Bir asırdır Türkiye’yi inim inim inleten laikçi yobazların zulmü şimdi de yavru vatan KKTC’de hortladı. Muhalefet ve sarı sendikaların baskısıyla başörtülü kızlar okula alınmıyor.
Sebahattin Ayan İstanbul
Türkiye’deki 28 Şubat darbe dönemini aratmayan günler geçiren KKTC’de, muhalefet partileri ile sarı sendikaların laiklik dayatması yüzünden başörtülü kızlar okula alınmıyor. Gazimağusa’ya bağlı İskele ilçesinde bulunan Bekirpaşa Lisesi’nde başörtüsü ile sınava girmek isteyen öğrencilere izin verilmezken, başkenti Lefkoşa’daki İrsen Küçük Ortaokulu’nda eğitim gören başörtülü bir kız öğrenci okula alınmıyor. Mukaddesat düşmanlığıyla bilinen Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) ve seküler öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ısrarına rağmen yasaktan geri adım atmıyor. “Okullarda bireysel dini inançlara mesafeli olunması” gerektiği bahanesiyle adeta şehir eşkıyası gibi okulun girişinde tesettür nöbeti tutan laikçi yobazlar, kapıyı sadece başörtüsüz çocuklara açıyor.
SARAÇHANE AYARLI EYLEM
Patlak veren zaman ayarlı başörtüsü yasağı üzerine okula giden Milli Eğitim Bakanlığı Genel Ortaöğretim Dairesi Müdürü Yusuf İnanıroğlu’nun, çocuğun okula alınmasına yönelik talebi reddedilirken, seküler dayatmaya boyun eğen Bakanlık ise geri adım attı. Tüzük değişikliği ile başörtülü öğrencilerin derslere “bone ve bandana” ile girmesinin önünü açan Bakanlık, ana muhalefetin desteğini alan KTOEÖS’ün “KKTC laiktir laik kalacak” ve “Şeriata ve gericiliğe geçit vermeyeceğiz” yazılı pankartların açıldığı rezil eylemleri sonucu eziklik göstererek tüzük değişikliğini geri çekti.
Kıbrıs’ta yaşanan başörtüsü zulmünü ve laikçi baskıyı Akit’e değerlendiren UBP İskele Milletvekili Yasemin Öztürk, şunları dile getirdi: “Türkiye’nin karıştırılmaya çalışıldığı bir dönemde burayı da karıştırmak istiyorlar. Kıbrıs meselesiyle bağlantılı olarak oldubittiye getirmeye çalışıyorlar. Laikliği bahane edip böyle bir dayatmada bulunuyorlar. Kıbrıs bugüne kadar laiklik karşıtıydı da bugün mü laik oldu. Burada çıkarılmak istenen olaylardaki art niyeti görmek lazım. Bu zamana kadar başörtüsü tartışılmıyordu. Zamanlaması manidar. Ayrıca bugün yaşanan olayları gördüm, çok üzüldüm. Özelikle çocuk için de üzücü. Çocuğun yaşadığı tramvayı düşünmek lazım. Eğitimcilerin bu konuda daha duyarlı hareket etmesi lazım.”
İKNA ODASI KURMUŞLAR
Kıbrıs Türk Eğitimciler Sendikası (KIB-TES) Başkanı Himmet Turgut ise, şunları söyledi: “Bu süreç, geçtiğimiz şubat tatilinden sonra başladı. İrsen Küçük Ortaokulu’nda okuyan bir kız öğrenci başörtülü olarak okula gitmeye başladı. KKTC’de başörtü yasağı diye bir kanun yok. Ancak, yıllardır süregelen baskılar nedeniyle başörtüsü yasakmış gibi bir algı oluşturulmuştu. Seküler bir sendikanın yönetimi devreye girdi ve bu konuyu ideolojik bir mücadeleye dönüştürdü. Başörtülü öğrenciye yönelik baskılar arttı, okula alınmadı ve sınavlara girmesine izin verilmedi. Üstelik sınav haftası uygulaması çerçevesinde, bu öğrenciye yönelik bir baskı unsuru olarak, sınavların iptal edildiği duyuruldu. Hatta öğrenci, rehberlik servisi ve bazı öğretmenler tarafından ‘ikna odaları’na alınarak başını açmaya zorlandı. Baskılar devam ederken, hükümet kılık kıyafet düzenlemesini disiplin tüzüğü kapsamında ele aldı. Ancak gelen baskılar üzerine kılık kıyafet kurallarını tekrar okul yönetimlerinin belirlemesine bıraktı. Karşımızda gözü dönmüş bir sendika yönetimi var.
ADI KONULMAMIŞ YASAK
“Ben şu an Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin müdürüyüm. Okulumuz, adamızda imam hatip eğitimi veren tek okuldur ve 2012 yılında kurulmuştur. Şu anda okulum dışında hiçbir ortaokul ve ilkokulda başörtüsü serbestliği yok. Geçmişte öğretmenler için de benzer bir yasak söz konusuydu; başörtülü öğretmenlerin görev yapmasına izin verilmiyordu. Ancak zaman içinde bu durum değişti ve artık tüm branşlardaki öğretmenler başörtülü olarak ders verebiliyor. Bu süreçte, üniversitelerde okuyan ve stajyer öğretmen olarak görev almak isteyen başörtülü öğrenciler yalnızca Hala Sultan Koleji’ne yönlendiriliyordu. Diğer okullarda başörtülü üniversite öğrencilerinin staj yapmasına dahi izin verilmiyordu. Bu kararlar, bakanlıktan çok sendikanın yönlendirmesiyle alınıyordu. Benzer şekilde, ortaokul ve lise düzeyinde başörtüsü takmak isteyen öğrenciler için de tek seçenek bizim okul sunuluyordu. Lise çağında çocuk gelişimi okumak isteyen bir öğrenci, ısrarla ikna edilerek Hala Sultan Koleji’ne yönlendirildi ve hayallerinden vazgeçmek zorunda bırakıldı. Dolayısıyla bayramdan sonraki süreçte bunlar yine gündemde olacak. Bu konuda ne yapılması gerekiyorsa yasal çerçevede hiç kimseyi incitmeden, kırmadan, dökmeden hiç kimsenin hakkını gasp etmeden o diğerlerinin yaptığını yapmadan hakkımızı aramaya devam edeceğiz.”
RUM KESİMİNDE BİLE SERBEST!
Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Erhan Arıklı ise şunları kaydetti: “Karşımızda Kıbrıs Türkü adına konuştuklarını iddia eden, sayıları az da olsa sesleri çok çıkan, azgın ve ırkçı bir grup var. Bizi hâlâ daha eşit vatandaş olarak göremeyen bu kişilere neremizle güleceğimizi şaşırdı. Bunlara tek bir sorum var; Uğruna öldüğünüz federasyon mümkün olsaydı, Güney Kıbrıs’la birleşip AB’ye girilseydi, başörtüsüne yine karşı çıkacak mıydınız? Düşünün, Hristiyan AB’de ve Güney Kıbrıs’ta başörtüsü serbest. Müslüman Kuzey Kıbrıs’ta yasak. Bizdeki laikliğin sınırlarını evrensel ilkeler değil, ırkçı-solcu ama aynı zamanda da faşist zihniyetli sendikalar belirliyor. Savundukları Atatürk başörtüsüne karışmamıştır. Atatürk’ün annesi de başörtülüdür eşi de. Ayrıca anayasamıza göre herkesin eğitim alma hakkı vardır.”