Boyun Eğme!
Boyun Eğme!
ABDULLAH YILDIZ
Kalem Suresi (1-16.ayetler); Kur’ân’ı eskilerin masalları, Resul’ü de hâşâ deli diye inkâr ve itham eden günahkâr, zorba, kibirli, burnu sürtülesi kâfirlere çağlar üstü bir reddiye; müminlere de dik duruş emridir.
1-Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun. [Burada Kalem ve Kitap üzerine yemin edildi. Kalem, kendisiyle ez-Zikr (Kur’ân) yazılan kalem, yazılmakta olan da Kur’ân’dır.]
2-Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. [Resulullah (s.a) Peygamberlikten önce Mekkelilerce yörenin en iyi ve en faziletli insanı olarak kabul edilmekte, herkes O’nun dürüstlüğüne ve ferasetine güvenmekteydi. Ama Kur’ân vahyolunmaya başlayınca aynı insanlar O’na “mecnun (deli)” dediler. Buna sebep Kur’an’dı. Bu yüzden Kur’ân’ın bu gibi iddialara karşı yeterli bir reddiye olduğu buyuruldu. Yüce, açık ve beliğ kelamın içerdiği konular da aynı yüksek meziyete sahipti. Kur’ân, Resulullah’a Allah’ın bir lütfuydu… Burada hitap Resulullah’a ise de aslında kafirlerin çeşitli ithamlarına cevaplar verilmektedir…]
3-Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir var. [İnsanların hidayete ermesi için çabalamana, eza ve cefalara uğramana rağmen bu görevi yerine getirmen karşılığında senin için sayısız ecir ve ödüller var.]
4-Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlâk üzerindesin. [Bu cümlede iki anlam vardır: 1. İnsanların hidayete erebilmesi için Allah Resulünün bütün bu eziyetlere katlanması onun yüksek bir ahlâk üzere olduğunu gösterir. Yoksa, zayıf ahlaklı olan biri bunlara dayanamazdı. 2. Kur’an’ın yanında sırf senin bu yüksek ve temiz ahlakın, kafirlerin sana delilik ithamlarında bulunmalarına karşı açık bir delildir… Çünkü yüksek ahlak ve delilik bir arada bulunamaz… Hz. Aişe’nin ifadesi ile, “Onun ahlâkı Kur’ân’dır.” Resulullah Kur’ânî talimatları insanlığa yalnız tebliğ etmekle kalmamış, kendi zatında da uygulayıp örnek olmuştur.]
5-Yakında göreceksin, onlar da görecekler;
6-Sizden hanginizin, fitneye tutulup-çıldırdığını.
7-Elbette Rabbin, kendi yolundan kimin saptığını en iyi bilendir; hidayete ereni en iyi bilen de O’dur.
8-Şu hâlde yalanlayanlara boyun eğme/itaat etme!
9-Onlar istediler ki sen kendilerine yaranıp-uzlaşasın; o zaman onlar da sana yaranıp-uzlaşacaklar. [Onlar senin İslâm’ı tebliğde gevşeklik göstermeni isterler ki, sana karşı muhalefetlerini hafifletsinler. Onların sapıklıklarına uyarak kendi dininden taviz verirsen, o zaman onlar seninle uzlaşacaklar.]
10-Şunların hiçbirine boyun eğme/itaat etme! Yemin edip duran, aşağılık; [“Mehîn” kelimesi; hakir, zelil, alçak, her sözün sonunda çokça yemin eden insanlar için kullanılır. Bu kimse, herkesin onu yalancı bildiğini ve yemin etmeden kendisine kimsenin inanmayacağını bilir; bu yüzden de hem kendi nazarında zelildir hem de toplum içerisinde değer verilmeyen bir yaratıktır.]
11-Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlice söz-haber taşıyan);
12-Hayrı engelleyen, saldırgan, olabildiğince günahkâr; [“Mennâ’in li’l-hayr” ifadesindeki “hayr”, Arap dilinde hem mal için hem de iyilik için kullanılır. Burada mal için kullanıldı ise mana: “O çok cimri bir insandır, zerre kadar kimseye bir hayırda bulunmaz”; eğer iyilik anlamındaysa mana, “Her iyi işe karşı çıkar ve diğer insanların İslâm’a girmelerini önlemek için tüm çabasını sarfeder” anlamına gelir.
13-Kaba/zorba (‘utullin), sonra da kötülükle damgalı (zenîm); [“‘Utullin” kelimesi Arapçada kötü ahlaklı, saygısız, haksızlık yapmaktan çekinmeyen kavgacı insan için kullanılır. “Zenîm” kelimesi de, Arap dilinde kötü şöhret sahibi insanlar için kullanılır… Kur’ân’da bu kişinin isim anılmadan zikredilmesinden şunu anlıyoruz; bu şahıs Mekke’de kötü özellikleriyle çok meşhur biriydi ki; ismi anılmaya gerek görülmedi. Bu özellikler söylenince herkes kimin kastedildiğini hemen anlardı.]
14-Mal/servet ve çocuklar sahibi oldu diye;
15-Kendisine ayetlerimiz okununca: “(Bunlar) eskilerin masallarıdır” diyen. [Bu cümle, eğer bir öncesiyle irtibatlı düşünülürse anlamı, “Mal ve evlâdı çokça diye ona aldırış etme”; sonrasıyla irtibatlı ise, “Mal ve evlâdı fazla olduğundan dolayı kibirlidir; bu yüzden ayetlerimiz ona okununca, ‘Bu eskilerin masallarıdır’ der” şeklinde olur.]
16-Yakında biz onun hortumu/burnu üzerine damga vuracağız. [Kibrinden dolayı burnu çok yukarıda olduğundan onu burnundan damgalayıp dünya ve ahirette zelil kılacağız.] (Bak: Tefhimü’l-Kur’ân.)