Nafıa vekaletinin teklifinde de; raporda gösterilen saha her ne kadar zelzelenin azami şiddet bulduğu episantral sahanın haricinde kalmakta ise de buranında yüzde 50 - 70 derecesinde hasara maruz ikinci mıntıkanın hemen civarında bulunduğu ve bundan başka bu mevkie kurulacak şehrin eski şehirden ve eski şehirde kurulmuş olan büyük demir yol teşkilat istasyonundan uzak olması, Erzincan ovasının müntehasında ve köy kesafeti nispeten az bir mıntıkada bulunması, şimali şarkı rüzgarlarına maruz olması, hazır içme suyunun bulunmayışı, cenubi garbi tarafı dağlarla mahdut olup ancak şimali şarki istikametinde inkişaf edilebileceği ve burada ayrıca yeni bir şehir ayrıca kuruluncaya kadar eski şehir civarında yerleşmiş veya yerleşecek olan halkın bilahare yeni şehre nakillerinde müşkülat ve hatta imkansızlıklarla karşılaşılması veya şehrin ikiye bölünmesi muhtemel olduğu cihetle bu mıntıka dahilinde birinci sınıf bir idare ve askeri merkez kurulmasının çok müşkül şartlar ve büyük masraflarla kabil olacağı ve bu müşküllerin böyle bir merkezin inkişafına da mani teşkil edeceği ve buna mukabil esasen büyük teşkilat istasyonunun, askeri kışlaların, hastanenin mevcudiyeti, eski şehre civar mıntıkada muayyen bir halk kütlesinin kendiliğinden yerleşmekte olması, rüzgar ve güneş bakımından daha müsait bir variyette görülmesi ve içme suyunun kolaylıkla temini gibi esaslı tercih sebepleri dolayısıyla yeni kurulacak şehrin şimdiki Erzincan merkezinin 5,50 kilometre şimalinde Trabzon şosası üzerindeki saha ile kışlalar civarında kurulmasının daha muvafık olacağı ve zelzeleye mukavim inşaat hususuna ehemmiyet verileceğine nazaran burasının zelzeleye müsait olması mahzurunu tahfif edebileceği mütalaa edilmiştir. Bu İş İcra Vekilleri Heyetince 22 Haziran 1940 tarihinde görüşülerek gösterilen tercih sebepleri dolayısıyla şehrin, Nafi Vekaleti tarafından muvafık görülen eski Erzincan merkezinin 5,50 kilometre şimalinde Trabzon şosası üzerindeki saha ile kışlalar civarına kurulması kabul edilmiştir.”