Cumhurbaşkanı Erdoğan’a alçakça saldıran Kranidiotis bakın kimmiş
Gazeteci İhsan Tahsin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Maduro olayı üzerinden alçakça hedef alan Yunan Failos Kranidiotis'i ifşa eden bir analize imza attı.
Gazeteci İhsan Tahsin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Maduro olayı üzerinden alçakça hedef alan Yunan Failos Kranidiotis'i ifşa eden bir analize imza attı.
Yunan siyasetinde umduğunu bulamayan, radikal söylemleri nedeniyle kendi partisinden bile kovulan ve siyasi ömrünü “Türkiye düşmanlığı” üzerinden uzatmaya çalışan Failos Kranidiotis, sosyal medyadaki son hadsiz çıkışlarıyla yeniden gündemde. Ancak bu “maskeli hukukçunun” geçmişi; terör elebaşlarına kalkan olmaktan, iki halk arasına nifak tohumu ekmeye kadar uzanan bir başarısızlıklar kronolojisinden ibaret.
Birlik Gazeetsi'nden İhsan Tahsin, Türkiye-Yunanistan dostluğunu hedef alan bu “siyasi mevta”nın gerçek yüzünü; 1988’deki sokak provokasyonlarından 1999’daki terör ortaklığına kadar tüm detaylarıyla deşifre etti.
Yunan siyasetinde tutunamayan, radikalizmi nedeniyle kendi mahallesinden kovulan ve siyasi kariyerini “Türk düşmanlığı” üzerine kuran Failos Kranidiotis, sosyal medyada yine “provokasyon” mesaisine çıktı. Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan bu maskeli hukukçu aslında kim? İşte 1999’dan bugüne bir başarısızlık ve nefret kronolojisi.
Son günlerde “X” platformunda T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ima eden hadsiz paylaşımlarıyla Türk kamuoyunun radarına giren Failos Kranidiotis, aslında ne Yunan siyaseti için ne de Türkiye için yeni bir isim. Ancak onu sadece “bir tweet atan siyasetçi” olarak görmek büyük hata olur. O, kökleri 90’ların “karanlık milliyetçiliğine” dayanan, ideolojik olarak uçlarda yaşayan ve her sıkıştığında Türkiye kartına sarılan bir figür.
Kranidiotis’in isminin tarihe geçtiği ilk karanlık sayfa 1999 yılıdır. Bölücü terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın Kenya’da yakalanmasıyla sonuçlanan o meşhur “serüvenin” bizzat içindeydi. Teröristbaşının avukatlığını üstlenerek, uluslararası hukuku teröre kalkan yapmaya çalışan ekibin başındaydı. Bugün attığı tweetlerin arkasında, o gün yaşadığı o büyük diplomatik ve hukuki mağlubiyetin kuyruk acısı olduğu aşikâr.
Kranidiotis, merkez sağın kalesi olan Yeni Demokrasi (ND) içinde bir dönem yer bulsa da, aşırı radikal ve şiddet dilini benimseyen üslubu nedeniyle oradan da dışlandı. 2016 yılında, dönemin Bakanı Muzalas hakkında sarf ettiği “Gudi’de (idam yeri) infaz edilmeli” sözleri, bugünkü Başbakan Miçotakis tarafından “parti ilkelerine aykırı” bulunarak kapının önüne konulmasına neden oldu. Yani Kranidiotis, sadece Türklerin değil, kendi ülkesindeki makul siyasetçilerin de “tehlikeli” bulup uzaklaştırdığı bir isim.
Yeni Demokrasi’den kovulduktan sonra kurduğu “Nea Deksia” (Yeni Sağ) partisi, Yunan seçmeninden hiçbir zaman karşılık bulamadı. İdeolojisini “Halkçı Sağ” olarak tanımlasa da, aslında marjinal bir milliyetçilikten öteye gidemedi. Sandıkta bulamadığı meşruiyeti, sosyal medyada Türkiye’ye saldırarak aramaya başladı. 2023 seçimlerinde girdiği ittifaklar da dikiş tutmadı ve sonunda siyasi bir “mevta” haline gelerek tekrar Yeni Demokrasi’nin gölgesine sığınmak zorunda kaldı.
Kranidiotis bir hukukçu. Ancak hukukunu hak aramak için değil, “siyasi suikastlar“ ve algı operasyonları için bir kalkan olarak kullandığı Yunanistan’da bilhassa geniş çevrelerce dillendiriliyor. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Venezuela lideri Maduro üzerinden yaptığı “sıra sende” imalı paylaşım, bir hukukçunun sahip olması gereken “devlet adamlığı” ve “etik” değerlerin ne kadar uzağında olduğunu kanıtlıyor. Siyasi kariyeri yenilgilerle dolu olan Kranidiotis, bugün sadece bir “klavye milliyetçisi” profili çiziyor. Türkiye’deki vatandaşların gösterdiği sert tepki, aslında onun istediği tek şeyi ona veriyor: Gündeme gelmek. Ancak unuttuğu bir şey var; tarih, teröristlerin avukatlığını yapanları ve halkın seçtiği liderlere dil uzatanları “başarılı siyasetçi” olarak değil, “tarihin tozlu raflarındaki birer dipnot” olarak kaydediyor.
Kranidiotis’in sosyal medyada sergilediği saldırganlık, aslında on yıllardır süregelen bir “karakter” sorunudur. İşte bu şahsın, iki halk arasındaki barış iklimini zehirlemeye çalıştığı o karanlık duraklar: 1988 – İlk Saldırı: Daha gençlik yıllarında, Türk Büyükelçiliği önündeki çelengi parçalayarak hukukçuluktan ziyade bir “sokak provokatörü” olduğunu kanıtlamıştır. 1999 – Ulusal Fiyasko: Terör örgütü elebaşının avukatlığına soyunarak hem uluslararası hukuku hem de Yunanistan’ın devlet itibarını zedeleyen bir maceraya atılmıştır. 2016 – Kendi Mahallesinden Kovuluş: Nefret söylemleri ve radikal çıkışları o kadar ileri gitmiştir ki, merkez sağın kalesi Yeni Demokrasi (ND) partisi bile “bu kadarını” kabul edememiş ve onu partiden ihraç etmiştir.
Failos Kranidiotis ve benzeri figürlerin asıl hedefi, Ege’nin iki yakasında binlerce yıldır süregelen komşuluk hukukunu zedelemektir. Türk ve Yunan halkları; aynı coğrafyayı, benzer bir tarihi ve ortak bir geleceği paylaşan iki komşu halktır. Kranidiotis gibi kendi ülkesinde bile “siyasi mevta” haline gelmiş isimlerin, bu dostluk köprülerini yıkmaya gücü yetmeyecektir. Türk halkı ve sağduyulu Yunan halkı, bu tür “istenmeyen adamların” provokasyonlarına gelmeyecek kadar derin bir hafızaya sahiptir. Siyasetini nefret üzerine kuranlar, tarihin tozlu raflarında unutulmaya mahkumdur; kalıcı olan ise daima komşuluk ve barıştır.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23