Akit’in iftarı ve Dünya Kupası…
Futbolun dev organizasyonu Dünya Kupası başladı ve bitti. Tıpkı geçip giden bir ‘ömür’ gibi… Hayat penceresinden geriye baktığımızda, sürecin her anında yaşamın derin izlerine rastlamak mümkün.
Zamandan arta kalan ise şairin dediği gibi ‘Bu kubbede bir hoş sada imiş…’ Daha başka. Mesela kin-öfke-nefret-beddua… Şu mübarek Ramazan ayında yazıyla da olsa ‘nefret dilinden’ bahsetmek, inanın insanın içinden hiç mi hiç gelmiyor!...
Niçin böyle bir konu ile yazımıza başladık? Doğru ya, konumuz Dünya Kupası. Geçen zamanla, kupanın ne alakası olabilir ki. Siz ne düşünürsünüz bilemem ama yirmi yıllık gazetecilik serüvenimde üzerinde durmaya çalıştığım sadece spor değil hayatın akışı içinde siz değerli okuyucularımızla ‘sporu bahane göstererek’, kalıcı güzellikler üzerine muhabbet-dostluk köprüleri kurabilme çabasıydı.
Şimdi diyebilirsiniz ki, ‘Bu kadar içtenlik dolu satırlar da nereden esinlendi?’.
Önceki gün Akit gazetemizin yeni binasında yazar ve çalışanlarla birlikte iftar yemeğindeydik. Katılımcıların, gazetemizin kuruluşu ve bugünlere gelmesindeki düşünceleriyle oluşan ortamdaki manevi hava, Akit’in haklı davası uğruna edindiği ‘gönül dünyasındaki sadakati’ gözler önüne serdi…
Anlamlı gecenin havası Üstat Necip Fazıl’ın ‘Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes… Ey deli rüzgar hangi yandan esersen es…’ dizeleriyle örtüşmekle kalmadı, haklı davanın geleceği için ‘gönül erlerinin’ heyecanının daha da artmasına neden oldu.
KUPADAN GERİYE NE KALDI?
Dünya Kupası serüveni Almanya’nın şampiyonluğu ile sona erdi… Her defasında kupaya özlem duyan ve ayağına gelen fırsatları değerlendiremeyen Almanlar, bu defa Arjantin karşısında kazanmasını bildi.
Almanya-Arjantin arasındaki kupa finali daha çok, ‘Almanya’nın 7-1 gibi farklı skorla kazandığı Brezilya maçının sonucu kupa finaline nasıl yansır?’ sorusuna karşılık arandı. Final maçında tarafların kontrollü oyunu skora da yansıdı.
Ülke olarak kupa heyecanını ekran başında izlemekle yetindik. Gönüllere su serpen ise Almanya forması altında boy gösteren Mesut Özil ve kupada yarı final müsabakası yöneten Cüneyt Çakır’dı. Dikkat çekip, heyecan veren diğer isimler ise takımlarımızda forma giyen ve kupada yer alan yabancı oyuncularımız…
Dünya Kupası başlangıç ve devamında bizi yakından ilgilendiren başlıklar bunlar. Bir de kupa maçları sonucunda yaşananlar var. Almanya’nın şampiyon olduğu yarışta umduğunu bulamayan ülkeler faturayı teknik direktörlere kesti…
Turnuvaya katılan 32 takımdan 12’sinin teknik direktörü, kupa maçları sonunda görevlerinden ayrıldı. İtalyan Cesare Prandelli Galatasaray, Boşnak Vahid Halilhodzic ise kariyerlerini Trabzonspor’da devam ettirecek. Kafalarda şu soru var; Prandelli ve Halilhodzic’in ülkeleri Brezilya’ya erken veda etmeseydi, bu isimler tercihini yine Türkiye’den yana kullanırlar mıydı? Sorunun net cevabını ligde gösterecekleri performanslarıyla hep birlikte daha iyi göreceğiz.
Peki, daha başka neler yaşandı Brezilya’da… Örneğin final maçının 90. dakikasında bir ‘taraftar’ sahaya indi. Taraftarın niyeti ne olursa olsun (vücuduna yer alan -doğuştan şakacı- yazmasından anladık) konunun ilginç tarafı yaka paça dışarı atılan fanatik görüntülerin ekranlara yansımayışı. Bu durum dileriz, ligimizin resmi yayıncı kuruluşu Digitürk’ün Ayazağa stüdyolarında gerçekleştirilen fikstür çekiminde TFF yetkilileri tarafından ‘sıcağı sıcağına’ gündeme taşınmıştır. Dünya Kupası’ndan geriye başka nelerin kalması aday; Uruguaylı Luiz Suarez’in İtalyan oyuncu Giorgio Chiellini’yi omzundan ısırması, Fransa-Honduras maçında gol kararını hakem yerine gol çizgisi teknolojisinin vermesi, Neymar’ın sakatlığı ve kupayı daha önce kazanmış olan İtalya, İngiltere, İspanya’nın erken vedası ve Portekiz ile Rusya’nın kupada varlık gösterememesi…







