Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan 'Eşit vatandaşlık mı?' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Eşit vatandaşlık diye Bilfen düşürülmez. Aslında işin doğrusundan başlayarak oraya gelmemiz, onun yeterli olup olmadığını değerlendirmemiz gerekirse,
Rabbül Alemin ayeti kerimede, biz Müslimlerle mücrimleri bir tutar mıyız buyurmaktadır. Yani salt eşitlik adalet değildir, hakkaniyet değildir.
Yani insanların çapına göre, kişiliğine göre, kimliğine göre hakla batıl bir olur mu? Suçla vazife bir olur mu? Suç işleyenle işlemeyen, bilenle bilmeyen, cennetle cehennem bir olur mu? Hatta öyle bir yere geliniyor ki, önce bunlar eşitlenerek bir sonraki adım nedir biliyor musunuz? Kötülüğü üstünlüğe üstün tutuyorlar. İyiliğe üstün tutuyorlar. Cürümü barışa üstün tutuyorlar.
O hale geliyor. Öyleyse, işi baştan doğru tutmak, Müslim, barışçıl olan, insanlıktan yana, haktan hakikatten yana, selametten yana olanla, cürüm işleyen, suç işleyen, kabahat eden, hapishanelik olan, tımarhanelik olan birisi bir olabilir mi? Asla, eğer burada bunları eşitlerseniz, kötülüğü taltif etmiş, iyiliği baskılamış olursunuz. Orada iyilik gelişmez, orada kötülük gelişir.
Orada suç gelişir. Orada mikrop çoğalır. Şu andaki toplumun hali de çoğu kere böyle. Çünkü sap samana karıştı. Hak hakikat taltif edilmek yerine levm ediliyor. Kötülük, pislik, başıboşluk, ipsizlik, sapsızlık yüceltiliyor.
Öyle bir toplumda yeni nesil nasıl yetişir? Yoksa Allah bütün bunları bize yük olsun diye değil. Bakın Allah'ın dini bize yük olsun diye değil. İnsanlığı kolaya, güzele, iyiye yönlendirmek için.
Ama birileri o yolun ortasına oturursa, engel olursa, tabii ki bunlar zorlaşır. Yürümek zorlaşır, gitmek zorlaşır. Şu anda İslam'da bir zorluk insanlar hissediyorsa, demek ki orada bir bit yeniği var, bir parazit var, bir sıkıntı var.
Yoksa İslam tamamen kolaylık, kurtuluş, felah, refah, huzur, saadet ve bu batılla, habasetle bir olur mu? Değil. Ve buradan mesela yürüyelim eşit vatandaşlık tabiri değil mi? Çünkü birçok böyle çağdaş, kelli felli devletlerde, rejimlerde bizim vatandaşlığımız hepimiz eşittir denir.
Bir defa bu yanlış. Niye eşit olsun doğruyla yanlış? Gelişkinle, ilkel, neyse o. Bir defa bu da yanlış da. Geçtik oradan bakın mesela.
Bu eşitlik neyle ölçülüyor? Bürokrasi de diyor, sen diyor en tepeye kadar gelebiliyor musun? Öyle mi? İşte şu etnisite bu etnisite en tepeye kadar gelebiliyor mu? Yahu mesele sadece etnisite mi? O senin dar gözünden. Sen çünkü hakkı, yani taşları bağlamışsın, itleri serbest bırakmışsın. Bak diyor bütün itler eşit.
E taşı bağladın, itler eşit, itler istediği kadar itlik yapıyor. Yani onu engelleyecek mekanizmayı bağlamışsın. Bütün etnisite eşit diyor.
Mesele etnisite değil ki. Etnisite o üzerinden, etnik yapı üzerinden insanlar değerlendirmek. Zaten cahili kafa. İslam buna hiç tenezzül etmemiş. Sen bir defa oradan kaybediyorsun.
Öyle mi? Mesela adam kendi dili de etnik dil der. Ben de diyorum ki Kur'an'ın dili. Kur'an'ın dili, ecdat bin sene bunu konuşmuş.
Bana niye bu hakkı vermiyorsun? Niye bana Yunan alfabesini dayatıyorsun? Geçtik onu. Bakın birçok müminde, müslimde ben bunu doğal olarak yaşamışımdır. İnsanlar idareci olmak istemez.
Bırakın bürokrasinin son noktasını. Daha ilk noktasında bile istemez. Niye? Masaya oturacak, onur köşesinde, şeref köşesinde putlaştırılan resim. Herhangi bir şahsın resmi, mümin, müslim yani mücrim olmayan bile olamaz da. Adam cürüm işlemiş. Kime? Allah'a karşı. Allah'ın sistemine karşı.
Allah'a kalkışma. Ne demek Siyoni laikçilik? Allah'ı ben Allah'ın ülkesinde istemiyorum. Allah karışmasın halka, devlete.
Haşa. Bundan daha büyük darbe var mı? Bundan daha büyük habaset var mı? Bundan daha büyük kötülük var mı? Allah'la kulların arasına girmek. Geçtik sıradan birisi bile olsa olmaz da. Birde tapınanlar var, putlaştırılıyor.
Orada kim olması lazım? Bir müminin şeref köşesinde kim olması lazım? Allah değil mi? Allah'ın ismi olması lazım. Peki ben eşit vatandaşsam, eşitsem. Ben orada neyi görmek isterim? Allah'ın ismini görmek isterim.
Bakın. Allah'ın ismine, Resul'ün ismini bile eş tutamam. Böyle bir şey yok benim kıblemde.
Bakın. Ancak Allah. Dünya da Allah'ın. Doğunun da Batı'nın da Rabbi O. Bakın hiç kimse bunu gündeme taşımadı. Ben yıllardır taşıyorum. Kur'an'ı Türkçe'yi de taşıyorum.
Kur'an'ın özünü de taşıyorum yani. Ne demişti Allah Teala? O ehli kitaba söyleyin aramızdaki seviyeli kelimeye gelelim. Seviyeli kelimeye.
Yani Allah'tan başka ilah olmadığına gelip buluşalım. E ben de onu teklif ediyorum. Kardeşim benim, ben bir bürokrasi de bir idareci olduğum zaman, ben Allah'tan başkasını istemem kıblemde, makam Şeref köşemde.
Nebi aleyhisselamla o Mekke müşriklerinin ana problemi şuydu. Ölüm döşeğindeyken Ebu Talib dedi ki o müşriklere, şu yeğenime tahammül edemediniz. Onlar da dediler ki, eğer şu bizim putlaştırdıklarımıza el sürseydi, onu meşrulaştırsaydı, hiçbir sorun kalmazdı.
Anahtar bu, bitti. O zamanda Hubel diye bir resmi putları vardı onların, hatta salih insanların heykeli ya. Allah'a karşı duranların değil.
Allah'a yaklaştırıyor denmiş? Öyle bile olsa Allah onların heykelini, resmini putlaştırmayı istemiyor. Allah'a eş koşturmasını istemiyor. Hristiyanlar la niye ayrıştık? Bu sebeple İsa Nebi'yi heykelleştirip, saygı duruşu, tapınmalar vesaire onu ilahlaştırmalarından.
Muhammed Nebi'ye de yapılmaz bu. İstemediler Nebiler zaten bunu. İsa Nebi'ye de Allah-u Teala Kuran'da soruyor, sen mi böyle yaptın? Haşa ya Rabbi. Bitti. İblis bile bunu istemez. Bu ne peki?
Bakın, Mekke müşriklerin Nebi'yi aleyhisselamla veya bütün müşriklerin Nebi'yi aleyhisselamlarla ayrıştığı nokta bu.
Ben o zaman ne yapmış oluyorum? Bırak el sürmeyi. Ne dediler? Sen şu bizim ulularımıza el sür, ondan sonra her yol senin.
Nebii aleyhisselam, O ne buyurdu? Güneşi sağ elime, ayı sol elime verseniz ben bu davadan vazgeçmiyorum. Neydi dava? Allah'tan başka ilah olmamalıydı. La ilahe illallah dedi.
Bu nasıl bir eşit vatandaşlık ya? Sen benim canıma okuyacaksın. Benim imanımla oynayacaksın. Benim geleceğimle, ahiretimle oynayacaksın.
Allah'la arama gireceksin. Oraya o Mekke müşrikleri gibi hubeli, büstü, heykeli veya resmini, ismini sokuşturacaksın. Benim imanımla oynayacaksın.
Bakın bunlar şaka değil bunlar. Bunlar şu anda namaz, oruç, hac, zekat onlar buna bağlı. Bu varsa o var. Bu yoksa onlar yok. Hatta onlar yoksa bile imanınız varsa, İsa Nebi bile şehitlerin şahı. Onun zamanında nüsuki ibadet mi vardı? Üç yıl nebilik yaptı. İman vardı, iman
Ama bu hakkı haykırdı. İman varsa cennet var, gelecek var. İman yoksa, amel de olsa onun altı boş, içi boş, özü boş. Kıymeti yok. İman varsa üstüne kat çıkıyorsun. Temel varsa kat çıkıyorsun. Temel yoksa katı nereye çıkıyorsun? O kat sana sadece masraf, israf.
Dolayısıyla buradan eşit vatandaşlık nerede ya? Burada eşitlik var mı? Canıma okuyorsun benim. Cebinde taşıdığın parada da öyle.
Bak, putlaştırılmayan birisi olsa, doğa resmi, şu, bu, veya kişi bile olsa o kutlaştırılmasın yeter. Allah'ın salih bir kulu bile putlaştırma yok, olmaz,olamaz.
Ama iş o aşamaya gelmişse ve onu sen en değer verdiğin şeref köşesinde veya parada onu bulunduruyorsan bu bir sorundur. Cebinde bilmem o müşriklerin taşıyıp da hemen Bilal Habeşi'ye Hubel de, Hubel de dedikleri gibi şu anda da benzer şeyler.
De şunu de, şunu de diye zorbalıklar. Bakın o zaman o ne dedi? Bilal köleliğine rağmen ehad ehad. Bir Allah, gerisi yallah. Biz Bilal Habeşi kadar hür değil miyiz? Sorgulayalım, acaba.
Eşitlik nerede? Halbuki benimle o eşit olabilir mi? Ben kendi resmini veya kendi babamın resmini veya kendi atamın resmini de koymuyorum Öyle mi? Bir sürü ata var. Alparslan'dan tut bir atatürk. Başka bir sürü atatürk. Değil mi? Ben herhangi birine bu şekilde davranıyor muyum? O zaman desen ki sen ona davranıyorsun. Tamam.
Ben de bunu bu şekilde istiyorum desem, Ha orada eşitlik diyebilirsin. Ben zaten ondan vazgeçmişim kardeşim. Ben senin gibi süfli, rezil, erzel değilim. Adi, basit değilim. Ben aşkınım. Beşeri tapınmalar istemiyorum
Ben Allah'tan başkasını tanımam diyorum. Sen bunları eşit tutamazsın. Bu eşit olamaz ki.
Bu eşit olur mu? Allah Müslümanlarla mücrimi bir tutar mı? Bu matematiğe de aykırı, akıl, mantık, vahiy hiçbir şeye uymaz bu.
Hadi geçtik sakt eşitlik. Salt eşitlik de yok ta. Sen bu şekilde bana bürokrasinin en alt tabakasında bile bu şekilde bana alan açmıyorsun.
Öyleyse benim İslami kimliğimle bürokrasinin en tepesine kadar taşınma hakkım var mı, yok mu? Aklı olan söylesin. Bunun böyle gündem eden var mı? Gündemini bile yasaklamışlar ve zihinler köleleşmiş.
Zihinler bunu düşünemiyor. Bunu sorgulayamıyor. Zihinler köleleşmiş. Ondan sonra dini de kullanıyor. Çünkü dinin aslı olmayınca hak gidince batıl gelir. Hak gelince batıl gider ama hak gidince de batıl o boşluğu hemen doldurur, dolduruyor.
Birisi Trump bile ben Mesihim diyor. Artık bu kadar. Nebi katilleri, Siyoni katiller Nebilerin mirasına arz-ı mukaddese konmaya kalkıyor.
Niye? Hakkı kovaladılar. Bakın herkesin zihni köle zihniyeti çalışır. Batılı sorgulayamaz, hakkı arayamaz, bulamaz.
Allah ve İslam bizi hürleştirmek için. Öyleyse biz en azından şunu diyebiliyoruz bakın etnik veya kişisel çıkarımızdan değil savunduğumuz haktan dolayı üstündür, hak üstündür.
Dolayısıyla savunan bizler de o hak vesilesiyle üstünüz. Eşit değiliz kardeşim. Ha şu anda Allah mühlet veriyor, seni yaşatıyor. Allah o kadar yüce ki seni bile yaşatıyor.
Teknoloji de Allah'ındır. Aslında müminlerin kullanması lazım. Ama hadi geçtik. Bari en azından sıradan eşitlik.
Eşitlik nerede? Salt eşitlik de yok. Bakın eşitlik falan yok. Eşitlik o batıl dinleri arasında, inanışları arasında. Çünkü hakkı kovaladılar vs.
Dolayısıyla bakın bizler eşit vatandaş olmadığımızı bilelim. Ve hakkımızı isteyelim. Hakkımızı isteyelim. Hakkaniyeti isteyelim.
Bundan daha doğal bir hak yok. Allah'a saygı, Allah'a ittiga, buradan geçiyor. İman buradan geçiyor.
Ki buraya taşıyacak bir mekanizma da en azından şu anda eşit vatandaşlık. Öyle ağzınıza doladığınız şeyin hakkını verin. O bile zaten çok adi bizim değer dünyamızda. O kıymetsiz ama siz orada bile değilsiniz diyebilecek aşkınlığı ortaya koymamız lazım. Allah'a itaat buradan geçiyor.
Hülasa Allah Müslümanları ve Mücrimleri bir tutmaz. Bunlar eşit olmaz. Allahla, yaratanla, yaratılmış hiç eşit olmaz.