Payitaht Abdülhamid dizisindeki Ahmed Nuri Efendi'nin gerçek hazin dolu hikayesi
Beşinci sezon ile ekranlara gelen Payitaht Abdülhamid dizisinde heyecan had safhaya ulaşmış durumda.
Beşinci sezon ile ekranlara gelen Payitaht Abdülhamid dizisinde heyecan had safhaya ulaşmış durumda.
Dizide son birkaç bölümdür daha çok yer verilen Ahmed Nuri Efendi, senaryoyu adeta altüst ederek izleyiciyi ekrana kilitlemeyi başardı.
Dizi takipçileri Ahmed Nuri Efendi'nin gerçekte kim olduğunu ve hayat hikayesini araştırmaya başlayınca hazin dolu bir hikaye ile karşılaştı. İşte Ahmed Nuri Efendi'nin gerçek hikayesi...
Ahmed Nuri Efendi 1878-1944 yılları arasında yaşadı ve Sultan Abdülhamid’in üçüncü oğlu.
Harbiye Mektebi'nde eğitimini aldı. Sultan Hamid’in 1909’da tahttan indirilmesi üzerine ailesi ile birlikte Yıldız Sarayı’ndan çıkarıldı.
Ahmed Efendi, ağabeyi Selim Efendi ile beraber ablasının yanında yaşadı. Yaz aylarında ise Büyükdere’de bir ev tuttular ve orada yaşadı.
Ahmed Nuri Efendi, saray adetlerinin dışına çıkarak farklı bir kadın ile evlenmek istedi. Babası ise onu başka biri ile evlendirmek istiyordu.
Ahmed Nuri Efendi, geçirdiği bir ameliyat sonrası uzun bir süre evden çıkmadı. Çocuğu olmadı. Bu yüzden de aile saadetinin sarsıldığı belirtiliyor. 1919 senesinde şehzâdenin bir hareketi yüzünden gururu incinen Fahriye Hanım, Yıldız’daki evlerini terk ederek Feneryolu’ndaki köşke yerleşti. Ahmed Nuri Efendi, 1924 yılında Türkiye’den nice göç etmek zorunda kaldı. Fahriye Hanım onunla birlikte sürgüne gitti. 1940 yılında Fahriye Hanım hayatını kaybetti.
Sürgün edilen şehzade seyyar satıcılık yaparak hayatını idame ettirmeye çalıştı. Bir süre Fransa’daki otelinde el sanatı ile uğraştı ve burada ortaya çıkardığı ürünleri satarak geçindi. İkinci Cihan Harbi, Ahmed Nuri Efendi’nin durumunu daha da kötü bir hale soktu. Şehzada sürgün hayatının da getirmiş olduğu şartların ardından 1944 senesinde hayatını kaybetti. Kimsesizler mezarlığına defnedildi.
Fethi Sâmi Bey ise Ahmed Nuri Efendi’yi şu sözlerle anlatıyor: Ahmed Efendi’yi tanır ve severdim. Digne’de bir parkta ölüsünü buluyorlar. Polis gelip bakıyor. Cebinden bir mektup çıkıyor. Mektupta, ‘Ben ölürsem, kimseyi suçlamayın; zira açlıktan ölüyorum. Bir sinemada piyano çalarak hayatımı kazanıyordum. Şimdi bu işi de bulamıyorum. Beni bir Müslüman olarak defnedersiniz’ yazıyor. Bunu babam öğrenmiş, bize anlattı
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23