Seyrine doyulmaz bir güzellik: Çıldır Gölü

  • Ardahan ve Kars il sınırları içerisinde bulunan Çıldır Gölü, tektonik hareketler sonucu meydana gelmiştir.

  • Çıldır gölü, Doğu Anadolu bölgesinin en büyük tatlı su gölü ve ikinci en büyük gölü olarak bilinmektedir.

  • Gölün kuzeybatısında Ermenistan sınırındaki Arapçay'ın kolu olan Telek Çayı bulunmaktadır.

  • Denizden 1.959 metre yükseklikte bulunan gölün çevresi gelişmiş bir bitki örtüsünden yoksundur.

  • Etrafındaki toprak tabakası da uygun olmadığı için tarım faaliyetleri de mevcut değildir.

  • Birçok dere ve pınardan beslenen gölün en derin noktası 42 metredir. Yöre halkı neredeyse tüm gelirini bu gölde gerçekleştirdiği balıkçlık faaliyetinden kazanmaktadır. Göl yaklaşık 120 kilometrekare bir alana sahiptir.

  • Kış mevsiminde donan gölün yüzeyi ziyaretçiler için adeta eğlence merkezi haline gelmektedir.

  • Çıldır gölü aynı zamanda fotoğraf meraklıları için de muhteşem manzaralar sunmaktadır.

  • Çıldır Gölü'nün oluşumu Tersiyer adı verilen döneme yani yaklaşık 65 milyon yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Üçüncü zaman olarak adlandırılan bu dönemde Çıldır Gölü meydana gelmeye başlamıştır.

  • ÇILDIR GÖLÜ EFSANESİ
    Bir rivayete göre eskiden gölün bulunduğu bölgede Akçakale adlı şehir bulunuyormuş. Bir gün Akçakale beyinin oğlu arkadaşları ile ava çıkmış. Bölgenin yüksek bir bölümü o zamanlar ormanlık araziymiş. Çocuk arkadaşlarından farklı yöne gidince onları kaybeder. Uzun bir süre ormanın içinde arkadaşları çocuğu ararlar fakat bulamazlar. Arkadaşları beyin oğlunu uzun bir arayışın ardından bulamayınca Akçakale’ye geri dönerler. Orada olanları anlatırlar.

  • Çocuk bir alageyiğin peşine takılmış ve gözden kaybolmuştur. daha sonrasında İSE hiç bir ize rastlanılmamıştır. Bunun üzerine halk yas tutmaya başlar. Artık bölgede kimsenin yüzü gülmez ve herkes çocuğun kayboluşunu düşünür. Beyin bir de kızı varmış. Kız, abisinin kaybolduğunu öğrendiğinden itibaren yastadır. Çocuğun evde bir atı varmış. Kız kardeşi bu ata bakmaya başlamış. Her gün temizlemiş, tımarlamış ve abisinin dönmesini beklemiş.

  • Beyin oğlu ise kaybolduktan sonra bir türlü yolunu bulamamış. Artık iyice yorulunca bir akarsu görmüş ve buraya uzanmaya karar vermiş. akan suyun da sesiyle beraber çocuk uyuyakalmış. Bu akarsuya yakın bir bölgede ise Şeytan Kalesi bulunuyormuş. Bu kalenin beyinin ise bir kızı varmış. Bu kız gezintiye çıktığı sırada bu çocuğu görmüş ve görür görmez aşık olmuş.

  • Hemen kaleye geri dönerek babasına çok yakışıklı bir çocuğu uyurken gördüğünü ve aşık olduğunu anlatmış. Kızın babası hemen bir grup askeri çocuğun olduğu bölgeye yollar ve çocuğu kaleye getirmelerini ister. Çocuk kaleye geldikten sonra çeşitli sorgulara maruz kalır.

  • Daha sonrasında ise çocuk zindana atılır. Fakat beyin kızı bu çocuğa çok aşıktır ve zindanda olmasına gönlü razı gelmez. Bu sebep ile babası ile konuşur ve çocuğu kendisinin cezalandırmak istediğini söyler.

  • Kızın babası durumu kabul eder. Böylece çocuğu at bakım bölümüne verirler ve orada çalıştırırlar. Bu şekilde kız da çocuğu düzenli olarak görmeye başlar.

  • Kız, sevgisini dile getirir ve duygularını çocuğa belli eder. Fakat çocuk bu duygulara karşılık vermez. Çocuğun aklındaki tek şey kendi yaşadığı bölgeye dönmek ve ailesidir. Çocuk kaçmanın bir yolunu aramaktadır.

  • Bir gün ahırdan bir at çalan ve gece yarısı sessizce oradan uzaklaşır. Çok uzun bir zaman boyunca çocuk kendi yaşadığı yeri arar ve en sonunda bulur. Çocuk şehre girer ve tüm halk onu büyük bir coşku ve mutluluk ile karşılar. Bu sırada çocuğun kardeşi de çocuğun atına su içiyormuş.

  • Atın su içtiği çeşme kırk musluklu bir çeşmeymiş. Kız bir heyecan ile kardeşine doğru koşunca tüm muslukları açık unutmuş.

  • İnsanlar eğlenip çalıp söylerken musluk açık kalmış. Musluk aka aka bugünkü gölü oluşturmuş. Bu hikaye de yıllardır gölün efsanesi olarak anlatılırmış.