Araştırmanın en çarpıcı sonuçları; dinleme, hatırlama, sesleri metne dönüştürme ve fiziksel yazma becerilerinin eş zamanlı kullanılmasını gerektiren sesli dikte testinde ortaya çıktı. Bilişsel bozukluğu olan bireylerin, sağlıklı akranlarına kıyasla şu eğilimleri gösterdiği belirlendi: Her bir kalem hareketinde (hamlesinde) çok daha fazla zaman harcamak, Harfleri ve kelimeleri tamamlamak için daha küçük ve daha fazla sayıda kesik çizgi kullanmak. Bu bulgular, zihinsel gerileme nedeniyle beynin zorlu görevleri denggeleme yeteneğinin azaldığını ve motor yürütme ağlarının aşırı yüklendiğini gösteriyor. Bilişsel sistemler zayıfladıkça, yazı yazma eylemi daha yavaş, daha parçalı ve daha az koordineli hale geliyor. Araştırmacılar, bu yöntemin gelecekte bakım evlerinde ve günlük sağlık kontrollerinde, pahalı tarama cihazlarına ihtiyaç duyulmadan kullanılabilecek pratik bir araca dönüşmesini hedefliyor. Ancak çalışmanın henüz başlangıç aşamasında olduğu unutulmamalıdır. Katılımcı sayısının görece az olması, bireylerin kullandığı ilaçların motor beceriler üzerindeki etkisinin hesaba katılmaması ve zaman içindeki değişimlerin henüz uzun vadeli izlenmemiş olması çalışmanın mevcut sınırlılıkları arasında yer alıyor.Yine de el yazısı analizi; kan biyobelirteçleri veya ses ipuçları gibi, gelecekte Alzheimer ve benzeri nörodejeneratif hastalıkların ilk belirgin semptomları (örneğin hafıza kaybı) başlamadan çok önce teşhis edilmesinde güçlü bir alternatif olma potansiyeli taşıyor. Erken teşhis, hem hastaların tedaviye erken yanıt vermesini kolaylaştırıyor hem de bilim insanlarının bu hastalıkları başlangıç noktasından itibaren incelemesine olanak tanıyor.