Brezilya’da 110 yaşını aşan kişileri inceleyen bilim insanları, genetik özelliklerden bağışıklık sistemine kadar uzanan çarpıcı farklılıklar tespit etti; bulgular, uzun ve sağlıklı yaşamın yalnızca beslenme ve alışkanlıklarla açıklanamayacağını ortaya koydu.
Bilim insanları, Brezilya’da yaşayan ve 110 yaşını aşan bireyler üzerinde yürütülen araştırmaların, yaşlanmaya dair yerleşik kabulleri sorgulatan önemli veriler sunduğunu açıkladı. Araştırmalar, bu bireylerin olağanüstü uzun yaşamlarının genetik yapı, bağışıklık sistemi ve hücresel dayanıklılıkla yakından ilişkili olabileceğine dair bulgulara ulaşıldı.
Genomic Psychiatry dergisinde yayımlanan ve Sao Paulo Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan çalışmada, Brezilya’nın genetik açıdan son derece çeşitli nüfusunun aşırı uzun yaşam araştırmaları için büyük bir bilimsel potansiyel taşıdığı vurgulandı.
Araştırmacılara göre, mevcut küresel genom veri tabanlarının büyük bölümü genetik olarak homojen popülasyonlara dayanıyor. Bu durum, özellikle karışık kökenli toplumlarda bulunan ve bağışıklık sistemi ile hücresel onarım süreçleriyle ilişkili nadir genetik varyantların yeterince incelenememesine yol açtı.
UZUN YAŞAMIN SIRRI ARAŞTIRILDI
Brezilya’da yürütülen uzun soluklu çalışmalarda, ülkenin farklı bölgelerinden seçilen 160’tan fazla yüz yaş üzeri birey, aralarında doğrulanmış 20 süper asırlık (110 yaş üstü) kişinin de bulunduğu bir kohort oluşturdu.
Bu grubun önemli bir bölümünün ileri yaşlarına rağmen zihinsel berraklıklarını koruduğu, ciddi enfeksiyonları atlatabildiği ve yaşamlarının büyük kısmında modern sağlık hizmetlerine sınırlı erişimle yaşadığı aktarıldı.
Çalışmada, aynı aileden birden fazla bireyin 100 yaşını aşmasının genetik faktörlerin rolünü güçlendirdiği belirtilirken, bu tür ailevi kümelenmelerin genetik, çevresel ve epigenetik etkenlerin ayrıştırılmasına katkı sunduğu ifade edildi.
Bağışıklık sistemi analizleri ise Brezilyalı süper asırlık bireylerde protein geri dönüşüm sistemlerinin etkinliğini koruduğunu, hücresel temizleme süreçlerinin aktif kaldığını ve bazı bağışıklık hücrelerinin alışılmadık biçimde davrandığını ortaya koydu.
Araştırmacılar, bu bulguların yaşlanmanın kaçınılmaz bir çöküş değil, biyolojik bir uyum ve direnç süreci olarak ele alınabileceğini gösterdiğini vurguladı.