Klimanın olumsuz etkilerinden korunmak için neler yapılmalı? Öncelikle klima hava akımının doğrudan kişilerin üzerine gelmesi engellenmelidir. Kanatlar tavana veya ortamın boş bir bölümüne yönlendirilmeli, oda aşırı derecede soğutulmamalıdır. Filtreler üretici firmanın önerdiği aralıklarla temizlenmeli veya değiştirilmelidir. Merkezi iklimlendirme ve su sistemlerinin profesyonel bakımları aksatılmamalıdır. Kapalı ortamlar belirli aralıklarla havalandırılmalı ve mümkün olduğunca temiz hava girişi sağlanmalıdır. Klimalar ortamın nemini azaltarak burun, boğaz ve gözlerde kuruluğa neden olabilir. Bu nedenle gün içerisinde yeterli miktarda su içilmeli, özellikle masa başında çalışan kişiler sıvı tüketimini ihmal etmemelidir. Çok kuru ortamlarda nem düzeyi de kontrol edilmelidir. Gece klima kullanılacaksa uyku modu veya zamanlayıcı tercih edilmeli, hava akımı yüz ve göğüs bölgesine yönlendirilmemelidir. Vücudu sıcak tutmaya yardımcı olacak özel bir besin var mı? Tek başına herhangi bir besinin klimanın olumsuz etkilerine karşı koruma sağlaması mümkün değildir. Ancak yeterli ve dengeli beslenmek, sıvı tüketmek ve vücut direncini desteklemek önemlidir. Klimalı ortamda üşüyen kişiler ılık çorba, süt, bitki çayı veya ılık su gibi içecekleri tercih edebilir. Zencefil ve tarçın gibi baharatlar kişide geçici bir sıcaklık hissi oluşturabilir ancak bunlar klima kaynaklı enfeksiyonları önleyen bir tedavi olarak değerlendirilmemelidir. Asıl korunma yöntemi, klimanın doğru sıcaklıkta çalıştırılması, bakımının yapılması ve doğrudan hava akımından kaçınılmasıdır. Klima sistemleriyle yayılan hastalıklar açısından masa başı çalışanlar ne kadar risk altında? Masa başı çalışanlar, aynı klimalı ortamda uzun saatler kaldıkları için klima kullanımından kaynaklanan sorunlara daha fazla maruz kalabilir. Özellikle bakımı yapılmayan, temiz hava girişinin yetersiz olduğu ve sürekli aynı havanın dolaştığı ofislerde şikâyetler artabilir. Kötü iç ortam hava kalitesi; baş ağrısı, gözlerde yanma, burun tıkanıklığı, boğaz kuruluğu, öksürük, hırıltı, ciltte kuruluk, yorgunluk ve dikkat dağınıklığı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu belirtilerin iş yerinde artıp ortamdan uzaklaşıldığında azalması, "hasta bina sendromu" olarak adlandırılan durumla ilişkili olabilir. Klimanın doğrudan çalışanın üzerine üflemesi ise boyun ve omuz kaslarında gerginliğe yol açabilir. Masa başında uzun süre aynı pozisyonda kalmak ve duruş bozuklukları da bu ağrıları artırabilir. Klima altında uzun süre kalmak zatürreye neden olabilir mi? Klimanın soğuk hava üflemesi tek başına zatürre oluşturmaz. Ancak kontrolsüz klima kullanımı solunum yollarındaki kuruluğu artırabilir, bazı kişilerde öksürük ve nefes darlığı gibi şikâyetleri tetikleyebilir. Bakımsız sistemlerin iç ortam hava kalitesini bozması da riskli kişilerin solunum problemlerini ağırlaştırabilir. Halk arasında "klima zatürresi" olarak bilinen Lejyoner hastalığı ise Legionella bakterisinin neden olduğu ciddi bir akciğer enfeksiyonudur. Hastalık; yüksek ateş, öksürük, nefes darlığı, baş ağrısı, kas ağrısı, mide bulantısı, ishal ve bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır. Evlerde ve araçlarda kullanılan klasik split klimalar, havayı soğutmak için su kullanmadığından doğrudan Legionella kaynağı olarak kabul edilmez. Asıl risk; bakımı yapılmayan soğutma kuleleri, büyük bina su sistemleri, duş başlıkları, jakuziler, su depoları ve dekoratif fıskiyeler gibi bakterinin çoğalabileceği su içeren sistemlerdir. Bakteriyle kirlenmiş küçük su damlacıklarının solunması hastalığa yol açabilir. Özellikle ileri yaştaki kişiler, sigara kullananlar, kronik akciğer hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler daha dikkatli olmalıdır. Sıcak havadan aniden klimalı bir ortama girildiğinde vücut nasıl tepki verir? Vücut sıcak ortamda kendisini serinletmek için terleme ve damarların genişlemesi gibi mekanizmaları kullanır. Çok sıcak bir ortamdan aşırı soğutulmuş bir alana aniden girildiğinde damarlar hızla daralabilir ve kaslarda gerginlik oluşabilir. Bu ani değişim bazı kişilerde baş ağrısı, halsizlik, burun tıkanıklığı, boğazda yanma, öksürük ve kas tutulması gibi yakınmalara neden olabilir. Astımı olan kişilerde soğuk ve kuru hava, hava yollarının daralmasını tetikleyerek öksürük, hırıltı, göğüste sıkışma ve nefes darlığını artırabilir. Bu nedenle çok sıcak bir ortamdan klimalı alana girildiğinde klimanın derecesi kademeli olarak düşürülmeli ve kişi doğrudan hava akımının karşısına geçmemelidir. Klima kullanımı akciğerleri nasıl etkiler? Uzun süreli ve kontrolsüz klima kullanımı burun, boğaz ve hava yollarındaki mukozaların kurumasına neden olabilir. Kuruluk; boğazda yanma, kuru öksürük, burun tıkanıklığı ve ses kısıklığı gibi şikâyetleri artırabilir. Çok soğuk ve kuru hava, astım ve KOAH hastalarında hava yollarının hassasiyetini artırarak mevcut belirtileri ağırlaştırabilir. Filtrelerin temizlenmemesi durumunda ortamda bulunan toz, polen, küf sporları ve diğer alerjenler havada daha fazla dolaşabilir. Bu durum alerjik kişilerde hapşırma, burun ve geniz akıntısı, öksürük, hırıltı ve nefes darlığına yol açabilir. Nemli ve küflü kapalı alanların solunum yolu sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunduğu biliniyor. Yüksek ateş, giderek artan öksürük, balgam, göğüs ağrısı, nefes darlığı veya genel durumda belirgin bozulma görülmesi halinde şikâyetler yalnızca klimaya bağlanmamalı ve sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.