Gelenek bozulmadı. Osmanlı'nın 450 yıllık mirası olan mahyaların ilki, Ramazan ayının öncesinde hazırlanarak İstanbul Eyüpsultan Camii'ne asıldı. Bu yıl tema; ‘Ahiret bilinci’ olacak. İlk mahya ise ‘’Ramazan Kur'an ayıdır’’ yazısı ile Müslümanları selamlayacak.
SERDAR KILIÇ / İSTANBUL
"On bir ayın sultanı" Ramazan kapıya dayandı. Ramazan ayında camileri süsleyen 450 yıllık Osmanlı geleneği mahyaların ilki, her yıl olduğu gibi İstanbul Eyüpsultan Camii'ne asıldı. İlk mahya ‘Ahiret bilinci’ kavramı ile ‘’Ramazan Kur'an ayıdır’’ yazısı ile Eyüpsultan Camii’nden Müslümanları selamlayacak. Tam 450 yıldır gelen bu geleneğe biraz yakından bakacağız.
Kelime anlamı olarak Arapça’da “hayat” aynı zamanda da “aylık” anlamına gelen mahya’lar Osmanlı döneminde ilk olarak Sadrazam damat İbrahim Paşa’nın talimatı ile 1722’de Selahattin camii’lerine verilen talimat ile hayata geçti. O dönem Eyüp Sultan camii’nin minareleri mahya asılmayacak kadar kısa olduğundan yeniden inşa edildi. Halkın isteği ile tek minare olan Mihribah Sultan camii’ne ise mahya asmak için ikinci minare inşa edildi. O dönem her akşam yenilenen mahyalar için zeytinyağı kullanılıyordu. Yani Mahyalar kandilden ibaretti. Ramazanın ilk 15 gününde hadis, ayet ve güzel sözlere son 15 gününde ise Ramazan’ı uğurlamaya yönelik yazılar yazıldı.
Ramazan boyunca Mahyacı olarak çalışan işçiler yılın diğer zamanlarında çırak yetiştirirlerdi. Babadan oğula geçecek bu meslek, Osmanlıdan yeni Cumhuriyete uzanacak bir geleneğin başlangıcı olacaktı. Osmanlı döneminde Mahyacı, mahya üzerinde göstereceği tasarımı önce kağıda çiziyor, kağıt üzerinde kandillerin yerini belirliyor ve sonrasında da üretime geçiyordu. Eski usul mahyaların üretimi için bütün gün çalışmak gerekiyordu. Her akşam değişik bir mahya ile mahyacılar sanatlarını ortaya koyuyorlardı.
En ünlü Mahyacı ise Abdüllatif Efendi’diydi. Ramazanın onbeşinci gecesi Süleymaniye Camii’ne astığı “Hünkar Kayığı” mahyası ile ünlenmişti. Abdüllatif Efendi sadece cami minarelerine değil gemi direklerine de mahya asmasıyla ünlüydü. Gene Süleymaniye Camii’ne kurulan ve “gezici mahya” olarak adlandırılan hareketli mahya büyük ilgi odağı olurdu. Mahya üzerinde yürüyen araba, hareket eden kayık ve yüzen balıklar gibi hareketli görüntüler de yer alırdı.
Mahya ve Mahyacılık sanatı geçmişten bugüne kültürümüzün en önemli parçalarından biri olma özelliğini halen korumakta. Mahyalarda en çok yazılanlar ise tarih boyunca; “Ya Gâni, Ya Mabut, Ya Kâfî”, “Ya Şehr-i Ramazan”, “Ya Kerim”, “Allah”, “Bismillah”, “Elhamdülillah” “Merhaba”, “Merhaba Ya Şehr-i Ramazan”, “Gufran Ayı”, ”Safa geldin”,” Elveda” yazıları olmuştur.