, geç kalan veya dağılımında eşitsizliğe neden olan adalet. Yani mevcut ‘adaletsizlik’.

Haziran 2015’te seçim var. Bu seçimde, aday adaylıktan sonra milletvekili olma yarışı içerisinde Basın İlan Kurumu Başkanı Mehmet Atalay gibi değerli bir isim dikkat çekiyor. 1998 yılında İBB Spor A.Ş.’de kendisiyle çalışma imkânı bulduğum Sayın Atalay’ın AKP’den aday adaylığı açıklandıktan sonra kendisini arayarak, halkın meclisi yolunda, başarı dileklerimizi ilettik.

Türk sporunu yakinen bilen bir kişi olduğunu bildiğimiz için Sayın Atalay’a ‘sporumuzu’ sormadan edemedik. Yılların vermiş olduğu tecrübenin bir sonucu olarak tesisleşmeden -organizasyona- birçok konuda düşüncelerini, sağ olsun, ‘açık’ sözlüğü ile bizlerle paylaştı. İş futbola geldiğinde ise özgüven ve birikimin vermiş olduğu cesur yüreklilikle ‘Adalet.. Adalet.. Adalet..’ dedi.

Spordaki o ‘adalet’ gecikince, ortaya kaos ve kargaşa çıkıyor. Türk sporu o adalete, o adaleti uygulayacak Mehmet Atalay gibi isimlere ihtiyacı var. İşte o zaman Sayın Aziz Yıldırım santraya ‘oturmadan’ önce kendinde, düşünmeden söz söylememe-hareket etmeme zorunluluğu hissedecek...

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle