İki temel kavram... Mutfakta herkesin bilmesi gereken altın kural: Sürekli karıştırılıyor
Mutfakta herkesin bilmesi gereken altın kural ortaya çıktı.
Mutfakta herkesin bilmesi gereken altın kural ortaya çıktı.
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Gıda Okuryazarlığı Komisyonu Başkanı Ebru Akdağ, gıda israfını önlemek ve ev bütçelerini korumak adına hayati bir açıklama yaptı. Her 10 tüketiciden 8'inin 'Son Tüketim Tarihi' ile 'Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi' arasındaki farkı bilmiyor.
Market alışverişinden sonra mutfağımıza giren ürünlerin üzerindeki tarihler, bazen birer güvenlik duvarı, bazen de sadece bir kalite referansı. Ancak biz toplum olarak bu ayrımı ne kadar yapabiliyoruz?
Mutfaklarımızda her gün tonlarca gıda, sadece üzerindeki tarih geçtiği gerekçesiyle çöpe gidiyor. Ancak TGDF Gıda Okuryazarlığı Komisyonu Başkanı Ebru Akdağ'ın yaptığı son açıklamalar, bu durumun hem yanlış bir tüketim alışkanlığı hem de devasa bir kaynak israfı olduğunu kanıtlıyor. Akdağ, gıda ambalajlarındaki iki temel kavramın karıştırılmasının faturasının ağır olduğunu vurguladı.
Akdağ, Son Tüketim Tarihi'nin (STT) et, süt, balık ve yumurta gibi çabuk bozulabilen ürünlerde kullanıldığını hatırlattı. Bu tarih, gıdanın mikrobiyolojik açıdan güvenli olduğu son günü simgeliyor. Bu tarih geçtikten sonra ürünün tüketilmesi, ciddi sağlık risklerine ve zehirlenmelere yol açabiliyor. Akdağ, bu ürünlerin STT'si geçtikten sonra satışına izin verilmediği gibi evde de asla tüketilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Öte yandan, makarna, bisküvi, bakliyat ve konserve gibi dayanıklı ürünlerde kullanılan Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT), gıdanın güvenliğini değil, kalitesini temsil ediyor. Akdağ bu durumu şöyle açıkladı:
"Bu tarih aslında ürünün tat, koku, kıvam gibi duygusal özelliklerini en üst düzeyde koruduğu dönemi ifade eder. Uygun koşullarda saklandıysa, ambalajında, görüntüsünde, kokusunda bir problem yoksa TETT geçen bir ürünü de tüketmemizde hiçbir sorun yok."
Gıda israfının çevresel etkilerine dair çarpıcı veriler paylaşan Akdağ, Birleşmiş Milletler'in verilerine dikkat çekti. Eğer dünyadaki gıda israfı bir ülke olsaydı; karbon emisyonu ve iklim krizine etkisi bakımından Çin ve ABD'den sonra dünyanın üçüncü büyük ülkesi olurdu. Küresel gıda israfının yüzde 60'ının evlerde gerçekleştiğini anımsatan Akdağ, çöpe atılan her lokmanın aslında çiftçinin emeğini, kullanılan suyu ve harcanan enerjiyi de yok ettiğini ifade etti.
Gıda israfının toplam sera gazı emisyonlarının yüzde 10'unu oluşturduğunu belirten Akdağ, gıda okuryazarlığının lüks değil bir zorunluluk olduğunu söyledi. Tüketicilerin satın alma aşamasında hangi tarihin ne anlama geldiğini bilmesinin hem iklim kriziyle mücadelede hem de aile ekonomisinde devrim oluşturabileceğini vurguladı.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23