• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

''Çırılçıplak ortada kalırlar!.. ''

Yazar Osman Diyadin son günlerde gündemde olan darbe söylentileri ile ilgili bir yazı kaleme aldı.

2020-02-19 13:54:00 -
''Çırılçıplak ortada kalırlar!.. ''

Darbe söyletinilerinin ortaya atılmasıyla eski Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ile yaptığı sohbetin aklına geldiğini söyleyen Yazar Diyadin, Büyükanıt'ın “Eğer TSK böyle bir girişime kalkarsa yapanlar çırılçıplak ortada kalır…” ifadelerini kullandığını belirtti.

Çırılçıplak ortada kalırlar!..

Türkiye kritik bir süreçten geçerken birilerinin darbe söylentilerini ortaya atması karşısında rahmetli Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ile yaptığım sohbet ve sonuçları aklıma geldi...Neler konuşmuştuk...

 “Darbe tehlikesi var” şeklinde sözler gündeme gelince, Genelkurmay eski Başkanı rahmetli Org. Yaşar Büyükanıt Paşa gelir aklıma…

Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı dönemlerinde bir   gazeteci olarak  yaptığım ziyaretlerde karargahta kendisi ile çok özel sohbetlerim olmuştur…

Sanırım 2006-2007 yılıydı…

O günler yine Türkiye'nin en hareketli günleriydi…

AK Parti iktidarının üzerine sözde “İrtica” söylemleri ve “Laiklik elden gidiyor” sloganları ile gidiliyordu.

Yine ortalıkta darbe söylentileri dolaşıyordu…

Cumhuriyet mitinglerini, “Ordu göreve” pankartlarını, bazı eski emekli komutanların Türkiye'yi dolaşarak panellerde yaptıkları konuşmaları hatırlarsınız…

Yani hava yine pusluydu…

Karadeniz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak görev yaparken, kendisini Genelkurmay Başkanlığı makamında ziyaret etmiştim…

Dönemin Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Trabzonlu hemşehrim Org. Aslan Güner Paşa, dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri en son olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan hemşehrim Org. Salih Zeki Çolak Paşa'yı da ziyaret etmiştim..

Büyükanıt'ın kader arkadaşlarıydı..

Peki neler konuştuk..

Yaşar Paşa ile makamında sohbet ediyoruz…

Konu “Darbe” söylentilerine gelmişti…

 “Paşam ne oluyor” diye sormuştum…

Cevabı çok anlamlı olmuştu…

Dedi ki;

“Bu ülkede öyle darbe marbe işleri artık kolay değil.

12 Eylül'de bu ülkenin büyük çoğunluğu günün şartlarına göre ordunun el koymasını istedi.

Abi kardeşi öldürüyor, her gün onlarca insanımızı sağ sol davasına kaybediyorduk.

Halk gibi iş dünyası da, sivil toplum örgütleri de akan kanın durması için çareyi orduda aramıştı…

O günün şartları ile bugünün şartlarını kimse yan yana getirmeye kalkmasın. 12 Eylül olayı bambaşka bir olay.

Bugün ile o günü kıyaslamak büyük bir hata olur.

Bugün TSK böyle bir darbe girişimine kalkarsa bilinmeli ki çırılçıplak ortada kalır. Bu ihaneti hem orduya hem de millete kimse yapamaz…”

(12 Eylül darbesi sonrası bu ülkede çok büyük acılar yaşandı…

Masum insanların neler yaşadığını bilmeyen yok.Nitekim 12 Eylül  daha sonra Tayyip Erdoğan'ın kararlılığı ile yargılandı, darbeci komutanların rütbeleri söküldü.Darbenin iyisi kötüsü olmayacağı her darbenin millete darbe olduğu gerçeğinin cezası kesilmişti.)

Kıssadan hisse gibi bir söz…

“Eğer TSK böyle bir girişime kalkarsa yapanlar çırılçıplak ortada kalır…”

(15 Temmuz gecesi bunu yaşamadık mı?)

Bakın şu fotoğrafa…

Paşa ile sohbetimiz sürdü…

Laf döndü dolaştı siyasete geldi…

Yaşar Paşa yine ilginç mesajlar verdi…

“Siyasette bugün bazı kırılmalar ve tartışmalar yaşanabilir. Ama bugün direkt halka endeksli siyaset yapan bir lider var.

Tayyip Bey halk siyaseti yapıyor. Halk kendisine büyük destek veriyor.

Ve bunu da başarıyor.

Bak bir örnek verelim.

Erdoğan kendisini 5. kattan çay içmeye davet eden Ayşe teyzeyi kırmayıp  asansörü dahi olmayan evin 5. katına çıkıp oturup onlarla çay içiyor.  Tayyip Bey'in arkasında açık halk desteği var.”

Paşa darbe söylentilerinin olduğu o günlerde kendisine ülkenin en önemli üç iş insanının ziyarete geldiğini “Aman paşam darbe söylentileri gibi bir şeyler duyuyoruz. Sakın mahvoluruz” dediğini de anlatıyordu…

Allah rahmet eylesin FETÖ ile askeri okulda görev yaparken  ilk mücadeleyi yapan isim de Yaşar Büyükanıt'tı.

Askeri okulda 40 öğrencinin okulla bağını kestiğini, o günlerden bugünlere FETÖ'nün kendisini hedef seçip Genelkurmay Başkanı olmasının önünü kesmeye çalıştığını anlatmıştı…

Şemdinli'deki kitabevi bombalanması olayını üzerine yıkıp orada bulunan askerler için “Tanıyorum iyi çocuklardır” dediği gerekçesiyle Genelkurmay Başkanı olmasının önüne geçilmek istenildiğini de belirtmişti.

Çünkü Yaşar Büyükanıt FETÖ için tehlikeydi…

Hatırlayın o günün savcısı Ferhat Sarıkaya'yı..

Sonra o savcı neden ihraç edilmişti..

FETÖ'cü olduğu tescillenmişti…

Madem Yaşar Büyükanıt Paşa artık aramızda değil…

27 Nisan e- muhtırasının çok çarpıcı yönünü de sizlere aktarmak isterim…

Belki de ilk kez okuyacaksınız…

 “Gece o bildiriyi ben yazdım ve yayınladım. Kimsenin bilgisi yok” demişti ya Paşa…

Evet…

Doğru…

Yaşar Paşa neden böyle bir bildirinin altına imza atarak kendini adete feda etmişti.

Yazdığı bildiriye katılmak mümkün değildi…

Demokrasiye müdahaleydi...

Peki asıl niyet neydi?

Bence tahminim ve  sohbetten edindiğim gözlemim, ordunun ve devletin selameti için kendini feda etmişti..

O günlerde ordu içinde çıkan darbe söylentilerinin, “genç subaylar rahatsız” şeklinde medyaya servis edilmesinin altyapısı olduğu aşikardı…

Bunu bu ülkenin Genelkurmay Başkanının bilmemesi mümkün müydü?

Hatta hatırlayın yine bir ara ordu içinde Paşa'yı zehirlemek isteyenlerin olduğu söylenmişti…

Yaşar Paşa ordu içindeki bu yapıyı çok iyi biliyordu…

O günün isimlerini yazmak istemiyorum ama ordu ve ordu dışındaki emekli komutanlarla buluşan bir yapı, Yaşar Büyükanıt'a karşı “Siyasete neden müdahale etmiyor” diyerek içten içe savaş açmıştı…

Yaşar Paşa gaza gelmiyordu…

Ama gazı alması gerekiyordu…

İşte demokrasi karşıtı o bildiri belki de  ordunun gazını almak içindi.

Bir darbe çığırtkanlığının hatta darbe girişiminin önünü kesen bu bildiri ile Yaşar Paşa belki de kendini feda ettiğini anlatıyordu!..

Bazıları olur mu böyle şey diyebilir!.

Bildiri yi hiç bir zaman  hükümete karşı muhtıra olarak kabul etmeyip "O bildiri yi gece tek başıma ben yazdım ve yayınlattım." demenin sizce anlamı ne olabilir di?

Bakın o bildiri nedeni ile sadece siyasette Paşa ağır şekilde eleştirilmedi askeri özellikle emekli komutanlar tarafındanda "Bu bildiri iktidarın işine yaradı" diye yerden yere vurulmadı mı?

Hepsini üst üste koyup iyi düşünün!..

O bildirinin gerçek amacı ne olabilir di?

Bakın dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olduktan sonra dahi Yaşar Büyükanıt'a karşı tek bir ağır eleştiride bulunmadı…

Varsa gösterin…

Ya  sır gibi Dolmabahçe Zirvesi!..

Perde arkası için herkes bir şeyler üretiyor?

O dedi, bu dediye bakmayın…

Biri ebediyete intikal etmiş, diğeri hayatta olan ülkenin Cumhurbaşkanı arasındaki iki kişi arasında kalan bir sır olarak kaldı artık!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Yaşar Büyükanıt konusunda her zaman hassas bir duruş gösterdi…

Kırıp dökmedi…

Emekli olurken Paşa'ya devlet şeref madalyası verdi…

Paşa'ya zırhlı araç verdi…

Vefatının ardından Yaşar Büyükanıt'ın yakınlarını telefonla arayarak başsağlığı diledi…

Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yapmış Kenan Evren için taziye mesajı yayınladı mı?

Hayır…

Yani o bildirinin ardından bile ilişkileri hep sağlıklı oldu…

Yaşar Büyükanıt Amerikancı bir paşa hiç olmadı…

Amerika'da hiçbir eğitim almadı…

Sohbetlerimizden edindiğim izlenim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 Nisan e muhtırası ile dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt Paşa'nın “Genç subaylar rahatsız” denilen ordudaki bir takım mihrakların gazını aldığını anladı…

Peki  15 Temmuz hain darbe girişiminde ne oldu...

Sonuç ne oldu?

Darbe girişimine kalkanlar Yaşar Büyükanıt Paşa'nın o gün bizlere söylediği gibi çırılçıplak ortada kaldı…

Rezil oldular…

Eğer bugünde böyle bir söylenti varsa, böyle bir girişime kalkılırsa o girişime kalkanlar bu kez sadece çırılçıplakta ortada kalmazlar!..

Çünkü Türkiye eski Türkiye değil…

Çünkü Türk milleti artık kayıtsız değil..

DEVLET BEYİN  TAYYİP ERDOĞAN DERSİ!..

Bugün Türk milleti çok daha dikkatli olması gereken yeni bir sürece girdi...

2023'e  yol alındıkça  bu süreç çok daha hassas olacak...

Çünkü oyun bitmedi ve  çok büyük…

2023 iç ve dış mihrakların son barutları!..

Her türlü oyun devreye girmiştir girecektirde...

İşte gördük Gezi davasındaki tahliye  kararlarını...

Böyle bir ortamda böyle bir kararın arkasında kimler  olabilir!..

Delil yokmuş!

İyi niyetle başlayıp(!) sonra bir anda her türlü terör örgütlerininde müdahil ve katılımcı olduğu Hükümeti devirmeye yönelik ortalığı yangın yerine çeviren Gazi Olaylarının aktörleri  kimlerdi?

Şu bir gerçek ki  Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan üzerindeki oyun hiç bitmedi.. Türkiye'nin geçtiği kritik süreçte içeriden ve dışarıdan bir takım odaklar buna siyaset de, yargı da dahil  “Cumhurbaşkanı Erdoğansız bir Türkiye” için her gayri meşru yolu denemeye devam ediyor..

Eski yol arkadaşlarını dahi karşısına dikmeyi başaran bir operasyon!

Çünkü;

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilk kez bütün dünya karşısında; Bağımsız bir duruş sergilemesi, bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalmayıp operasyon yapabilecek güçte olması, içeriden ve dışarıdan sosyo ekonomik saldırılar karşısında dimdik ayakta kalmasından rahatsızlar..

Bahçeli liderliğindeki MHP  şer odaklarının Erdoğan'ı yalnızlaştırma planlarını bozuyor.

Terör ile mücadele de tarih yazılıyor...

Dış politika ilk kez bu kadar yerli vce milli...

Milli Savunma Sanayi kıskandırıyor...

Ekonomide olağanüstü mücadele veriliyor..

Hakan Fidan'ın başkanlığında milli istihbarat  hem içeri de hem dışarıda kuş uçurtmuyor..

Tayyip Erdoğan ile dünyada sözü dinlenen bir lider gerçeği yaşanıyor...

İç ve dış şer odakları "Ne yaptıysalar yakamamamın" acısını yaşadıkça çıldırıyor..

Ve bir  anda ortaya çıkan ABD hükümetine bağlı düşünce kuruluşu RAND Corporation'ın Türkiye'nin iç ve dış politikasını mercek altına alan raporunun ardından ortaya atılan darbe söylentileri “DİKKAT ” dedirtiyor…

Unutulmasın…

Türkiye için 2023 seçimleri mutlaka ama mutlaka kazasız geçilmesi gereken bir büyük eşik...

Ya dışa bağımlı eski Türkiye'ye dönülecek...

Ya da  Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın adeta  "büyük finali "  gibi  küresel güç olarak "bende varım" diyen Türkiye gerçeği aşamasına geçilecek...

Tavandan tabana bu  ülkeyi sevenler tarafından küçük  kişisel hesaplarla bu yürüyüşün altına dinamit koyanların değirmenine su taşınmamalı!

Bugün bu gerçeği en iyi gören devlet adamı MHP lideri Devlet Bahçeli'den başkası değil. Erdemli bir kararlılıkla

Daha önce Türk siyasetinde hiç bir liderde görülmedik bir şekilde "Ben " demeden makam mevki beklemeden " Önemli olan Türkiye ve Türk milleti" diyerek her türlü milli ve manevi fedakarlığı yaparak  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arkasında duruyor...

Türk tarihi herkesin yerini yazacaktır...

Ama Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli dayanışmasını altın harflerle yazacaktır diye düşünüyorum...

Bunun değerini bugün bilemeyenlerin yarın çok daha iyi anlayacağına inanıyorum..

O nedenle yarın geç olmadan;

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a sahip çıkmanın Türkiye'ye sahip çıkmak olduğu bir süreçten geçtiğini iyi bilmek gerekir...

Söz konusu şu parti, bu parti meselesi değildir..

Türk milleti üzerine oynanan bütün   aktörleri ve figüranlarını tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi çırılçıplak dünyanın önüne koyacaktır!..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı