Ali Koç neden ‘ayaklanmaya’ çağırır ki?
Trabzonspor, ligin dokuzuncu haftasında Fenerbahçe’yi üstün oyun sonu 3-1 mağlup etti. Kazanmayı hak edeni, tebrik etmek gerek. Fenerbahçe’nin mevcut Başkanı Ali Koç’un, maçtan sonra Trabzonspor camiasını tebrik etmesi ne kadar doğru hareket ise, karşılaşmanın hakeminin kötü yönetim göstererek sarı-lacivertli taraftarı ayaklanmaya çağırması, sıradan bir olay değildir. Gazetemizin Spor Müdürü Emrah Savcı önceki günkü yazısında, ‘Sayın Koç, ne yapmaya çalışıyorsunuz?’ başlığı altında, konunun hassasiyetini güzel bir şekilde işlemiş. Sayın Koç’un Trabzonspor maçı sonrası sarf ettiği sözleri bir kez daha hatırlayalım; ‘Şimdi Fenerbahçe camiası ayaklanma zamanı. Camiama sesleniyorum ne gücümüz varsa, ne gücünüz varsa omuz omuza vereceğiz ve bu düzeni en kısa sürede yıkmak için elimizden geleni yapacağız. Yürüyüşse yürüyüş, sosyal medyada ise sosyal medya, federasyona gitmekse federasyona gitmek. Artık, harekete geçme, ayaklanma zamanı arkadaşlar...’ Tarafsız ve ilkeli bir şekilde yorumlandığında, çağrının ‘masumane’ ve ‘haklı’biryaklaşım olmadığı ortada. Futbol bir oyun, bu oyunda kazanımın sahadaki mücadeleden geçtiğinin iyi bilinmesine rağmen, Fenerbahçe gibi, Türk Futbolunda köklü bir camiayı ‘ayaklanmaya’ davet etmek de neyin nesi oluyor? Sayın Koç’un, Başkanlık sürecindeki dosyasına baktığımızda, daha önce de sportmenliğe aykırı açıklamalarından dolayı 30 gün hak mahrumiyeti aldığını görüyoruz. Bu demek oluyor ki, futbol camiasında Koç’un bu tür açıklamaları sürpriz değil. Oysaki Sayın Koç eğer Fenerbahçe’yi yönetmeye talipse, ‘asli’ görevini yapmalı. Bu görev asla ve asla Fenerbahçe ismini kullanarak, camiayı ‘ayaklanma’ çağrısı değil, sportif başarı olmalı!.
TRABZONSPOR’UN FENERBAHÇE ÜSTÜNLÜĞÜ
Fenerbahçe’nin mevcut Başkanı, 2018 Nisan ayında Kulübe Başkan adayı olduğunda ‘Son dört yılda futbolda gelinen nokta kimseyi mutlu etmedi. Taraftarlarla sıcak bağ erozyona uğradı. Yeni nesilleri Fenerbahçe yetiştirme konusunda başarısız olduğumuzu görüyoruz. Fenerbahçe ne durumda olursa olsun gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz var’ şeklindeki sözlerini hatırlıyoruz. Aradan geçen dört yıla yakın bir zaman sürecinde, sarı-lacivertli camiadaki sportif başarısızlık, bugün taraftar üzerinden (ayaklanma çağrısından bunu anlıyoruz) gündem çarpıtmaktan başka bir manaya gelmiyor. Şimdi soruyoruz, karşılık bulmayan o çağrıya sarı-lacivertli taraftar ilgi gösterse, havaalanı veya başka bir bölgede istenmeyen olaylar yaşansaydı, bunun sorumlusu elbette ki, vatandaşı ayaklanmaya çağıran Ali Koç olacaktı. Öyle ise yapılan bu tür çağrıyı sıradanmış gibi görmemek, en ince ayrıntısına kadar araştırmak gerek. ‘Eline mikrofonu alıp, böyle bir çağrıyı yapan kişi apaçık suç mu işlemiş olur?’ sorunun cevabını elbette ki hukukçular bilir. Bizim bildiğimiz, bu tür çağrılara daha önce tenezzül eden Kulüplerin Başkanlarının yerlerinde yeller esiyor. Çünkü taraftar sportif başarıda katkısı olan Başkanı el üstünde tutar. Dolasıyla, kulüpleri yönetenler, asli görevlerini (sportif başarı) yerine getirseler daha mantıklı ve kazançlı olur. Atalarımız boşuna dememişler ‘Öfke ile kalkan, zararla oturur’. Şunu da belirtmekten edemeyeceğiz;‘Ali Koç’un ayaklanma çıkışı, Trabzonspor’un Fenerbahçe karşısındaki başarısını asla ve asla gölgelemesi söz konusu olmamıştır…’
VEFAT-BAŞSAĞLIĞI
Üstad Necip Fazık Kısakürek’in talebelerinden, mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun kadim dostu ve fikir adamı, Gazetemiz Yeni Akit’in Yayın Kurulu Üyesi, Yazar ve Karikatürist Yalçın Turgut Balaban Ağabeyimiz Rahmet-i Rahman’a kavuştu. İyi bir Müslüman olduğuna şahidiz. Kabri nur, mekânı cennet, makamı âlî olsun inşallah…







