22 Ağustos 2024: Günün Âyet ve Hadisi
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Sizler için hazırladığımız 'Günün Âyet ve Hadisi' ile 'Günün 'Sözü' 'Günün Karikatürü' ve 'Kıssadan Hisse'yi istifadelerinize (22 Ağustos 2024) sunuyoruz...
VAHYİN DİLİNDEN![]()
(١٩) اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ
(٢٠) اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ
(٢١) وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ
Esirgeyen, bağışlayan Allah'ın adıyla
(19) Gerçekten insan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır.
(20) Başına bir fenalık geldi mi sızlanır durur.
(21) Ama ona bir nimet nasip olursa kendisinden başkasını yararlandırmaz. (Cimrileşir)
(Meâric Suresi) (Meâl Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı)
TEFSİRİ:
“Tahammülsüz” diye çevirdiğimiz 'helû‘ kelimesi sözlükte “sabırsız ve bir şeye aşırı derecede düşkün” anlamlarına gelen bir sıfat olup tamahkârlık, tatminsizlik, acelecilik, sabırsızlık, tahammülsüzlük, yılgınlık ve sızlanma gibi insanların tabiatında var olan bazı olumsuz özellikleri ifade eder. 20 ve 21. âyetler bu zaafı şöyle açıklamaktadır:
Başına yoksulluk, hastalık, korku vb. bir sıkıntı geldiğinde sızlanır, feryat eder ve ümitsizliğe kapılır; zenginlik, sağlık, güvenlik gibi nimet ve imkânlara kavuştuğunda ise bencilleşir, cimrileşir, eriştiği nimetleri Allah’ın bir lutfu olarak değil, kendi kudret ve gayretiyle elde ettiği varlık olarak değerlendirir; ne Allah yolunda harcamada bulunur ne de insanlara yardım eder.
Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 458
ALLAH RESULÜ'NDEN -Kudsi Hadis- (Sallellahu Aleyhi ve Sellem)
"Yüce Allah kıyamet gününde ateş ehlinin en hafif azâblısına hitaben:
'Eğer dünya her şeyiyle senin olsaydı, şu azaptanrtulmak için fidye olarak verir miydin?'
diye soracak. Adam, 'Evet fidye verirdim.' diyecek. Bunun üzerine Yüce Allah:
'Sen Âdem'in sulbünde iken ben senden bundan daha kolay olanını istemiştim: Bana hiçbir şeyi ortak kılmamanı istemiştim. Fakat sen bana ortak kılmaya devam edip durdun.' buyuracaktır.”
Kaynak: Buhari, Rikak 51
KISSADAN HİSSE:
TÜRKLERİN AHLÂKİ ÖZELLİKLERİ
Avrupa’da “Türklük” ile “Müslümanlık” aynı mânâda kullanılır olmuştu. Bu vesîleyle:
“Türk demek, sözüne güvenilir insan demektir.” denilmiş ve Osmanlılar’ın, hristiyanlar gibi mütemâdiyen yalan yere yemin etmedikleri beyân edilmiştir.
Comte de Bonneval, bu yöndeki müşâhedesini şöyle ifâde eder:
“Türkler vaadlerine dindarâne bir sadâkat gösterirler.”
İsveç sefîri Mouradgea d’Ohsson da:
“Müslüman-Türkler yemin ve ahidlerine son derece sâdıktırlar. Allâh’ın adını ağızlarından düşürmemek gayretlerine bakıldığında, sözlerine Cenâb-ı Hakk’ı şâhid göstermekten başka hiçbir söze lüzum görmezler.” demektedir.
Henri Mathieu ise:
“Türkler’de eşsiz bir hazine mâhiyetinde mevcut olan nâmus ve ahlâk anlayışını tasdik etmemek büyük bir haksızlık olur. Onlar, doğruluğu, fazîletin temeli olarak kabul eden ve verdiği sözü de mukaddes bilen kimselerdir.” der.

