Cennetlikler, nehirlerin yanıbaşında, rüzgâr esintisiyle sallanıp dalgalanan güzel kokulu yeşilliklerle çevrili, yüksek ve güvenli yerlerdeki köşklerde, saraylarda, güzel meskenlerde, üst üste kurulmuş konaklarda ve evlerde bulunurlar.

Cennetlikler, kılsız, tüysüz, sürmeli, otuz veya otuz üç yaşlarında ve benzersiz güzellikte yaratılırlar. Gençlikleri ve güzellikleri ebedî olan bu ay yüzlü mü’minler için ne hastalık, ne fakirlik, ne de başka bir sıkıntı vardır burada…

Dünyadaki sakatlık ve kusurlarından hiçbir eser kalmamıştır. İstedikleri her sûrete girebilirler. Yorulma ve sıkılma sözkonusu değildir. Yalandan, kendilerini günaha sevk edecek diğer sözlerden ve faydasız işlerden uzakta, huzur ve esenlik içinde, güven dolu bir hayat sürerler. HURİLER…

Her türlü nîmetle dolu olan cennette mü’minler yalnız değillerdir. Herkes eşiyle birlikte zevk ve eğlence içerisinde yaşar. Gölgelikler altındaki koltuklara yaslanırlar. Dört bir yanlarında isteklerini yerine getirmek üzere görevlendirilmiş, saçılmış incileri andıran hizmetçiler bulunur. Ayrıca eşlerine çok düşkün ve kendilerine denk yaşta, el değmemiş, güzel ve iri gözlü, son derece zarif hûriler vardır.

Cennetlikler, ince ipekten ve parlak atlastan yapılmış, yeşil renkte, hiç eskimeyen elbiseler giyerler. Altın ve gümüş bileziklerle, incilerle süslenirler.

BERRAK CENNET ŞARABI

Cennet ehli, hiçbir sınırlama olmaksızın canlarının çektiği her türlü yiyecek ve içecekten tadarlar. Her türlü meyve ve et çeşidi, bitmek tükenmek bilmeyen yemişler ve içenlere keyif veren berrak cennet şarabıyla ağırlanırlar.

Cennetler içinde Firdevs ve Adn cennetlerinin özel bir yeri vardır. Nitekim Rahman’ın Arş’ı, cennetlerin tam ortasında yer alan Firdevs’in üzerindedir. Firdevs cenneti, cennetlerin en üstünüdür. Adn cenneti ise, Peygamberlerin barınacağı yerdir.

Kısacası cennet nimetleri, insanların her türlü ihtiyaç ve duygularına hitap edecek tarzda binbir çeşit ve ebedîdir. Âyet-i kerîmede ifade edildiği gibi, “Orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin zevk aldığı her şey vardır.” (ez-Zuhruf, 71)

CENNETE GİREN ORADAN ÇIKMAZ

Cennete giren, bir daha oradan çıkmaz. Oradaki en büyük nimetlerden bir tanesi de, Allâh’ın cemâlini seyretme nîmetidir. Bu nimet, cennetin bütün zevklerini gölgeler.

Rabbimiz, bizi umduklarımıza nâil, korktuklarımızdan emin eylesin. Bizi, cenneti ve cemâliyle şereflendirsin; cehennem ve azâbından muhafaza eylesin. Âmin.

Not: Bu konunun hazırlanmasında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın neşrettiği “Hadislerle İslâm” adlı eserden istifade edilmiştir. Bu konudaki âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerin kaynakları için, bu eserin 7. cildinin 635-677. sayfalarına bakılabilir.

Kaynak: Melike ŞAHİN / Şebnem Dergisi, Sayı;123