Şehit basın emekçilerinin, hayattayken yaralanmalarına, ailelerini kaybetmelerine rağmen görevlerine devam ettiğini anımsatan Acar, “Kameraman Hasan Hamad’ın naaşı, parçalandığı için ancak basın yeleği ve saçlarından tanınarak teşhis edildi. Hamad gibi her bir gazeteci, gerçeği aktarmak için canlarını ortaya koydular. İsrail, bu onurlu sesi susturmak istedi. Televizyon kanallarını, matbaaları hedef aldı çünkü zalimler bilir ki hakikat, en ölümcül silahtır. Ama onlar, her biri fidan gibi toprağa düşse de yeniden yeşeren gerçeğin temsilcileri oldular. Bugün burada diktiğimiz her ağaç doğaya, adalete, özgürlüğe nefes olacak.” diye konuştu.