“Fesin şeklinden, büyüklüğünden veya durumundan hangi padişah döneminde yattığını anlayabiliyoruz” Sultan 2. Mahmud döneminden itibaren kullanılan feslerin mezar taşlarına işlendiği hakkında bilgi veren Çavuş, “Klasik dönem dediğimiz dönemde, 15-16-17 ve 18. yüzyılda insanların taktıkları başlıklar onların rütbelerini gösteriyordu. Mesela padişahlar veya sadrazamlar kallavi bir kavuk takıyorlardı. İlim adamları örfi kavuk dediğimiz, kavuklar takıyorlardı. Tarikatlarda bulunan kişilerde, tarikatlarına ait olan başlıklar takıyorlardı. Hatta bu tarikatlardaki başlıkların her birinin de dilimleri farklıydı. Bu dilimlere göre de o tarikatın mensubiyetini anlayabiliyorduk. 12 dilimli olduğu zaman biz bunu Bektaşi tarikatı mensubu olduğunu anlıyorduk. Bir Mevlevi sikkesi gördüğümüz zaman Mevlevi tarikatına bağlı mürid veya şeyh olduğunu anlıyorduk. Bunlarda aynı zamanda birebir mezar taşlarına yansıtılmış. Sultan 2. Mahmud ile beraber bir fese geçiş var. Fesle beraber biz kavuk tiplerini göremiyoruz. Tamamen fesleri görmeye başladık. 2. Mahmud kendi fesini oluşturmuş. Sonra oğlu Sultan Abdülaziz’de kendi fes türünü oluşturmuş. Sonra gelen padişah Sultan 2. Abdülhamid’de kendine göre bir fes şekli geliştirmiş. Biz şu an baktığımızda fesin şeklinden, büyüklüğünden veya durumundan hangi padişah döneminde yattığını anlayabiliyoruz. Aynı zamanda genel olarak da fese baktığımız zaman Sultan 2. Mahmud’dan sonra yaşadığını anlıyoruz. Çünkü 2. Mahmud’dan önce daha farklı başlıklar kullanılıyordu” şeklinde konuştu.