Daha Düşük Riskli Hastalar Kimler? Öte yandan, bazı hastalar uygun önlemlerle Ramazan'ı çok daha güvenli geçirebilir: Diyetiyle veya metformin gibi düşük riskli ilaçlarla iyi kontrol altında olan tip 2 diyabetliler GLP-1 bazlı yeni nesil ilaç tedavisi kullanan hastalar Düzenli kan şekeri takibi yapabilen, bilinçli ve eğitimli hastalar Ancak bu grupta bile doktor kontrolü ve ilaçların Ramazan ayına yönelik yeniden düzenlenmesi son derece önemlidir. Ramazan Öncesi Hazırlık Şart En önemli konuların bir tanesi Ramazan öncesinde mutlaka tıbbi değerlendirme ve eğitim yapılmasıdır. Bu değerlendirme mümkünse Ramazan'dan 1–2 ay önce hafta önce gerçekleştirilmelidir. Bu süreçte: İlaç ve insülin dozları yeniden düzenlenir. Beslenme planı gözden geçirilir. Kan şekeri ölçüm sıklığı belirlenir. Hastaya "ne zaman orucu bozması gerektiği" açıkça anlatılır. (70 mg altında ve 300 mg üzerinde kan şekeri olması durumunda) İftar ve Sahurda Nasıl Beslenmeli? Ramazan'da beslenme, diyabet yönetiminin merkezindedir. İftar sofralarında aşırı karbonhidrat ve yağdan kaçınılmalı Sahur mutlaka yapılmalı ve geç saate bırakılmalıdır Kompleks karbonhidratlar (tam tahıl, lifli gıdalar) tercih edilmelidir. Bol sıvı alınmalı, susuz kalınmamalıdır. Kan Şekeri Ölçmek Orucu Bozar mı? Bu soru Ramazan ayında en sık sorulan sorulardan biridir. Cevap nettir: Hayır, kan şekeri ölçmek orucu bozmaz. Aksine, düzenli ölçüm yapılmaması ciddi risk oluşturur. Son Söz: Oruç Bir İbadettir, Sağlık da Öyle. Bilimsel veriler bize şunu açıkça söylüyor: Diyabetli bireylerde Ramazan, ancak bilinçli, planlı ve bireyselleştirilmiş bir yaklaşımla güvenli olabilir. En doğru karar, hastanın kendi inancı, hekim önerisi ve bilimsel veriler ışığında birlikte verilmelidir. Unutmayalım: Sağlığı korumak da bir ibadettir.