İslami camiayı karalamak için fırsat kollayan malum medyanın ve seküler cenahın dört elle sarıldığı ve önceki gün karara bağlanan “çocuk gelin” kumpasında verilen cezalar maşeri vicdanları yaralarken, hukukçular skandal kararın İstinaf’tan dönmesi gerektiğini belirttiler.
Dini camiayı karalamak için fırsat kollayan malum medyanın ve seküler cenahın dört elle sarıldığı ve önceki gün karara bağlanan “çocuk gelin” kumpasında verilen cezalar maşeri vicdanları yaralarken, skandal karar tepkileri de beraberinde getirdi. Yaşadığı düşük sonrası ruh sağlığı bozulan ve “6 yaşında evlendirildiği” iftirasını atan H.K.G’nin yalanının mahkeme tarafından çürütüldüğü davada, Hiranur Vakfı Kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’e 20 yıl, Fatıma Gümüşel’e 16 yıl 8 ay ve Kadir İstekli’ye 30 yıl hapis cezası verilmesi, ‘bağımsız yargı, baskıya boyun eğdi’ yorumlarına sebep oldu. Başta H.K.G.’nin kemik yaşının tespiti olmak üzere sanık avukatlarının çok sayıda talebinin reddedildiği, şahitlerin dinlenmediği, FETÖ’cü psikiyatr Salih Zoroğlu vakası ile birebir örtüşen delillerin dikkate alınmadığı ve adeta bir oldubittiye getirilen kararı değerlendiren hukukçular, ‘bu dava istinaftan döner’ dediler.
Ailenin talepleri dikkate alınmadı
Akit’e konuşan Ailenin Avukatı Engin Kartal, haklılığımız er geç ortaya çıkacak dedi. Kartal şunları söyledi: “Mahkeme, en başta kemik testi olmak üzere kullanmış olduğu psikiyatrik ilaçların tespiti, bunların kendisinin üzerinde nasıl etkiler yaptığını ve kemik yaşının belirlenmesine yönelik taleplerimizi kabul etmedi. Evde doğum yapıldığına dair o dönemin şahitlerinin dinlenmesine yönelik taleplerimizi, tanıkları duruşma salonunun önünde hazır olduğunu beyan etmemize rağmen reddine karar verildi. Bütün bu usulsüz yargılamalara rağmen, bütün bu tevsii tahkikat taleplerimizin reddine rağmen, başta fotoğrafçı ve diğer dini nikâh şahitleri olmak üzere tanıkları zorla kapıya kadar getirip güç bela dinleterek, mahkemenin evliliğin daha doğrusu cinsel birlikteliğin kamuoyuna lanse edildiği gibi 6 yaşında olmadığına kanaat etmesini sağladık. Ve cezayı 12 yaşından büyük fakat 15 yaşından küçük bir yaşı baz alarak yani H.K.G.’nin nüfus kaydındaki yaşını baz alarak verdi. Ama tabii hem Yusuf Hoca’nın beyanı hem annenin beyanları hem de akrabaların gördükleri kızın 1998 tarihinde değil 1996 yılında doğduğu ve yaşının iki yaş küçük yazıldığı yönünde. Eğer kemik testine gitseydi ve yaşı objektif olarak tespit edilseydi bütün sanıklara beraat kararı verilecekti. Yani bu kadar usulsüz yargılama yapmasına rağmen, bu kadar delilleri araştırmamasına rağmen mahkeme 6 yaş safsatasını dikkate almadı. Biz dosyanın istinaftan döneceğine inanıyoruz. Çünkü tevsii tahkikat taleplerimizin hepsi ayakları yere basan taleplerdi. Maddi vakanın ortaya çıkmasına hizmet eden taleplerdir. Dolayısıyla biz adaletsizliğin er ya da geç izale edileceğine ve adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. 6 yaş meselesiyle ilgili kısmı yerel mahkemede izale edildi. Umuyoruz ki istinafta, eğer istinafta da olmazsa Yargıtay’da kızın gerçek yaşının kimlik yaşından iki yaş büyük olduğu gerçeği ortaya çıkacak ve haklılığımız aşikâr bir hale bürünecek.”
Sonuca hatalı gidildi
Avukat Harun Akdere ise, şu değerlendirmelerde bulundu: “Tabii biz dosyayı incelemedik ama kamuoyuna yansıdığı kadarıyla şunu gördük. “6 yaştan itibaren” diye bir ibare vardı ama mahkemece bunun 14,5 buçuk olarak kabul edildiğini gördük. Mahkeme mağdure beyanının gerçeği yansıtmadığını kabul etmiş. Bu durumda mahkeme beyanın bir kısmını doğru, bir kısmını yanlış kabul etmiş gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bu durumda ne yapılmalı? Başkaca maddi delillerle tarafların iddialarını ve savunmalarını ispat etmeleri için yol açılması lazım. Ama bize yansıdığı kadarıyla sanıkların taleplerinin mahkemece bir türlü kabul edilmediğini, tanıklarını dinletemediğini gördük. Yani mahkemeleri bırakın, savcılık aşamasında bile hem lehte hem aleyhte delillerin toplanması zorunluluğu varken sadece aleyhe olan beyanla ki bu beyanı da mahkemenin kısmen doğru kabul ettiğini görüyoruz. Sadece aleyhe olan beyanla sonuca gittiğini ve bu sonuca da yanılgılı olarak, hatalı olarak gittiğini görüyoruz. Dolayısıyla dosya birtakım çevreleri tatmin etmek için yeterli inceleme yapılmadan sonuçlandırılmış görünüyor. Bu, birileri memnun olsun diye verilmiş bir karar. Ben bu dosyanın istinaftan döneceğini kesin olarak düşünüyorum. Aslında burada istinafın bozma yerine kendisinin, bu mahkemenin bu konuda ehil olmadığını ispatlamış olması nedeniyle istinafın yargılamayı yapması gerektiğini düşünüyorum.”
Evlendiği tarihe göre ceza
Akdere şöyle devam etti: “Ayrıca, ortada iddia edilen suç tarihinde olmayan bir ceza miktarıyla sonuçlandırılmış bir hüküm var. Mahkeme diyor ki kız 14 yaşında evlenmiş. Sözde suçun işlendiği tarihinde 103. Maddeden verilen ceza miktarı 8 yıl iken, bunu aştığını ve mahkemenin 2016’daki yeni düzenlemeye göre cezaya hükmettiğini görüyoruz. Bununda da düzeltilmesi lazım.”