Azmin adı Bennur Karaburun
2013 yılında tekerlekli sandalyesinde sağanak yağmur altında ıslanırken başına tutulan şemsiye ile Türkiye’de bir anda “iyilik” hareketinin sembolü olan fotoğrafın kahramanı engelli Bennur Karaburun’un TBMM’ye kadar uzanan çileli hayat hikayesi hem ağlattı, hem gururlandırdı...
MUHAMMET KUTLU / ANKARA - Bursa’da orta halli bir ailenin üç kızından biriydi. Ancak kader ona çok inişli çıkışlı farklı bir alın yazısı çizmişti. 7 yaşında başladığı yüzme sporunda, milli takım kampında 3 yıl üst üste su topunda Bursa ve Türkiye şampiyonu olmuştu. Aynı başarıyı Uludağ Üniversitesi Tekstil bölümünü dereceyle bitirirken de göstermişti. Sonra Bursa’da geçirdiği trafik kazasında boynu kırıldı. Tekerlekli sandalyeye mahkûm oldu. Yılmadı. Bursa’da seyyar satıcılık yapmaya başladı. Uzun bir hayat mücadelesinden sonra AK Parti’den Bursa Milletvekili seçildi. Milletvekili yemine “Bismillah” diyerek başladı fakat tutanaklara geçirtemedi. İkinci yemininde ise öyle güzel besmele çekti ki, kimse görmezden gelemedi ve tutanaklardaki yerini aldı. Şimdi o seçmenlerinin çok sevdiği bir milletvekili. Sevilmesinin nedeni de aşırı duyarlılığı. Kendisine gelen bir sorunu çözemediğinde gece uyuyamadığı iyi bilinen bir vekil; Bennur Karaburun...
İNATÇI KEMER GELMEDİ!
Tekstilin kalbi Bursa’da genç yaşta çeşitli firmalarda imalat müdürlüğü yapıyordu. Bir gün akşam saatlerinde aracına bindi. Kemerini takmadan yola çıkmazdı. O gün tam 3 defa emniyet kemerini çekti, ancak yerinden gelmedi. Yağmur yağıyordu, eve geç kalmıştı, acelesi vardı. “Bu defa da kemersiz olsun” diyerek yola çıktı. Bursa’nın tam merkezindeki kavşakta ecel yoklamaya gelmişti. Virajı alamadı. Boynu kırılmıştı. Gözünü aylar sonra açabildi hastanede. Tam 8 ay yoğun bakımda solunum cihazlarına bağlı yaşadı. Omurilik felçlisi olarak devam edecek hayatında zorlu günler bekliyordu Bennur Karaburun’u. Sonra taburcu edildi. Kardeşleri evliydi. Annesi babası, bir bebek gibi yeniden hem de daha büyük bir ihtimamla büyütmeye başladılar kızlarını. İlaç alabilmek için sabahın 5’inde SSK kuyruğuna giriyorlardı.
DERMANA HEP İNANDI
2000 yılında bir bilgisayarı oldu. “Başkasının 1 saatte yaptığı araştırmayı, ben 6 saatte zor yapıyordum. Derdi veren Allah, dermanını da muhakkak vermiştir” diyor Bennur Hanım. Çin veya Amerika’da ameliyat olmak için harekete geçti. Tam yola çıkacakken, ünlü beyin cerrahı Prof. Haluk Deda’yı buldu. Türkiye’de ilk defa denenen ameliyatlar sonrası iyileşmeye başlamıştı. Babası da, evini, arsasını satmıştı kızının sağlığı için. Ancak maddi durumları kötüye gidiyordu. Dahası babası da hastalanmış, ameliyat olmuştu.
SEYYARLARI PES ETTİRDİ!
Kararını verdi Karaburun. Çalışacaktı. Tekerlekli sandalyesi ve kazadan birkaç yıl sonra tanıştığı, o gün bugündür kendisinin yardımcısı olan Leyla da destek olacaktı kendisine. Seyyar satıcılar önce, aralarına almak istemediler Bennur Hanımı. Ancak ısrarcıydı. Güler yüzlüydü. Tezgahının yanında çay da demliyordu. İşçiler pes etmişti bu azim karşısında. Bennur Hanım bir yandan hem satış yapıyor, hem de tekerlekli sandalyesi üzerinde ikinci, ardından üçüncü üniversitesini bitiriyordu.
RABBANİ’DEN MEKTUP VAR
Kitaplarının arasında İmam-ı Rabbani’nin Mektupları ve epey gayretten sonra anlamaya başladığı Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin Nur Risaleleri de vardı. Ve çok etkileniyordu. Özellikle Hastalar Risalesi’nden! Kur’an-ı Kerim okumayı da sonradan ve kendi gayretiyle öğrenmişti. Bu arada epey iyileşmişti.
VEKİLLİĞE GÖTÜREN RÜYA
Daha önce çok aktif bir yaşamı olduğu halde, şimdi ayağa kalkamayan Bennur Hanımın rüyalarına bile “Millete hizmet etme” arzusu giriyordu. Ancak bu hizmetin, Meclis kürsüsünde Bursa Milletvekili olarak besmele çekerek başlayacağını hiç düşünmemişti.
“KEŞKE ERBAKAN’LA TANIŞSAYDIM”
Kendisini; bin yıldır “besmele ile okullarına, hayatına başlayan bir milletin evladı” olarak gören Bennur Karaburun, “Biz bir şey yerken, içerken, okurken, her şeye başlarken besmele çekmez miyiz?” diye cevap veriyor. Bu arada Erbakan Hoca ile hiç tanışmamış Bennur Hanım. Ama çok merak ediyor. Zaman zaman videolarını dinliyormuş. Meclis’e gelir gelmez Hoca’nın kendi kaleminden çok ses getiren DAVAM kitabını temin etmiş. “Bu kıymetli eseri öncelikle okuyacağım” diyor. Ardından ekliyor: “Şimdi engelliler için, çalışma vakti.”