Arda Turan hangi ‘primin’ kurbanı?
A Milli Futbol Takımımızın, Hırvatistan maçı ile Dünya Kupası yolculuğu başladı. Türkiye futbol direktörü Fatih Terim tarafından kadronun ana gövdesini teşkil eden tecrübeli oyuncular, adeta kızağa çekildi. Neden çekildiği hakkında konuşulan, Avrupa Şampiyonası öncesi ‘soyunma odasına’ kadar yansıyan prim olayı!..
Bu ve benzer konular, futbol tarihimizde ‘prim azdı, çoktu’ şeklinde her zaman tartışılıyor. Tartışma içerisinde gündeme gelmeyen ise, tartışma zeminin nasıl oluştuğu. Bunun için ilk göze çarpan, gündeme gelmesi gereken Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkanı ve ilgili yönetimidir...
Teknik heyet ve futbolcuya verilecek prim miktarı belki tartışılır ama, asıl tartışılması, üzerine gidilmesi gereken konu, alınan karardır. TFF yönetimi bu kararın altına imza atıyor ise, tartışma-top neden ortada ‘döndürülüp’ duruluyor? Hal böyle olunca da, iş dönüp dolaşıp yıldız oyuncuların kadroya girememesine kadar uzanıyor!..
Yeni Ardalar bulunur mu?
İşin daha da düşündürücü olan tarafı, hedef gösterilip, isimlerin linç girişimine kadar götürülebilmesi. İşte size, Arda Turan örneği. Terim, kadroyu açıkladığında yıldız oyuncu ‘başarı dileklerini’ sundu. Arda, yaptığı bu açıklama ile saha içinde olduğu kadar, saha dışında da profesyonel olduğunu gösterdi. Ne olmalıydı? Beklenti, futbolcunun ileri-geri açıklamaları ile tartışma oluşarak, linç girişimi zemininin oluşturulması! Hedeflenen, futbol yeteneği kadar, karakter olarak da toplumun her kesiminin takdirini toplayan, kendi içimizde yetişen Arda’yı koparılacak bir kaşık sudaki fırtına da boğmaktı! Ama hepsi boşa çıktı...
Arda’nın davranış şekli bize bir kez daha gösterdi ki, sadece sahada profesyonellik yetmiyor. Zirvede de kalınması ve takdir görülmek isteniyor ise, saha dışında da, düşünce, davranış kısaca karakter olarak da profesyonellik kaçınılmaz. Bu hareketi ile bunun en canlı örneğini oldu Arda.
Arda Turan’ın örnek hareketini takdir ederken, olumsuzluktan da öte, ihanet sergileyen futbolcu, basketbolcular geldi bir an aklıma! Onlar, sportif başarılarını, körertilen karakterlerinin ayakları altında ezdiler. Bu yetmezmiş gibi ülkelerine ihanet edenlerle aynı safta yer alıp, isimlerini ‘Ülkelerine ihanet edenler’ listesine yazdırdılar!..
Arda Milli Takıma döner mi?
Siz eğer gerçekleri konuşmaz iseniz, kafalarda oluşan sorulara cevap aranması için tartışma zemini oluşturursunuz. Bu cümlenin manası, Fatih Terim’in kadro seçimi için ‘Benim tercihim böyle’ sözü ve ‘TRT’ye konuşmayacağım...’ çıkışını hatırlattı bizlere!.. Bu takımın teknik patronu Terim ise, takdir hakkını kullanacaktır elbette. Bunu yaparken de, alınan kararlar konusunda kafalarda soru işaretlerine açıklık getirmek gibi zorunluluğu yok! Başka türlüsü, bugün olduğu gibi Milli Takımınızın kaptanı Arda gibi isimleri kadroya almamak, zaman içerisinde ‘yanlış, kendinizle çelişkiye düşen’ bir kararla yüzleşmek zorunda bırakır. Bunun adını da, ‘köşeye sıkışma’ olarak koyarlar...
Söz konusu ülke, milli menfaatler olunca, duygusallık ve kişisel takıntıları bir kenara bırakmak gerekir. Arda’nın Barcelona’daki performansına baktığımızda, başarı açısından, futbol hayatının en verimli günlerini yaşıyor. Hal böyle olunca, Arda’yı Milli Takıma çağırmamak ne manaya gelir sizce?..
Müsaadenizle, her zaman hepimize gerekli, büyütüp çalışma odamıza, teknik direktör isek bizler kadar futbolcularımızın da görmesi için soyunma odasına asmamız da gereken Tük mutasavvıfı Hacı Bayram-ı Veli’nin sözlerinden biriyle daha yazımızı tamamlayalım; ‘Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür, ne de uçulur...’







