Seçim 2019 Sayfası

"Zorluklara rağmen yatırıma devam"

‘Kendimizi iyi anlatamadık’ diyen Tarakçıoğlu yeni hedef koydu... 155 bin çalışanı ile 70 ülkede gıda, tarım ve endüstriyel ürün sektörlerinde faaliyet gösteren Cargill, Türkiye’de geçmişi 60 yıla dayanan faaliyet zincirleri ile ekonomiye katkı sağlıyor. Cargill’in Türkiye Genel Müdürü Murat Tarakçıoğlu, Ekonomi Müdürümüz Mehmet Canıtatlı’ya yaptıkları faaliyetleri ve daha verimli hizmet için beklentilerini anlattı.

13 Ocak 2019 Pazar 09:28
"Zorluklara rağmen yatırıma devam"

Yıllık 130 milyar dolar cirosuyla dünyanın farklı ülkelerinin ekonomilerine katlı sağlayan Cargill, Türkiye’de nişasta bazlı tatlandırıcılar, yağlar, yem üretimi ve bio-endüstriyel alandaki çalışmalarını yıllar öncesinden bugüne kadar devam ettiriyor. “Cargill olarak biz uzun vadeli bir oyuncuyuz. Maraton koşucusuyuz” diyen şirketin Türkiye Genel Müdürü Murat Tarakçıoğlu, ilk yıllarda karşılaştıkları sorunları ve yılmadan devam ettirdikleri çalışmaları anlatmaya şu sözlerle başladı: “Cargill yatırım yaptığı hiçbir coğrafyada, şartların ilk değiştiği anda ben buradan çıkayım diye düşünmez. Türkiye bunun da tam merkezi. 1960’lardan beri firma darbeler görmüş, ne zorluklarla karşılaşmış. Hiçbir zaman vazgeçmemiş. Şu anda daha da aksine, daha da fazla yatırım yapma hevesimiz var. Sadece Türkiye değil, bölgeye yatırım planlarımız bulunuyor. Cargill uzun vadeli bakıyor. Bize de merkezden yöneltilen sorular uzun döneme ilişkin konular oluyor.” Tarakçıoğlu, yatırım hikâyelerini ve hedeflerini de şöyle anlattı:

20 yılda çok yol aldık

Cargill’in Türkiye’de 60 yıla yaklaşan bir geçmişi var. 500 milyon dolarlık bir yatırım ve bunun sonrasında planlar var... İlk yatırımını da 1989 senesinde nişasta ve tatlandırıcılar üzerine yapmış. Süleymangil ailesinin Vaniköy’de sahip olduğu fabrikasına ortak olmuşlar. Sonra zaman içerisinde Cargill tüm hisseleri satın almış ve fabrikayı büyütmeye başlamış. Yatırımlarımızı büyütme arzusuyla Orhangazi fabrikasının inşaatına 1998 yılında 90 milyon liralık yatırımla başlandı. 2000 yılından beri de Orhangazi tesisimiz faaliyette. Ben ise Cargill ailesine 1996 yılında katıldım. Türkiye son 15-20 senede çok ciddi bir şekilde yol kat etti. Biz de çok uluslu firma olarak gayretimizi aynı yönde ortaya koymaya çalışıyoruz.

Aleyhimize çalıştılar

Orhangazi’deki tesiste tamamen yerli mısır kullanarak nişasta ve tatlandırıcılar üretiyoruz. Biz bu yatırımı 1998 yılında yapmaya karar verdiğimizde o zaman bir arazi arayışına girdik. Organize sanayi bölgeleri de bugünkü kadar gelişmiş değildi. Koalisyon döneminde o tarihte burasının bizim açımızdan en uygun fabrika arazisinin bu bölge olduğu belirlendi. Devlet bütün izinleri verdi. Ancak işe başlamamızın birinci haftasında davalar açılmaya başlandı. Sivil toplum kuruluşları Bursa Mimarlar Odası, Bursa Barosu, Tabipler Odası, Dişçiler Odası, Ziraat Odalarının bir kısmı ‘Buradaki imar planlarında bir aykırılık var’ dediler. Kamuoyuna ‘Cargill çevreyi ve İznik Gölünü kirletiyor’ gibi yansımalar oldu. Halbuki tesis gölden daha aşağı seviyede konumlanmıştı. Akla hayale sığmayacak iddialarla kamuoyunu etkilediler. Negatif imaj oluştu. O kadar haksız bir eleştiriye maruz kaldık ki, birçok zorlukla karşılaştık. Bu zorluk devlet tarafından, idare tarafından değil, ağırlıklı olarak dönemin STK’larınca çıkarıldı.

Yağ piyasasının yüzde 20’si bizde

Yağ bizim gıda alanındaki global iş kollarının Türkiye’deki yansımalarından bir tanesi. Perakendeye yönelik üretim yapmıyoruz. Biz gıda üreticilerine ürün tedarik ediyoruz. Bisküvi, cips gibi endüstriyel gıda üreticileri ve pastaneler. Pastacılık yağları alanında 100 yıllık Turyağ markasıyla yüzde 20’yi yakaladık, pazar üçüncüyüz. Balıkesir OSB’de bu markaya çok ciddi yatırım yaptık.

Bakan Pakdemirli’ye mesaj

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin icraatlarını yakından takip ettiklerini söyleyen Tarakçıoğlu, “Bakanlığın GDO kanununu Avrupa standartlarına uygun hale getirmesini bekliyoruz. Ayrıca Türkiye’nin iklimine uygun mısır ve ayçiçeği tohumu ekiminin desteklenmesi lazım. Özellikle ayçiçeğinde Türkiye ithalatçı konumda. Oysa biz ayçiçeğini seviyoruz ve kullanıyoruz. Ama ülkenin ikliminin uygun olmasına rağmen bunu ithal ediyoruz. Bir de, Türkiye’nin ihracatta rekabetçiliğini artırması adına lojistik maliyetlerinin sorgulanması gerekiyor. Lojistik maliyetleri düştüğünde Türkiye’nin gıda ve ara mamul ihracatı ciddi boyutta artacaktır” dedi.

Sektörde kayıt dışılık var

Tarakçıoğlu: “Biz, orta büyüklükte bir firmayız. Ama çok fazla kayıt dışı ekonomi var. Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak beyin ve ekibinin bu konuya el atmasında yarar görüyorum. Çünkü kayıp çok ciddi boyutta. Türkiye’de 2,5 milyon ton şeker üretiliyor. Bunun bir kısmı endüstriye gidiyor, bir kısmı da sofra şekeri olarak konumlandırılıyor. 2002 senesi içerisinde şeker kotası çıkarıldı. Nişasta bazlı şeker üretimi de bu kotanın yüzde 10’u ile sınırlandı. Dolayısıyla nişasta bazlı şeker sektörü olarak 250 bin ton üretir hale geldik.

Talep 1 milyon ton

Öte yandan; kanun gereği bakanlar kuruluna da yüzde 10 oranındaki nişasta bazlı şeker kotasının her sene yüzde 50 artırma ya da azaltma yetkisi verildi. Öte yandan; kotanın geldiği yıl nişasta bazlı şeker sektörü 450 bin ton mal satıyordu. Aslında sektörün üretimi bir anda neredeyse yarıya indi. Gelelim kayıtdışına, 2002’de 450 bin ton talebi olan nişasta bazlı şekerde, talep bugün 1 milyon tonu geçti. Oysa bugün nişasta bazlı şeker kotası, 250 bin tonu bırakın, geçen sene itibariyle yarıya yani 125 bin tona indirildi. Öte yandan, ortada 1 milyon ton bir talep var. Bizim gayri resmi iş yapacak halimiz yok. Faturasız satamayız.”

Bu zarar hepimizin

Sektör olarak mevcut kota doğrultusunda 125-130 bin tonlar civarında biz nişasta bazlı şeker satıyoruz” diyen Tarakçıoğlu, şöyle devam etti: “Hâlbuki nişasta bazlı şekerin talep potansiyeli takribi 1 milyon ton. Kota dahilinde iç pazardaki yasal üretimin 125-130 bin ton civarında olduğunu göz önünde bulundurursak aradaki fark bu durumda ithalattan veya kayıt dışından karşılanıyor. Bizim burada fabrikalarda kapasitelerimiz atıl dururken yurtdışından döviz ile nişasta bazlı şeker ithal ediliyor. Bu durum hepimizin zararına olan bir şey.

Özelleştirmeyi doğru buluyoruz

Bildiğim kadarıyla 25 tane şeker fabrikası vardı 12-13 tanesi özelleşti. Global olarak Cargill, pancar şekeri işinde değil. Ama özelleştirmeyi kesinlikle doğru buluyoruz. Serbest piyasa ekonomisi sadece şeker için değil her konuda bence gerekli bir şey ama kanun koyucunun yönetmelik görevini yapması gerekiyor.”

2019 atak yapma yılımız

Biz 2014’te bazı satın almalar yaptık. Suudi Arabistan’da da bir ortaklığımız var. Bu yıldan beri de Turyağ, Gebze Tesisimiz ve Suudi Arabistan’daki ortaklığımızı yoluna koymak ancak üç yılımızı aldı. Dolayısıyla biz 2019’u tekrardan büyüme senesi olarak görüyoruz. Türkiye’de fırsatlar olduğuna, bizim bir şeyler yapabileceğimize, daha katma değerli işler yapabileceğimize inancımız var. Bizim amacımız var olan pazarı biraz daha sıkıştırıp arz yaratmak değil, fark oluşturabilmek. Teknolojimizi kullanabileceğimiz, farklı ürünler sunabileceğimiz, ihracatçıya yardımcı olabileceğimiz alanlar bizim için odak noktası. Yeni bir projemiz var. Yaklaşık 250 milyon liralık yatırım değeri ile farklı bir ürün grubunu da ekleyeceğiz.

Ette de global oyuncuyuz

Cargill’in işi sadece nişasta ve tatlandırıcılar değil global olarak baktığınızda gıda, yem, et bu konularda global oyuncuyuz. Amerika ve Yeni Zelenda, Avustralya’da ağırlıkta olmak üzere kırmızı et işinde varız. Türkiye’de bunu çok düşünmedik. Cargill hayvan yetiştirmiyor, sadece kesimhaneleri var.

Kendimizi iyi anlatamadık

Maalesef kendimizi çok iyi anlatabildiğimizi düşünmüyorum. Cargill bir aile şirketi ve fazla reklam yapmayı seven bir firma değil. Bugün Amerika’da da sokaktaki insan Cargill’i bilmez. Ancak endüstri ve iş dünyası bilir.

Agresif büyüyeceğiz

Bizim içinde bulunduğumuz sektörler; nişasta bazlı tatlandırıcılar, yağlar, bio-endüstriyel grup, yemler... Bunlar bizim için önemli ve bu alanlarda da büyümeye devam edeceğiz. Biz yüzü ileriye dönük bir organizasyonuz. Bazı zorluklarla karşılaştık ama yolumuzdan vazgeçmedik. Türkiye ve bölgede büyüyoruz ve büyümemiz daha agresif bir şekilde devam edecek. Artık daha çok görünmek, daha çok açılmak ve paylaşmak durumundayız.

Kadromuzun tümü Türk

Ben şirketin ilk Türk genel müdürüyüm. Bu görevi 2005’ten beri yürütüyorum. Benden sonra da bünyemizde hiç yabancı genel müdür çalışmadı. Kadromuz tamamen Türklerden oluşuyor.  Buradan yurt dışına iyi pozisyonlarda gidenler de oldu. Onların arasından bir çoğu da edindikleri yeni tecrübeler ve know-howla geri dönerek Türkiye’deki işimize katma değer sağlamaya devam ediyor. Ben kendimi burada şanslı hissediyorum.

Mısır deyip geçmeyin

Mısır çiftçisi Türkiye’de iyi para kazanır. O yüzden mısır neden bu kadar arttı? Bir teşvik neticesinde mi, değil. Mısır çiftçisi çalıştığı için o tarafa gitti. 2 milyon tonlardan 6 milyon tonlara çıktı. Mısırı sertken alıyoruz ve işliyoruz, kazanlarda kaynatıyoruz. Ucunda biraz da teknoloji var. Kaynatınca yumuşuyor... Sarı rengini veren glüten diye bir madde var, o tavuk yemine, balık yemine gider. İçinde öz denen bir çekirdek vardır. Preslenir ve mısır yağı çıkartılır. Geri kalan tarafı nişastadır.

GDO’lu mısır var mı?

Maalesef Türkiye’de mısır denince çok yanlış şekilde gündeme getirilen bir konu var ki; o da GDO. Türkiye’de GDO’lu mısır yetiştirmek tamamıyla yasak. Bu husus Biyogüvenlik Kanunu ile korunan ve ciddi riayet edilen bir konu. Ama Türkiye’de aynı zamanda bir şey gözden kaçırılıyor. GDO bulaşabiliyor. Örneğin Mısırı taşıyorsunuz kamyonlarla, limanlarda iniyor. Avrupa’da binde 9 olan GDO bulaşı tolerans sınırı Türkiye’de binde sıfırdır. GDO oranını ölçebilen laboratuvarlarımız var. Artık ciddi takip edilen bir konu bu. Biz sürekli denetleniyoruz. Sürekli bitmiş ürünlerden örnek alınıyor. GDO teknolojisi dünyada 30-35 sene önce çıkmış Avrupa ile Amerika’nın arasındaki savaştır. Bunun bir sağlık boyutu olduğuna ben şahsen inanmıyorum. Bu teknoloji Amerikan, Japon teknolojisi. Aslında Avrupa bu konuda ileri olmadığı için kendisini korumak zorundaydı ve GDO’yu yasakladı. Onlar da binde 9 oranında bir tolerans koydu.  Biz ise vur deyince öldürdük ve sıfıra indirdik. Bırakın para cezalarını, hapis cezası ile karşı karşıyayız. Sektör olarak da GDO laboratuvarımız var. Bu kadar sık uygulanan ve bizim de çekindiğimiz bir kanunu yakından takip ettiği için Tarım Bakanlığı’nı tebrik etmek lazım...

Öte yandan; bizim Cargill olarak pozisyonumuz herhangi birini tercih etmek değil, GDO’lu veya GDO’suz, pazar ve müşteri ne isterse onu sağlarız. Türkiye’de regülasyon GDO’suz, biz de buna yüzde 100 uyuyoruz. Avrupa ile uyumlu olması gerekiyor. Bu bizim sektörün değil herkesin bir derdi. GDO dediğiniz şey o kadar çok ürünün içerisinde olabilir ki...

Farklı işler de yapıyoruz

Gıda alanında mısırı hammadde olarak kullandığımız Nişasta ve tatlandırıcı grubu işlerimizden bir tanesi. Fakat Türkiye’deki tek işimiz de bu değil. Özellikle son 4 yılda yaptığımız yatırımlarla gıda alanında yenilebilir bitkisel yağlar üretmeye başlamanın yanı sıra, bioendüstriyel ürünler ve hayvan besleme ürünleri de üretmeye başladık.

AK Parti döneminde ilgilendiler

AK Parti iktidara geldikten sonra Sayın Erdoğan Başbakanken Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu’nu  görevlendirdi. Bursa’da başka problemi olan firmalar da vardı. Sayın vekil, sorunların çözümü sürecinde gayretlerini esirgemediler.

Ben olsaydım...

Öncelikle imajımıza önem vermeye, derdimizi daha iyi anlatmaya 20 sene önce  başlardım. Ayrıca Türkiye’deki tarım politikasını daha az popülist yapardım. Türkiye gerçekten bir tarım ülkesi ama iyi çalışılmamış bir ülke. Çok boşluğumuz var, çok fırsat var.

(Murat Tarakçıoglu)

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 13 Ocak 2019 Pazar 09:28

YORUM YAZ

    Günün Özeti

    Günün Karikatürü

    24 Nisan 2019