• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

“Aile Sadece Çekirdekten İbaret Değil”

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
"Aile Sadece Çekirdekten İbaret Değil"

Yazar ve hukukçu Sibel Eraslan, Lacivert dergisinin Haziran sayısında kaleme aldığı yazısında aile kavramının modern çağda daraltıldığını vurguladı. Ailenin sadece çekirdek yapıyla sınırlı olmadığını belirten Eraslan, şehir mimarisinden toplumsal cinsiyet tartışmalarına, feminizmden dijitalleşmeye kadar birçok başlıkta aile yapısının maruz kaldığı dönüşümleri ele aldı. “Aile insanın sığınağıdır, onu korumak toplumsal barışın anahtarıdır” mesajını verdi.

 SEBAHATTİN AYAN  İSTANBUL 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan etmesinin ardından ‘aile’ kavramı detaylı bir şekilde işlenmeye başlandı. Gazete köşelerinden TV programlarına, İslami STK organizasyonlarından aylık yayımlanan dergilere kadar Türk aile yapısı işlenmeye ve koruma yöntemleri tartışılmaya başlandı. Bu minvalde, yaşam kültürü dergisi Lacivert de Haziran ayı sayısında ‘insanın sığınağı, toplumun kalesi’ “aile” mefhumunu konu edindi. Yazar ve hukukçu Sibel Eraslan, Lacivert dergisinin Haziran sayısında kaleme aldığı yazısında, modern zamanlarda daraltılan aile tanımına ve bunun toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Ailenin sadece anne, baba ve çocuktan ibaret olmadığını vurgulayan Eraslan, İslam toplumunun esasının aile yapısı üzerine kurulduğunu belirtti. Kur’an-ı Kerim’in ve Peygamber Efendimizin hayatının, insanı merkeze alan bir anlayışla aile üzerinden aktarıldığını ifade eden Eraslan, “Aile insanın doğumundan yaşlılığına kadar korunduğu birincil çevredir. Onu kurmak ve muhafaza etmek bizim için hayati öneme sahip” dedi.

“Aile Her Çağda Ayakta Kalmayı Başardı”

Günümüzde sıkça dile getirilen “Aile tehlikede” söylemine de değinen Eraslan, ailenin tarih boyunca çok daha büyük zorlukları aşarak varlığını sürdürdüğünü belirtti. “Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, büyük krizler, salgınlar… Hepsi karşısında ayakta kalmayı başardı. Bugün Gazze’ye baktığımızda bile, o zor şartlar altında bile ailelerin hala varlığını koruduğunu görüyoruz” dedi.

“Şehir Mimarisi Aile Yapısını Etkiliyor”

Eraslan, köyden kente göçle birlikte değişen şehir yaşamının aile yapısında önemli bir dönüşüme neden olduğunu belirtti. 1+1 dairelerin ve modern şehir mimarisinin bireyi yalnızlaştırdığını vurgulayan yazar, “L koltukta hem uyuyup hem çalışan bir insan tipi ortaya çıktı. Bu mimari, modern insanın tekilleşmesini ve yalnızlaşmasını simgeliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Feminizm Değişti, Biz Hâlâ 60’ların Diliyle Tartışıyoruz”

Feminizm teorisinden uzun yıllar istifade ettiğini dile getiren Eraslan, özellikle Batı'daki feminist çevrelerin kutsal kitaplarla yeniden barıştığını, ancak Türkiye’de feminizmin hâlâ kadın ve erkeği karşı karşıya getiren diliyle tartışıldığını belirtti. Judith Butler’ın teorilerinden doğan “cinsiyetin baş belası” olduğu görüşünün trans hareketi doğurduğunu ifade eden Eraslan, “Bu artık insanı yok sayan bir insansızlık girişimidir” dedi.

“Toplumsal Tasarımda Yeni Bir Tehlike: Cinsiyetsiz Nesil”

Yazısında, kadın ya da erkek olmayan, üçüncü bir cinsiyet kategorisinin yaygınlaştırılmak istendiğini dile getiren Eraslan, özellikle çocukların bu süreçte savunmasız kaldığını belirtti. Bu düşünce biçiminin, bireylerin aileden koparılarak kolayca tüketilebileceği bir toplumsal düzenin inşasını hedeflediğini savundu.

“İstanbul Sözleşmesi’nde Eşcinselliğin Meşrulaştırılması Gizlendi”

Eraslan, İstanbul Sözleşmesi'nin metinlerini İngilizce ve Türkçe olarak detaylı biçimde incelediklerini ve sözleşmenin “herkesin hakkını koruma” adı altında eşcinselliği meşrulaştıran bir dille kurgulandığını ifade etti. O dönemde kendilerine yöneltilen ağır eleştirilerin bugün aile değerlerini savunan aynı kişiler tarafından tekrarlandığını da dile getirdi.

Eraslan konuya dair şunları yazdı:

İstanbul Sözleşmesi'ndeki bütün maddeleri tek tek inceledik. İngilizce metninden de inceledik.. Birisi gölge metin, birisi asıl metin olmak üzere İngilizce iki metni var. Türkçede de iki aynı metin vardı zaten. Her iki metni de incelediğimizde burada çok ustaca düzenlenmiş ve aslında eşcinselliği meşrulaştırarak gündeme getiren, "herkesin hakkını koruyoruz" maskesinin altında eşcinselliği de kadın, erkek ve eşcinsel gibi üçüncü bir şık olarak insanlığa sunacak bir dil kullanmışlardı. Buna karşı bir mücadele verdik ve çok ağır eleştiriye tabi tutulduk. Bizimle çok sert dilde konuşan yazarlar vardı ama bakıyorum aynı yazarlar bugün aile konusunda konuşmaya başladılar.

O gün bizi en ağır şekilde eleştirenlerin çoğunun bugün aile sempozyumlarında konuştuğunu görmek çok enteresan. Sayın Cumhurbaşkanımız bir devlet politikası olarak artık aile ve ailenin önemini bildirdiği ve bu konuda çeşitli adımlar atıldığı için yazarlarımız da sivil toplumumuz da o şekilde bir hizaya geldi çünkü bizim sivil ya da sivil olmayan toplumumuz ve konuşan, yazan, çizen topluma önder olacak aydınlarımız biraz devletin yönlendirmesiyle hareket ediyor.

“Gerçek Hayatla İlişki Koptu, İnsanlar Sanal Âleme Tutsak”

Yazının son bölümünde internet ve sosyal medyanın aile içi iletişimi nasıl zayıflattığını ele alan Eraslan, “Küresel ölçekte tanımadığımız insanlarla konuşuyoruz ama yan odamızdaki annemize, kardeşimize zaman ayıramıyoruz. Bu, yalnızca bizim değil, tüm dünyanın yaşadığı sert bir toplumsal kopuş” ifadelerini kullandı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Neco

Bir tane hükümeti eleştirmişti hayır.egitim sistemini elestirmi hayır.6284 u eleştirmişmi hayır.yuvar korkakca yailan açıklamalardan başka ne var.

serhat

bu sonuçların müssebiplerinden biride kendisi.şimdi ağlamaya hakkı yok.bunlar iyi günlerimiz,freni boşalmış kamyon gib yokuş aşağı gidiyoruz.akparti iyi işler yaptı ama aileyi bitirmeye ığraşanlarada çıkardığı kanunlarla dedtek oldu maalesef.şimdi oturup hep beraber ağlaşsak geleceğimize faydası olurmu
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23