Cami, cemevi projesine nasıl bakmalı?
“Cami” Türkçeye Arapçadan geçen bir sözcüktür. Cem’ “Toplanma, bir araya gelme” kökünden gelen cami, “toplayan, bir araya getiren” demektir. Sözcük önceleri “cuma namazı mescidi” anlamında kullanılıyordu. Cami sözcüğü, tamlamalarda camisi veya camii şeklinde, ismin “i” halindeyken camiyi şeklinde kullanılır: Osmanlıda sultanlar adına yaptırılan büyük camilere selatin camileri denir. Ayrıca herhangi bir alanda ibadet etmeye yarayan, boş ve imarsız mekanlara namazgah denir.
Mescid Arapçada secde edilen yer demektir. İspanya’da yaşayan İslam uygarlığı Endülüslerden miras kalan ve İspanyolcada cami demek olan ‘mezquita’ sözcüğü Arapça ‘mescid’den gelişmiştir. İngilizcede de bundan dolayı camiye ‘mosque’ denmektedir. Zaman içinde dini mimarilerde küçüklere mescid, büyüklere cami denilmiştir.
Câmi sözcüğü, aynı zamanda İslam’da Allah’ın 99 isminden birisidir. (Vikipedi)
Alevilik inancının amentüsü “Allah-Muhammed-Ali” inancıdır. Sünni gelenekte nasıl ki hurafeler, bidatler varsa, Aleviliği de yerel inanış ve kültüre ritüeller karışmış ve yozlaşmadan nasibini almıştır.
Konumuz; “Aleviliğin doğru anlaşılması ve İslam’ın bu konuya bakış açısı nasıldır” olmadığı için bu konulara değinmiyoruz. Alevilik İslam ile mündemiçtir veya değildir de demiyorum. İslam’ın ibadete ve inanca taalluk eden nasları bellidir. Nelerin inkarı, insanı dinden çıkaracağı da bellidir. Dinden çıkmak ve nasları inkar etmek için illa Alevi olmak gerekmez. Sünni birisi de kalkar faizin helal olduğunu iddia ederse dinden çıkar, Alevi de.
Ortadoğu’da yaşanan mezhep çatışması ile Türkiye’de Sünni-alevi kamplaşmasına kapı aralamak isteyen mihraklar var. Bu kamplaşmaya engel olmak için “Cami, cemevi projesi” hayata geçirilmek istenmektedir.
Sünni ile Alevi birbirini daha iyi tanırsa ne olur? Bir haftadır bir Alevi dede ile birlikte sohbet ediyorum. Ona soruyorum: Alevilik nedir? İşte cevabı: Alevilik Allah, Muhammed ve Ali aşkıyla yanmaktır. Kur’an bizim kitabımızdır. Onu okumaktan huşu duyarız. Kendini bilmez bazı cahiller Rafızilik ile biz Alevileri bir tutuyorlar. Halbu ki Rafızilik “reddetmek, kabul etmemek gibi anlamlara gelmektedir, ki tarihte ilk defa İmam Zeyd’i terk edenler için kullanılmıştır. Bu manada Bektaşilik de bir mezhep değil, olsa olsa tarikattır. Biz Aleviler kendimizi Hz. Ali’ye mensup kişiler olarak görüyoruz.
Ötekileştirmek hiç kimsenin işine yaramaz. Karşınızdaki kişinin inancı, yaşayışı, kültürü ve dünya görüşü ne olursa olsun farklılığına rağmen bir uzlaşı noktası yakalayabiliyorsanız, o insana verebileceğiniz çok şey var demektir. Antalya Belek’te gezinirken Cami, Kilise ve Havra’nın yan yana olduğunu görmüştüm. Mardin’i gezerken de benzer tablo ile karşılaşmıştım. Doğrusu bu bende rahatsızlık değil memnuniyet duygusu uyandırmıştı. Anadolu’nun birçok yerinde bu böyledir. Bu topraklarda laik düzenin yapısı gereği azınlıklar yaşamadığı için devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı tekeline almış, adeta onun üzerinde gardiyan misali durarak hem dini denetim altında tutmuş ve hem de diğer dinin mensuplarına haksızlık etmiştir. Laik bir devlet bütün dinlere eşit mesafede durmalıdır. Sünni Müslümanın inancını yerine getirebilmesi için cami yapılmasına müsaade edip imamını da kendin tayin edeceksin, öbür tarafta Alevi Müslümanı görmezden geleceksin… Veya diğer din mensuplarını…
Cami, cemevi bütünleşmesine olumlu bakıyorum. Korkmayın, Alevi Sünnileşmez Sünni de Alevileşmez. Bazı gerçeklerle ilk karşılaşıldığında doğal olarak toplumun bazı kesimlerinde refleks oluşabilir. Görebildiğim kadarıyla her iki kesimde de projeye karşı çıkanlar olduğu gibi destekleyenler de var.
Fethullah Gülen Hoca ile İzzettin Doğan’a atfedilen bu projenin asıl mimarı Osmanlı’dır. Aslında eskiler “cemevi” yerine “dergah” derlerdi.
Cami-cemevi yakınlaşması projesini sivil olmasından dolayı anlamlı buluyorum. Farklı ritüellere, inançlara sahip olsalar da varsın cemevinde ibadet yapsınlar, bana ne, devlete ne? Bana düşen saygı duymak ve birbirimizi anlamaya çalışmaktır. Cehline kurban gitmenin ve meseleye politik bakmanın anlamı yok. Alevi-Sünni birlikteliği fayda mülahaza da edebilir, zarar da. Faydasının daha ziyade olacağını ümit ediyorum. Tek sorun: Tekke ve zaviyelerin ilgasına ilişkin kanun yürürlükten kaldırılırsa, camilerin yanı sıra cemevi, tekke ve zaviyelere de ibadethane statüsü verilebilir. Görüldüğü üzere meselenin hem toplumsal ve hem de devleti ilgilendiren boyutu vardır.