Olumlu düşünmek, beynin ödül sistemini harekete geçirerek aşı sonrası bağışıklık yanıtını güçlendirebiliyor.
Olumlu düşünmenin bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkisi olabileceğine dair yeni bir bilimsel çalışma, zihin ile beden arasındaki ilişkinin sanılandan daha güçlü olabileceğini gösterdi. Araştırmaya göre, beynin ödül sistemi belirli zihinsel tekniklerle aktive edildiğinde, aşıya verilen bağışıklık yanıtı da güçleniyor.
Bilim insanları, pozitif düşünceyle beynin ödül merkezini harekete geçiren kişilerin, aşı sonrası daha fazla antikor ürettiğini tespit etti. Çalışma, olumlu düşüncenin hastalıkları iyileştirdiği anlamına gelmese de, bağışıklık sistemini destekleyici tamamlayıcı bir araç olabileceğine işaret ediyor.
Araştırma kapsamında sağlıklı gönüllüler, gerçek zamanlı beyin geri bildirimi kullanılan özel eğitim seanslarına katıldı. Katılımcılar, farklı zihinsel stratejiler deneyerek beynin belirli bölgelerindeki aktiviteyi artırmaya çalıştı. Performansları, beyin aktivitesi arttıkça yükselen puanlarla ölçüldü.
Dört eğitim seansının ardından gönüllülere hepatit B aşısı uygulandı. Aşıdan iki ve dört hafta sonra alınan kan örnekleri incelendiğinde, beynin ödül sistemiyle ilişkili olan ventral tegmental alanı (VTA) daha güçlü şekilde aktive edebilen kişilerin bağışıklık yanıtının belirgin biçimde daha yüksek olduğu görüldü. Bu kişilerin çoğu, olumlu beklentiler kurma ve iyi şeyler olacağını hayal etme gibi zihinsel stratejiler kullandı.
Çalışmanın yazarlarından Tel Aviv Üniversitesi’nden psikiyatri ve sinirbilim profesörü Talma Hendler, bunun insanlar üzerinde nedensel ilişki kurabilen ilk çalışma olduğunu vurguladı. Hendler, “Beyindeki ödül sistemini bilinçli olarak harekete geçirmeyi öğrenmenin, bağışıklama sürecinin etkinliğini artırabildiğini gösteriyoruz” dedi.
Araştırmacılar, yöntemin tıbbi tedavilerin yerini almayacağını özellikle vurguluyor. Çalışmanın kıdemli yazarlarından Nitzan Lubianiker, yaklaşımın yalnızca tamamlayıcı bir araç olarak düşünülmesi gerektiğini belirterek, “Aşıların veya standart tıbbi bakımın yerine geçmesi söz konusu değil” ifadelerini kullandı.
Washington Üniversitesi’nden immünoloji profesörü Jonathan Kipnis de bulguların umut verici olduğunu ancak klinik açıdan ne kadar anlamlı olduğunun daha geniş çalışmalarla test edilmesi gerektiğini söyledi. Leicester Üniversitesi’nden Jeremy Howick ise etkinin sınırlı olmasına rağmen dikkate değer olduğunu belirterek, sağlık çalışanlarının hastalarda olumlu beklentiler yaratmasının zaten maliyetsiz ve risksiz bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti.
Araştırmacılar, bundan sonraki aşamada pozitif zihinsel tekniklerin bağışıklık sisteminin diğer bileşenleri, özellikle de iltihaplanma süreçleri üzerindeki etkisini incelemeyi planlıyor.