--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Erdoğan sonrası

Abdurrahman Dilipak
Abdurrahman Dilipak
51

Belirsizlik söylentiye sebeb oluyor. Son olaylar, yani ABD ile Fırat’ın doğusu ile ilgili kurulan diyalog, HDP’li belediyelere yapılan operasyon ve AK Parti içinde bundan sonrası için yol haritası ve yeni kadrolar konusu ciddi anlamda kafa karışıklığına sebeb oldu. Kamplaşma, hesaplaşma, Media, STK ve iş dünyası ile kurulan paralel ilişkiler can sıkıcı boyutta!

İzmir yangını, Kaz dağları, Türk Tanıtma Ajansına yapılan atama, AK Parti’nin 18. kuruluş yılı tartışmalarının önüne geçti. Davudoğlu polemiği ise büyüyor. Sahi S400 konusu ne oldu!. Urfa’daki Ortak Karargah neyin nesi!. Döviz fiyatlarının bununla ilgisi var mı? Sorular soru içinde.

“Def-i mazarrat celbi menafiden evladır”. Yeni tartışma başlıkları açmak, yeni tehdit anlamında hedefler ve muarızlar ve muhalifler üretmek bu noktada bana çok mantıklı gelmiyor

Son zamanlarda çok fazla sağlığı ile Erdoğan, operasyonlarla Süleyman Soylu ve Maliye Bakanı tartışmaların odağındaki isimler. Krizi kontrol edemiyorsanız, döner sahibini vurur. Tıpkı hedefine ulaşmayan Bumerang gibi. Erdoğan’a bu lobi hiç güvenmedi. “Onsuz olmuyor” diye kadroda yer almasına ses çıkarmadılar ama şiir okudu diye siyaset yasağı getirenler onlardı. Daha sonra siyasete taşınmasında da onlar vardı. Fakat işler bekledikleri gibi gelişmeyince o sürecin sonunda 15 Temmuz yaşandı. BOP süreci noktalandı. Şimdi yeni bir süreç örgütlenmeye çalışılıyor.

Bu konuda ABD ve Avrupa’ya güven konusunda bizim acı tecrübelerimiz var. Sözkonusu olan İsrail, FETÖ ve PKK ise, birilerinin eli ile birilerini tasfiye ederken, o birileri ile de kullandıkları kaynağı hedef haline getirebilirler. Ya da bir senaryoda geri dönülmez noktaya gelinmişse, orada bu projeye karşı çıkan bir ikinci kanat varsa onu bir şekilde tasfiye ederler. Bakınız Kennedy ya da içeriden bir örnek, Hiram Abbas, Eşref Bitlis, Hablemitoğlu.. Bugün ortaya çıkan tehdit, dünkü tehditlerden çok farklı. Ve bu tehdit sadece Türkiye ile sınırlı da değil. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Çin, Hindistan, Rusya, Suudi Arabistan, BAE, Japonya, Kore, Hong Kong, hatta İsrail.. fark etmiyor. Farkında olmalısınız, Hong Kong’daki göstericilerin ellerinde İngiliz bayrağı değil, Amerikan bayrağı var! Dünya politik bir meteor kuşağına doğru hızla ilerliyor. Sadece siyaset değil, iş, media, STK, finans dünyasından birilerinin de kapısı çalınabilir..

Bakın bunlar sadece kendilerinden olmayanlarla değil, kendi içlerinde de kanlı bir hesaplaşmaya hazırlanıyorlar. J. Empstein’ın intiharını da bu çerçevede okumamız gerek. 17 Eylül İsrail seçimleri bu gelişmeler açısından yön ve yol gösterici olacak. Bu tarihin sembolik bir anlamı var. Batılıların dostluklarına güvenenler aldanırlar. Onları dostları yok, çıkarları var. Global çetenin adamları Lucifer’e kurban edecekleri adamları ve örgütleri beslerler.. Hele onu para ve makam yanında kadınla da “mutlu” ediyorlarsa, o Lucifer’e adanmış, kesileceği zamanı bekleyen bir koyundan başkası değildir.

Bir önceki seçimlerde Netanyahu’nun partisi LİKUD az bir oyla önde olsa da sandalye dağılımı bakımından eski Genelkurmay Başkanı Benny Gantz ve Yair Lapid liderliğindeki Mavi Beyaz ittifakı mecliste 35’er milletvekiliyle temsil edilmişti. İsrail vatandaşı yaklaşık 2 milyon Filistinli iki ayrı ittifak çatısı altında girdi. Filistinlilerin seçime katılım oranı düşüktü. Ama iki ittifak da barajı aştı. Eşitlik ve Barış için Demokrasi Cephesi (HADAŞ) ile Değişim için Arap Hareketi’nin (TA’AL) kurduğu ittifak 6, Ulusal Demokratik Birlik (BELED) ile Birleşik Arap Listesi’nin oluşturduğu ittifak ise 4 milletvekili çıkardı. İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennett ile Adalet Bakanı Ayelet Shaked liderliğinde kurulan Yeni Sağ Partisi baraj altında kalırken, eski Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın partisi İsrail Evimiz (BEYTEYNU) yüzde 4,13 oy olarak barajı aştı ve mecliste 5 milletvekilliği aldı. 9 milyonluk İsrail nüfusunun yüzde 11,1’ini oluşturan ultra-Ortodoks Yahudileri (Harediler) temsil eden ŞAS (Doğulu Tevrat Muhafızları) ile Yahudi Birleşik Tevrat (Yahudot HaTora) partileri de yüzde 6,13 ile yüzde 5,94 oy alarak bir kez daha meclise girdi. İki devletli çözümden yana olan Avi Gabbay başkanlığındaki İşçi Partisi yüzde 4,48 oy alarak 6 milletvekiliyle meclise girmeye hak kazanırken, yine iki devletli çözümü savunan Meretz Partisi ise çok az bir farkla barajı aşarak 4 milletvekili çıkardı. Maliye Bakanı Moşe Kahlon’un liderliğini yaptığı KULANU (Hepimiz) Partisi 4, eski bir asker olan Rafi Peretz liderliğindeki HaBayit HaYehudi (Yahudi Evi) ise 5 milletvekiliyle meclise girdi. Geçen seçime 41 parti katılmış, bunlardan sadece 11’i % 3,25’lik seçim barajını aşabilmişti. Bu tablo bile Yahudilerin aklının ne kadar karışık olduğunu göstermektedir. 30 Parti %3.25 oy bile alamadı ve baraj altında kaldı. Katılım oranı önceki seçime göre düştü. 

Netanyahu sağcı partilerle birlikte bir koalisyon kurmaya çalışıyordu. Fakat aşırı Ortodoks Yahudi din okulu öğrencilerinin askerlikten muaf tutulmasını düzenleyecek bir yasa konusundaki uzlaşmazlık, koalisyon girişiminin çökmesine yol açtı. Böylece İsrail tarihinde ilk defa hükümeti kurma görevi verilen bir kişi bunu başaramamış oldu. Bu da ABD’nin “yüzyılın projesi”nin ertelenmesi sonucunu doğurdu. Bugün “Fırat’ın doğusu” ile ilgili gelişmeler biraz da bu çerçevede zaman kazanmaya yönelik. Yoksa Mısır, Suudi Veliahd Prens, Dahlan, BAE hepsi hazırdı. Şimdi gözler 17 Eylül’de yapılacak seçimlere çevrildi. Trump’ın seçimi kazanması, Evanjeliklere Kudüs’te bir zafer armağan etmesi ile mümkün. Bu da bölgede ABD’nin bir düzen kurması şartına bağlı. Bu işte Arap ayağı tamam. İran da bir şekilde kontrol edilmeye çalışılıyor. Kilit ülke Türkiye.

Bakın Türkiye’deki krizlerin arkasında olan lobi, şu günlerde Ankara’da krizin açılması, çözülmesi yönünde lobi yapmak, danışmanlık yapmak, çözüm üretmek için ortalıkta dolaşıyor.

Öte yandan; Trump’ın adamları İsrail’de fazla mesai yapıyor.

Netanyahu bugüne kadar ki, İsrail’de en uzun süre başbakanlık yapmış kişi. İsrail›in 120 sandalyeli parlamentosunda bugüne kadar çoğunluğu sağlayan tek bir parti bile olmadı. Ülke hep koalisyonlarla yönetildi. Bu seçim kampanyasında ABD ile ilişkiler, yeni yerleşim yerleri, rüşvet suçlamaları en çok konuşulan konular. Netanyahu, ‘Yahudi yerleşimleri ilhak edilecek’ vaadi Filistin tarafında en çok eleştirilen konular arasında ilk sıralarda. Kudüs konusunda açık bir tartışmanın riskli olacağını biliyorlar. Onun içinde o konuda tartışmaya girmiyorlar, ama “Yüzyılın projesi” olarak o iş sanki tamamen Amerikalılara havale edilmiş gibi gözüküyor.

Eylül ortalarında İsrail seçimlerinin sonucu belli olacak. Sonra ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Dost kim, düşman kim, kim kiminle beraber, daha net belli olacak. Birilerinin Erdoğan sonrasına ilişkin yol haritası daha net belli olacak. 

Selâm ve dua ile..

 

Yorumlar

(51)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

davut

29 Ağustos 2019 09:21

Sayın Hocam, Erdoğan sonrası bir Türkiye düşünmek istemiyorum. Düşününce 28 şubatlar, 2001 krizleri, anasolme, 12 eylül 1980 , 27 mayıs 1960 darbeleri, 1971 muhtırası geliyor aklıma. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunların görüyoruz biz Müslümanlara da basiret ver ya Rabbim.

Sabit çakmak

29 Ağustos 2019 00:40

Sayın dlipak,hep bize başkalarının yaptıklarını,planlarını anlattınız bırakınız bunlarıAkp ,Reis e yapmaya devam ettiği operasyonu ne zaman görecek ve lütfen hain olan isimleri deşifre edin.yeni kurulacak payılerede paye vermeyiniz.

Süleyman Demir.

28 Ağustos 2019 06:36

Yeniakit Gazetesini her gün internetten okuyorum. Sadece bir amca da sizin gazetenizden başkasını okumuyor diye günlük O nada gazete alıyordum. Ama çalıştığım esenlik market Şubesi kapandığı için gazete almaktan mahrum kaldım. Diyeceksiniz 1 TL mi bulamıyorum. Göze batıyor. Halbuki ben Suudi Arabistan'dayken otobüsçüler getirsin diye Ay da 100 riyal veriyordum.sorunu sizin gibi kalemi keskin kılıç olanlar gündeme getirerek çözüm olacağını düşünüyorum. Selam muhabbet sevgi ve DUA.tlf 0506 104 5068.Malatya

Vuslat

28 Ağustos 2019 03:58

Sayın dilipak Erdoğan sonrası diye başlık atmışsınız .hiç başlıkla alakası olmayan cümleler yazmışsınız ne o bir sorunmu var

Derman

27 Ağustos 2019 21:17

Abdal salam sayin erdoganin fani oldugunu biliyonda yeni kurulacak partiye fazla umit baglamissin,sen bir munafik pkk ypg feto bunlarin hepsi daha fazlasida var senin yorumunu okuyan bolucu oldugunu anlar.

CÜNEYT

27 Ağustos 2019 20:54

SAYIN ENERJİ BAKANI BENZİN VE MAZOT FİYATLARINDA DEĞİŞİKLİĞE GİDİLDİĞİNİ AÇIKLAMIŞ.....ARTINCA ADI DEĞİŞİKLİK OLUYOR......DÜŞÜNCE; BİZ İNDİRİM YAPTIK DİYORLAR......ARTIK ZAM YOK .... ZAM YERİNE değişiklik kelimesi KULLANILACAK..... fiyat ayarlaması derlerdi bi zaman..... AMA TEK DEĞİŞMEYEN VAR...... VATANDAŞA GİRİYOR , SİVRİ UCU.....

Mehmet Murat Güler

27 Ağustos 2019 20:36

Giriş, gelişme, sonuç açısından bakılırsa, yazarın bilimsel bir eda ile sıkça yapmış olduğu dezenformasyon (bilgi kirliliği anlamında) yolu ile bir bilinç altı çalışmasıdır. Samimiyetsiz ve maksatlı bir yazı olarak değerlendiriyorum.

EKREM KAYRA

27 Ağustos 2019 19:56

Kıbrıs harekâtı, Türkiye'nin güvenliği için yapıldı. ABD açısından da hem Kıbrıs'ı sağa çekmek hem biraz İngilizlerin yerine geçmekti. 80' den önce ABD elçisi dedi ki , Türkiye için en uygun sistem, Demokratik İslam Cumhuriyetidir. Sonra ihtilal oldu ve bugünlere geldik. O zamanlar Wall Street Journal ' in Türkiye tercümanı gibi olan Günaydın'ı vs. takip ederdim... Sonra , internet icat oldu , ipin ucunu kaçırdım.. 22 ülkenin sınırı değişecekmiş. Alay eden var. Bilmem. Bazıları, ABD Erdoğan'ı devirir diyor. Deviremez diyen var... Bence devirebilir. Borsanın üçte ikisi Batı'nın elinde. S-400 gelmeden önce vurabilir. Vurmaz... Mış gibi yapıyorlar. Uzun hikaye. Görünen o ki Erdoğan yolcu. Bazen denklem değişiyor.

YORUMCU Abdüsselam; TAM BİR ALGI

27 Ağustos 2019 19:37

BÖYLE BİR YAZIYI ALGIYI KİM YAPAR?? AMERİKA'NIN İKİZ KARDEŞLERİ FETÖ=PKK YAPAR. ince ince çok güzel yazmışsın. Yoksa sen ENRE USLU MUSUN

Ferhat

27 Ağustos 2019 19:29

RTE bırakın suriyeyi feth etmeyi islam coğrafyasını feth etse ne olurdu biliyormusunuz? Nemi olurdu ? Islam coğrafyasını muasır medeniyetler sevyesine ulaştırırdı. Dolayısıyla mukaddes topraklarda Avrupa insan haklari sözleşmesini imzalar ve Avrupa konseyinin (masonik ve satanist) ölcülerine bağlı kalacağına dahil onay verilmesine vesil olurdu. Kısacası fesadın peygamber topraklarinda yayılmasına vesile olur ve Luzifer in huzurunda derecesi yükselirdi. Hatta bunu yapmak için eminim gece gündüz çalışır ve gözlerinin altinda baloncuklar oluşturdu. Hatta aileden birisini oralara gönderir ve KADEM gibi feminist ideolojiyi oralarda kadınların zihnine yerleşmesini sağlar idi galiba. Nede olsa degirmenin suyu Rotschield en geliyir. sözüm ona sivil toplum örgütüymüş güya anlamadım gitti. Halbuki aileden birisi Kademi yönetiyor ve tarafsız bir kurulus oldugu görünümü vermiyor. Hatta cinsiyetler arası eşitlik gibi projeleri sosyal ve tüm alanlarda ivedilik ile hayata geçirilmesisine vesile olurdu galiba. Birde oralarda sapkin LGBT derneklerini yasal koruma altina almak ile yetinmez, birde AB den alinan fonlar ile onlari teşvikler di eminim. Ne tuhafsa Rte nin en büyük hayali masonik bir kurum olan AB ye dahil olmak. Bu yoldada inanin cok badireler gördü, zira zinayi meşrulaştırmak öyle kolay bir lokma değildi, fakat bizim gibi sefihler bu numarayı yuttu, zira islam güncellenmesi gerekiyordu, zira faiz, fuhuş, zina bu çağın sıradan vakaları imiş. Meğer Islam 1400 yil önce gibi uygulanamaz imiş. Eminin hertarafta gökkuşağı rengine bürünmüş gay ve lezbiyen ve hatta travesti olimpiyatlari organize edilirdi şam, medine, kudüs ve mekkede. Hatta fuhuşu yaygınlaştıran ve devlet fonundan yararlanan dizi ve filmler çekilirdi kutsal topraklarda. Bu dizilerde kadinların yarı çıplak soyunması devlet eli ile teşviklenerek evlerinde oturmamalari, bilakis açılıp saçılıp dikkatlerini üzerlerine çekecek şekilde ayaklarını yerlere vura vura yolda yürüyerek iş hayatına atılamalarina vesile olurdu galiba. Nitekim kim takar Allah ın emir ve Resülün sünnetlerini değilmi. Bunca badireden sinra başarılarından dolayı Kabalist meshebine sahip masonik siyonistler ona ikinci bir üstün cesaret medalyesi verirlerdi eminim. Haydi müminler destek çıkalım bu liderlerimizin üstün çabalarına, haydi, haydi, haydi

Abdurrahman Dilipak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle