Dr. Coşkun’un paylaştığı bilgilere göre, lahana ve diğer Brassica ailesi sebzeleri (brokoli, karnabahar, kara lahana) yüksek oranda glukosinolat, flavonoid ve antosiyanin içeriyor. Bu maddeler, beyin hücrelerini serbest radikallerin zararından koruyarak sinir sistemi üzerindeki yıpranmayı azaltıyor. Bilimsel araştırmalar, bu sebzelerin Alzheimer hastalığının oluşumunda rol oynayan tau proteini ve amiloid β-proteini birikimini yavaşlatabileceğini gösteriyor. Dr. Coşkun, “Lahana tüketiminin beyin sağlığını korumada önemli bir çevresel faktör olduğu artık net bir şekilde ortaya çıkıyor.” dedi. Alzheimer’a Karşı Doğal Kalkan Son dönemlerde yapılan laboratuvar ve bilgisayar modellemeli çalışmalarda, beyaz lahananın hafıza bozukluklarını azaltıcı etkilerinin gözlemlendiğini belirten Coşkun, “Bu sebzeler antioksidan özellikleriyle oksidatif stresi düşürür, inflamasyonu azaltır ve sinir hücrelerini korur.” ifadelerini kullandı. Ancak Coşkun, bu bulguların “lahana Alzheimer’ı kesin önler” anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Her bireyin genetik yapısı ve yaşam tarzı farklıdır. Yine de sebze-meyve ağırlıklı beslenme nörolojik hastalık riskini önemli ölçüde azaltabilir.” dedi. Kapuska Artık Sadece Geleneksel Değil, Bilimsel Bir Lezzet “Otopsi de lahana dedi” başlıklı önceki makalesinde de konuyu bilimsel yönleriyle ele alan Dr. Coşkun, halkı doğal beslenmeye yönlendiriyor. “Lahana, soframızdaki en basit ama en güçlü sağlık kalkanlarından biri. Kapuska sadece geleneksel değil, aynı zamanda bilimsel bir yemektir.” diyerek vatandaşlara çağrıda bulundu.