Ay-yıldızlı fotoğraf
Konu Milli Takım olunca, mücadele ve neticesi sadece birilerinin değil herkesin kapsama alanına girer. Mevzu ay-yıldızlı ekip olunca, muhatabı sadece o formayı giyen değil, ona gönül veren herkesi ilgilendirir...
Takım ‘Milli’, rakip İsveç olunca, karşılaşma için parantez açmak, Ay-yıldızlı fotoğrafın içerisine futbol ve kazanma isteğini de koymak gerekecek gibi...
Geleceği görmek için, geçmiş ve bugünün analizinin iyi yapılması gerekiyor. Takım olmak, isimlerin-bireylerin bir bütününü oluşturacağı için o kurguyu iyi değerlendirmek gerekiyor…
Hedef, 2016 Avrupa!.. Süper Lig’deki futbol kalitesi göz önüne alındığında, ‘İsveç takımı ile yapılan hazırlık maçında kişide uyandırdığı kanaat pek de parlak gözükmüyordu’ demekle sanırım yanılmış olmayız.
Takım Milli, konu maç kazanma kriteri ise oyuncunun sahadaki duruşu-performansı ön plana çıkıyor. Adı hazırlık maçı da olsa, oyuncular arasındaki rekabete çanak tutacak bir itici güç olması gerekiyor. Bunun da başlangıç yeri ise kenar, yani yedek kulübesi olmakta….
Teknik direktörün oyun üzerindeki etkisi, Milli Takım’la birlikte daha da ön plana çıkmaya başladı. Düşünün, Fatih Terim’in Milli Takım’a gelişini! Terim’in gidişi ile birlikte Sarı-Kırmızılı yönetimin (biraz da mecburiyetten) Mancini’ye yönelmesini…
Bunun en net göstergesi, kenar yönetiminin futbol beceri düzeyinin sahada görev üstlenen oyuncudan daha üst seviyede olma gerekliliği.
Bir ölçüde, raylara konulan vagon sayısının lokomotifin gücü ile doğru orantılı olması.
Buraya kadar ifade ettiğimiz konuyla İsveç hazırlık maçı arasında bağlantı oluşturduğumuzda, ortaya umut veren bir tablo çıkmakta.
Eylül ayında başlayacak olan Euro 2016 elemelerine kadar oynanan 6 maçtan biri olan karşılaşmada, sadece skor olarak değil, mücadele gücü olarak ‘Ayakta kalmasını ve sonuca gitmesini bilen bir Milli Takım seyrettik’ desek, sanırım abartmış olmayız.
Sahada görev alan oyunculara bakıldığında bunu net olarak görmek mümkün…
Mevlüt’ün rakip kalede kaçırdıkları dışında, attığı nefis gol, öne geçmek kadar kazanma hırsının da önemini ortaya koymaya yetiyordu.
Arda Turan ismini söylediğimizde heyecan katsayınızın arttığını tahmin edebiliyorum! Milli Takım’ın yıldız oyuncusunun 90 dakikanın tamamına yaydığı kazanma hırsı, kişinin ‘İşte özlenen takım bu!’ anlayışına kapılmasını sağlıyor.
Milli Takım’ı izlerken aklınızdan, ‘Süper Lig takımlarının, özellikle yönetici bazındaki söylem-gösteri bombardımanı’ geçmiştir sanırım...
Bunu niçin söyledik! İsveç mücadelesi, kazanma yolunun, takım olmaktan geçtiği gerçeğinin en güzel neticesi oldu. Ankara-Başkent tribünlerinin Milli Takım’a verdiği destek ise bu birliktelikleri adeta tetikledi.
Gurbetçi oyuncularla birlikte diğer takımlarımızdan yer alan isimlere baktığımızda Tolga, Gökhan, Selçuk, Burak, Mevlüt, Nuri, Burak, Olcan ve diğerleri sizin üzerinizde nasıl bir intiba uyandırıyor! Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor.
Bu tablo, sanırım Trabzonspor-Fenerbahçe maçı öncesi daha da anlam kazanır...
Peki, ‘Kimin hakkını kime teslim etmek gerekecek?’ derseniz... Fatih Terim öncülüğünde ay-yıldızlı formanın hakkını verenlerden başka bir seçenek gelmiyor aklıma!..







