• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
11
Yeniakit Publisher
Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Yücel Kaya Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 30 seviyesinin altına inmesine rağmen vatandaşın çarşıda, pazarda ve markette karşılaştığı fiyatlar hayat pahalılığı tartışmasını canlı tutuyor. Ekonomist Nurullah Çiftçi, enflasyon rakamlarındaki gerilemenin neden henüz hanelerin bütçesinde aynı ölçüde hissedilmediğini anlattı.

#1
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Eylül 2026 verileri, yıllık enflasyondaki gerilemenin devam ettiğini ortaya koydu. Ancak rakamlardaki düşüş, özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşların günlük harcamalarında aynı ölçüde hissedilmiyor. İLKHA'ya değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Nurullah Çiftçi, bu durumun arkasındaki temel nedenlere dikkat çekti.

#2
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

ENFLASYONUN DÜŞMESİ FİYATLARIN DÜŞMESİ DEMEK DEĞİL Çiftçi, yıllık enflasyonun yüzde 30 bandının altına gerilemesini teknik açıdan dezenflasyon sürecinin başarısı olarak değerlendirirken, bunun vatandaşın refah seviyesinin aynı oranda yükseldiği anlamına gelmediğini kaydetti.

#3
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Enflasyonun gerilemesi, genel fiyat seviyesinin düşmesinden ziyade fiyatların artış hızının yavaşlaması anlamına geliyor. Bu nedenle geçmiş dönemde yüksek oranlarda zamlanan birçok ürün ve hizmet, vatandaşın bütçesi üzerindeki ağırlığını korumaya devam ediyor.

#4
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

DAR GELİRLİNİN ENFLASYONU FARKLI Resmi enflasyon ile vatandaşın günlük yaşamda hissettiği enflasyon arasındaki farklılığa da değinen Çiftçi, gelir gruplarının tüketim alışkanlıklarının belirleyici olduğunu ifade etti. Özellikle dar gelirli ailelerin bütçelerinde gıda, kira ve konut giderleri, enerji ile ulaşımın çok daha büyük bir yer tuttuğuna dikkat çekildi.

#5
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Temel ihtiyaçlardaki fiyat artışlarının yüksek seviyelerde seyretmesi, genel enflasyon gerilese bile vatandaşın hayat pahalılığını daha yoğun hissetmesine yol açıyor.

#6
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

MAAŞ ARTIŞLARI İÇİN DİKKAT ÇEKEN ÖNERİ Çiftçi, dar gelirlinin alım gücünün korunabilmesi için ücret politikalarının da yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

#7
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Maaş artışlarında yalnızca genel enflasyonun değil, vatandaşın bütçesinde önemli yer tutan gıda ve barınma maliyetlerindeki artışın da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

#8
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Çiftçi ayrıca dolaylı vergilerin azaltılması, sosyal konut projelerinin yaygınlaştırılması ve enerji desteklerinin artırılmasını önerdi.

#9
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

RAKAM GERİLİYOR, PAHALILIK HEMEN ORTADAN KALKMIYOR Ortaya çıkan tablo, enflasyondaki düşüş ile hayat pahalılığındaki düşüşün aynı şey olmadığını gösteriyor.

#10
Foto - Enflasyon geriliyor ama ceplere neden yansımıyor? İşte vatandaşın hissettiği gerçek

Enflasyonun gerilemesi fiyatların ucuzlamasından çok, zamların önceki döneme kıyasla daha yavaş gerçekleşmesi anlamına geliyor. Vatandaşın bunu cebinde daha güçlü hissedebilmesi için ise gelirlerdeki artışın ve özellikle temel ihtiyaçlardaki fiyat seyrinin belirleyici olması bekleniyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Enflasyonun düşmesi fiyatların azaldığı anlamına gelmez, yalnızca fiyat artış hızının yavaşladığını gösterir. Vatandaşların çarşıda, pazarda ve markette hissettiği "gerçek enflasyon" ile açıklanan resmi veriler arasındaki bu büyük uçurum, tamamen matematiksel bir yanılsamadan ve ekonomik gecikmelerden kaynaklanmaktadır. Yıllık enflasyonun yüzde 30 seviyesinin altına gerilemesi, geçen yıl 100 lira olan bir ürünün bu yıl 130 lira olduğunu gösterir. Yani fiyatlar düşmemiştir, aksine artmaya devam etmektedir; sadece geçen dönemlerdeki gibi çok daha agresif bir hızda yükselmemektedir. Vatandaşın cebini rahatlatacak olan şey enflasyonun düşmesi değil, "deflasyon" yani fiyatların mutlak olarak gerilemesidir. Mevcut ekonomik programda ise fiyatların düşmesi değil, artış hızının dizginlenmesi hedeflenmektedir. Bu durumun hissedilmemesinin ardındaki en büyük etkenlerden biri, halkın zorunlu harcamalarındaki ağırlıktır. Resmi enflasyon sepetinde yüzlerce ürün yer alırken, dar ve orta gelirli bir vatandaşın bütçesinin neredeyse tamamı gıda, kira, faturalar ve ulaşım gibi kaçınılamayacak temel ihtiyaçlara gitmektedir. Temel gıda ürünlerindeki ve barınma maliyetlerindeki artışlar genellikle genel enflasyon ortalamasının çok daha üzerinde seyreder. Bu nedenle manşet enflasyon kağıt üzerinde gerilese bile, mutfaktaki yangın ve market rafındaki etiket değişimi hız kesmeden devam eder. Üstelik geçmiş yıllarda yaşanan yüksek enflasyon dalgası, halkın alım gücünü zaten ciddi oranda eritmiştir. Ücretler ve gelirler bu kümülatif kayıptan sonra aynı hızda telafi edilmediği için, enflasyon oranı kağıt üzerinde ne kadar düşerse düşsün, vatandaşın hissettiği yoksullaşma hissi baki kalmaktadır. Tam da bu noktada gelir politikaları, enflasyonist dönemlerde vatandaşın alım gücünü doğrudan belirleyen en kritik kaldıraç olarak devreye girer. Enflasyonun gerileme trendine girdiği ancak fiyatların yapısal olarak yüksek kalmaya devam ettiği geçiş süreçlerinde, hükümetlerin uyguladığı ücret, vergi ve sosyal transfer politikaları halkın çarşı-pazardaki refahını ya korur ya da tamamen eritir. Bu süreçte en sık başvurulan yöntem olan nominal ücret artışları, yani asgari ücret, memur ve emekli maaşlarına yapılan zamlar, genellikle geçmiş enflasyonu telafi etmeye yöneliktir. Ancak bu artışlar yapısal reformlarla ve sıkı bir fiyat denetimiyle desteklenmediğinde, işverenlerin maliyet artışını doğrudan etiketlere yansıtmasıyla sonuçlanır. Bu durum, ekonomide ücret-fiyat sarmalı olarak adlandırılan kısır bir döngüyü tetikler ve kağıt üzerinde yapılan zamlar birkaç ay içinde eriyerek alım gücünü başladığı noktanın da gerisine götürür. Alım gücünü kalıcı olarak artırmanın yolu, sadece maaşları yükseltmekten değil, paranın satın alma değerini korumaktan ve dolaylı gelir politikalarını devreye sokmaktan geçer. Örneğin, dar ve orta gelirli kesimin üzerindeki vergi yükünün azaltılması, temel tüketim maddelerindeki KDV indirimleri veya gelir vergisi dilimlerinin çalışanlar lehine güncellenmesi, net harcanabilir geliri doğrudan artıran adımlardır. Aynı şekilde, barınma ve gıda gibi vatandaşın bütçesinde en büyük payı alan alanlarda uygulanan sübvansiyonlar ve sosyal destek programları, enflasyonun yıkıcı etkisine karşı bir kalkan görevi görür. Eğer gelir politikaları sadece baz etkisine güvenilerek sıkılaştırılır ve ücret artışları baskılanırsa, enflasyon oranı kağıt üzerinde hızla düşebilir ancak geniş kitlelerin yoksullaşması kaçınılabilecek bir durum olmaktan çıkar. Diğer bir önemli boyut ise piyasadaki katılıklar ve üretim maliyetleridir. Akaryakıt, enerji, işçilik ve vergi gibi yapısal maliyetler yüksek kalmaya devam ettikçe, üretici ve esnaf fiyatları aşağı çekemez. Hatta geleceğe yönelik enflasyon beklentileri tam olarak kırılmadığı için, satıcılar yerine aynı fiyata mal koyamama korkusuyla etiketlerini yüksek tutmaya devam ederler. Sonuç olarak, makroekonomik verilerde bir iyileşme ve gerileme trendi başlasa bile, bu durumun tabana yayılması ve ceplere olumlu bir yansıma olarak dönmesi çok ciddi bir zaman gecikmesine tabidir. Enflasyonun baz etkisiyle veya sıkı para politikalarıyla gerilemesi bir başarıdır ancak halkın refahı, fiyatların artış hızının yavaşlamasıyla değil, alım gücünün bu fiyatların üzerine çıkmasıyla ve kümülatif erimenin telafi edilmesiyle ölçülür. Aksi takdirde, makro göstergelerde enflasyon canavarı dizginlenmiş görünse bile, hanehalkı bütçesindeki kriz derinleşerek devam edecektir.

Enflasyon Düşmüyor

Tüik düşük açıklıyor. Bu iş onbeş yıldır böyle. Tüik gerçek rakamları açıklasaydı en düşük emekli 75 bin lira, tavandan emekli 20 yıllık emekli 250 bin maaş alırdı.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23