Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, soruşturma kapsamında aldığı bilirkişi raporunda, Koza Holding bünyesinde, “himmet” adı altında, kaynağı belli olmayan kayıt dışı paralara rastlandığı ve şirketlerin bunlarla finanse edildiği belirlendi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Koza İpek Holding’e ilişkin soruşturması kapsamında alınan bilirkişi raporunda, şirketlerin “himmet” adı altında, kaynağı belli olmayan kayıt dışı paralarla finanse edildiği, şüphelilerin, şirkete ait olması gereken finansal değerleri ortaklarına verdikleri, olmayan yatırımlar için muhasebe kayıtları oluşturulduğu ve borsanın manipüle edildiğine yönelik bulgulara ulaşıldığı kaydedildi.
Başsavcılık, holding bünyesindeki şirketler ile şüpheli Hamdi Akın İpek’in ortaklığı bulunan şirketlerin himmet paralarını, şirket faaliyetlerinden elde edilmiş gibi gösterip göstermedikleri, ticari faaliyetlerde açıklanamayan paraları gelir beyan edip etmedikleri, şirketlerinin kazançlarının terörizmin finansmanında kullanılıp kullanılmadığı, yurt dışına usulsüz para transferi olup olmadığı, altın üretiminde usulsüzlük bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla İpek’in evi ve ortaklığı bulunan şirketlerde yapılan aramalarda el konulan fatura, defter, dijital kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırdı. Bilirkişi raporunda, “himmet” adı altında, kaynağı belli olmayan kayıt dışı paralara rastlandığı ve şirketlerin bunlarla finanse edildiği hususunda önemli bulgular bulunduğu ifade edildi.
Raporda şu bilgilere yer verildi.
l “Şüpheli kurumlar, şahıslar ve ilgili kişiler kanunen şirkete ait olması gereken finansal değerleri kanunun arkasından dolanmak suretiyle ve ayrıca peçeleme marifetiyle ortaklarına vermişlerdir.”
l “Gümüşhane’deki altın madeni için teşvik alınıyor ama uygulamada yatırım yok.”
l “Şirketin gerçekte daha az miktarda altın çıkardığı ancak altın üretimini hayali artırdığı ve bunun sonucunda açıklanan altın üretim maliyetlerinin dünya ortalamasının çok altında kalmasına yol açtığı anlaşılmaktadır.”
l “Koza İpek Holding AŞ, 2011’de 20 milyon 706 bin 100 lira kâr elde etmiş, ancak 32 milyon 359 bin 267 lira bağış ve yardımda bulunmuştur. Yani elde ettiği kârdan fazlasını holding hesabından çıkararak, kârdan ayrı şekilde elde edilen ilaveler toplamıyla bağışta bulunulmuştur.”
l Aramalarda elde edilen dijital verilere göre, borsanın manipüle edildiği görüldü.
l “Koza İpek Holding AŞ 20 milyon 706 bin 100 lira kâr elde etmiş, ancak 32 milyon 359 bin 267 lira bağış ve yardımda bulunmuştur.
KARAR TEBLİĞ EDİLDİ
Koza İpek Holding ve bünyesindeki şirketlere geçici yönetim (kayyum) atanması kararı, holdingin Ankara’da bulunan binasındaki yetkililere tebliğ edildi. Polisler, bina önünde bekleyen gruba müdahale edildikten sonra içeri girdi.
Himmet adı altında toplanan altınlar, şirketin madenlerinde altın üretiminden kazanılmış gibi gösterildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Koza İpek Holding ve şirketlerine kayyum atanmasına ilişkin açıklamasında, “tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) finansal kaynak sağlandığı yönünde bilgi ve belgeler saptandığını” duyurdu. Savcılık açıklamasında, “İlgili holdingin ve bağlı şirketlerin bilgisayarlarında yüzlerce sayfa himmet tablolarının yer aldığı, şirket binalarında himmet adı altında toplanan altınların bulunduğu, bu toplanan himmetleri altın üretiminden kazanılmış gibi göstererek paravan şirketler aracılığıyla akladıkları ve kendilerine ait vakıflara aktardıkları, bu şekilde tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde FETÖ’ye finansal kaynak sağladıkları yönünde bilgi ve belgelerin bulunduğu belirlenmiştir” denildi.
ADLİ SORUŞTURMALARI MANİPÜLE ETTİLER
Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Holding ile bağlı şirketlerin sahibi ve mensuplarının, şirket kazançlarından örgüte finansal kaynak sağladıkları, eğitim kurumları aracılığıyla FETÖ’ye eleman kazandırmaya çalıştıkları, yazılı ve görsel medya organları aracılığıyla FETÖ’ye yönelik yürütülen tüm adli soruşturmaları maniple ederek, devlet aleyhine, örgüt lehine algı operasyonu faaliyeti içerisinde bulundukları, bu şartlarda mevcut soruşturmanın sağlıklı biçimde yürütülmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için CMK’nın 133. maddesi kapsamında kayyum atanmasının gerekli olduğu değerlendirilmiştir.”
GÜLEN DEVLETE SAVAŞ İLAN ETTİ
Paralel Devlet Yapılanması’na yönelik “casusluk ve yasa dışı dinleme” soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede, Fetullah Gülen’in devlete savaş ilan ettiği belirtildi. İddianamede şu ifadelere yer verildi: “Örgütün, elinde bulundurduğu tüm kurum ve kuruluşların sayısı ve büyüklüğü, ulaştığı mali güç ve topladığı para göz önüne alındığında dünya çapında bir istihbarat örgütü haline geldiği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne gizli, örtülü ve açıktan savaş ilan ettiği, devletin kurum ve kuruluşlarıyla mücadeleye giriştikleri ve ellerinde bulundurdukları medya gücüyle psikolojik harp taktik ve tekniklerini uyguladıkları anlaşılmıştır. Dünya siyasetine şekil vermeye çalıştıkları, örgüt liderinin kendisini dünya imamı olarak gördüğü, dünya Müslümanlarının ruhani liderliğine soyunduğu, Hristiyan aleminin ruhani lideri olan Papa ile siyasi birliktelik oluşturup, Müslümanlarca kutsal sayılan yerlerin idaresinin dahi üç dinin temsilcisine verilmesi gibi BM’ye önerge verebilecek seviyede dünya çapında dini ve siyasi argümanlar organize etmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı paralel yapılanma teşkil ettirdikleri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel siyasetlerine aykırı siyaset geliştirip uygulamaya koymaya çalıştıkları göz önüne alındığında Paralel Devlet Yapılanması’nın gücü ve boyutları daha iyi anlaşılacaktır.’’
PDY’YE AİT KURULUŞLARIN SAYISI
İddianamede, “Örgütün Denetimi Altında Bulundurduğu Kuruluşlar” başlığı altında, örgüte ait kuruluşların sayıları şu şekilde sıralandı: “Dershane 1306, okuma salonu 111, özel okul 985, dernek 1321, vakıf 97, üniversite 17, şirket 1272, yurt 833, yayın organı 45, sendika 35, STK 7, sigorta şirketi 3, banka 1, gençlik merkezi 4, kreş 10, sosyal tesis 2.’’
FBI GÜLEN’İN ENSESİNDE
ABD’de “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması”yla (FETÖ/PDY) ilişkili okulları yöneten şirketlerden Concept Schools’a yönelik Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle başlattığı soruşturmanın devam ettiği öğrenildi. Öte yandan, Fetullah Gülen’in yaşadığı Pensilvanya eyaletinde Paralel Devlet Yapılanması’yla ilişkili bir okul haziran ayında kapatıldı.
Hukukçular, Koza Holding’e kayyum atanmasını değerlendirdi.
KAYYUM ATANMASI HUKUKA UYGUN
RAMAZAN ALKAN / ARDA ŞİMŞEK - Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) finans kaynağı olarak bilinen Akın İpek’e ait şirketlere ve yayın organlarına kayyum ataması yapılmasını yorumlayan hukukçular, “Geç kalınmış bir karar” değerlendirmesinde bulundu. Örgüt hakkında süren soruşturmalar neticesinde bu yapıya destek veren kuruluşlara “bağımsız yöneticilerin” atanmasının hukuki olarak doğal bir süreç olduğu belirtildi.
“GEÇ ALINMIŞ BİR KARAR”
28 Şubat davasının müdahil avukatlarından Av. Bülent Demir, “FETÖ bir terör örgütüdür. İlk başta bunun bilinmesi lazım ve bu örgüte destek veren medya kuruluşları da örgütün yayın organları olduğu için bunlarla ilgili yapılan hukuki işlemler gayet normaldir. Paralel yapının yayın organları Türkiye’nin geleceğini karartma yönünde haberler yapıyor. Koza İpek Holding’e ait şirketlerde bu örgüte finansal destek sağladığı için büyük tehdit oluşturuyor. Bu yüzden söz konusu şirketlerin başına devletin yönetici ataması gayet doğaldır. Hatta geç kalmış bir karar olduğunu düşünüyorum” dedi.
“KAYYUM ATANMASI HUKUKİ BİR SÜREÇ”
Av. Özkan Ertekin ise, kararın hukuki bir süreç olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Kayyum atamasını hükümet yapmıyor, adli makamlar yapıyor. Buna bir itirazları varsa bunun başvuru mercii yine hukuk yollarıdır. İddianamelere terör örgütü olarak geçmiş bir yapının yayın organlarına kayyum atanması gayet normaldir. Hukuk devletinde hukuk konuşur. Yapılan işlemler paralel yapının dediği gibi hukuksuz değildir.”
Avukat Müşir Deliduman, tüzel kişilerde yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel teşkil edecek hususlar olduğunda kayyum atanması yapılabileceğini ve Koza İpek Grubu’na da bu çerçevede kayyum atandığını söyleyerek, “Mali birimlerce yapılan incelemeler neticesinde suçun bu şirket faaliyeti çerçevesinde işlendiği ve FETÖ örgütünün mali finansörler arasında yer aldığı kuvvetli şüphe sebepleri ortaya çıkmıştır. Terör örgütü finansmanı şüphesi altında olan bu şirketlere kayyum atanması hakkaniyete uygun ve hukukidir. Kaldı ki suç mahsulü olan para ve eşyaya da el konulma kararı verilmelidir. Bu karara yapılan eleştiriler örgütü temiz göstermeye yöneliktir. Kötü niyetli yaklaşımdır. Kayyum ataması ile birlikte suç mahsulü olan paralara menkul ve gayrimenkullere de el konulma kararı verilmedir” diye konuştu.
AK Parti Eski Milletvekili Avukat Hüsnü Tuna da, kayyum atanmasına ilişkin kararın Türkiye Cumhuriyeti yasalarında mevcut olduğunu ve FETÖ ile ilgili soruşturmada böyle bir karar alındığını ifade ederek, “Bu nedenle de yasalara aykırı olduğunun iddia edilemeyeceği kanaatindeyim. Neticede terörün finansmanı ile ilgili bir soruşturma var. Hatta yönetim kurulu başkanı Akın İpek’in FETÖ’nün lideri olarak kabul edilen Fetullah Gülen’in bir gülüşüne dünyaları verebileceğini beyan eden bir ifadesi var. Dolayısıyla Gülen’le olan ilişkisini itiraf etmiş oluyor. Bu aşamada yapılanların hukuka aykırılığı düşünülemez. Soruşturma tamamlandığında suçsuz oldukları ortaya çıkarsa o zaman gereken yapılır zaten” dedi.