Bozkurt, doğada gece gündüz yaşamlarını sürdürdüklerini, zaman zaman yalnızlık ve zorlu hava şartlarıyla mücadele ettiklerini ifade ederek, "Kış geliyor. Biz de 10-15 gün, belki 20 gün boyunca yolculuk yapacağız. Tabii bu işin, diğer bütün işlerde olduğu gibi, kendine göre çilesi var. Bizim işimizin çilesi biraz daha farklı. Doğada yaşıyorsun, gece gündüz doğanın içindesin. Bazen tek başına, yalnız kalıyorsun. 24 saat boyunca adeta bir bekçi gibisin. İki üç günde bir ailelerimizden yemek ve ekmek geliyor. Evimiz, eşeklerimizin sırtındaki yüklerimizde. Eşekler olmasa biz de geçinemeyiz. Bazen yağmur, bazen sıcak, bazen de soğuk oluyor. Her şey iklim şartlarına bağlı" şeklinde konuştu. Doğada hayvanlarıyla birlikte yaşarken sürekli tedbirli olmak zorunda kaldıklarını söyleyen Bozkurt, bu nedenle uyurken bile yarı uyanık şekilde beklediklerini belirterek, "Uyurken bile bir kulağın, bir gözün açık oluyor. Bir yanın uyurken diğer yanın uyanık kalıyor. Bu durum doğadaki hayvanlarda da var; kurtta da ayıda da. Doğadaki bütün hayvanlarla birlikte yaşıyorum. Doğada ne varsa onlarla iç içeyiz. Bu yüzden onlara karşı tedbirli olmak zorundayım. Yarı uykuda, yarı uyanık bir şekilde bekliyoruz. Yaklaşık bir haftadır yolculuğumuz devam ediyor. Herhalde 20 gün sürer. İnşallah yolculuğumuz mutlu ve güzel geçer" diye konuştu.