• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Eşref Sencer Kuşçubaşı'nın gizemli hayatı

Yeniakit Publisher
2018-03-05 12:41:00 - 2018-03-05 12:49:58
Eşref Sencer Kuşçubaşı'nın gizemli hayatı

İşte Osmanlı dönemindeki istihbarat teşkilatı 'Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu olan ve Kurtuluş Savaşı sonrası vatan haini ilan edilerek ülke için tehlikeli kişiler arasında yer alarak sürgün edilen Eşref Sencer Kuşçubaşı'nın gizemli hayatı.

İşte Eşref Sencer Kuşçubaşı gizemli hayatı;

Eşref Sencer 1912 yılında "Teşkilat-ı Mahsusa" yı kurar. "Özel Teşkilat" demektir. 1970 lerin Özel Harp Dairesi, Özel Seferberlik Dairesi, istihbarat dairesi karışımı bir daire. Eşref Sencer'in kurum adı "Süleyman Askeri" dır.

Ülkenin işgal edilmesi halinde direnişinin düzenlenmesi bu dairenin temel görevidir. Bu amaçla ülkenin çeşitli yerlerinde gizli silah depoları kurulur, gizli direniş güçleri, hiyerarşik düzenlemesi yapılır.

Bu projelerden bir tanesi Kurtuluş Savaşının temelinde büyük önem taşır. Yapılan planlamaya göre başkent Istanbul'un işgali halinde padişahın Ankara'ya kaçırılması ve direnişin buradan organize edilmesi hesap edilir. Bunun için Istanbul'dan Anadolu'ya adam kaçırma işini organize edecek birimler ve bunların eğitimi sağlanır. Aynı şekilde Istanbul'dan silah kaçırma ve Anadolu'ya aktarma planları hazırlanır. Ayrıca haberleşmenin sağlanması için Istanbul- Ankara arasında gizli bir telgraf hattı kurulur. Hani bildiğiniz meşhur "Kuşçu Telgraf Hattı".

Şimdi, bize tarih derslerinde okutulan Kurtuluş Savaşındaki Istanbul'dan Anadolu'ya adam ve silah aktarma olaylarını, direniş merkezi olarak Ankara'nın seçilmiş olmasını, o meşhur haberleşme sisteminin ne olduğunu lütfen bir de bu zaviyeden değerlendirin.

Fakat ben bu büyük başarının temelini oluşturan Eşref Sencer'in akibetini özetle anlatmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi savaş sonrası vatan haini ve ülkeye tehlikeli olarak belirlenen "150'likler" listesi ile ülkeden sürgüne gönderildi.

Bir oğlu, iki kızı vardı. Oğlu daha sonra tehlikeli kişi olarak belirlendi ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Memleketinde, Söke' de yakalandı. Ancak sarhoş karakol komutanının zaaflarından istifade eden Cankat Hoca'nın o sırada orada asker olan babası vesilesi ile kaçırıldı.

Daha sonra bunlarla ilgili af çıkınca Eşref Sencer ülkeye dönüp köyüne yerleşti. Oğlu da gizlendiği yerden ortaya çıktı.

Eşref Sencer hayatının geri kalanında ülke yöneticilerine küs olarak yaşadı. Kendisini unutturmak istedi. Sessizce vefat etti, sessizce köyünde defnedildi. Çünkü herkes unutmuştu. Daha sonra ölen oğlu da babasının yanına defnedildi.

Yıllar sonra bazı tarihi bilgiye sahip olanlar bundan 10 sene önce onun köyünden geçerken mezarlıkta kırık mezar taşına rastladılar. Konu medyaya yansıdı. Devletin ilgili kurumu vefa göstermek istedi ve mezarını yaptırmayı Izmir'de yaşayan kızlarına söyledi. Kızları, "babamız ülke yöneticilerine küs idi ve asla güvenmiyordu, kendisini hep unutturmak istedi, kimsenin çıkarsız bir şey yapmayacağına inanmıştı, babamızın kırık mezar taşı aslında kalbini yansıtıyor, mezara dokunmayın" dediler ve izin vermediler.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23