Doç. Dr. Yalçınozan, “İşitme kaybının nedenleri arasında yaşlanma, kulak hastalıkları, genetik faktörler ve bazı enfeksiyonların yanı sıra yüksek sese uzun süre veya yoğun şekilde maruz kalmak da bulunuyor. Özellikle kişisel ses cihazlarının yüksek ses seviyesinde kullanılması, konser ve eğlence mekanları gibi yüksek sesli ortamlarda uzun süre bulunulması ve iş ortamındaki yoğun gürültü maruziyeti işitme sağlığı açısından risk oluşturabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, 1 milyardan fazla genç insanın eğlence amaçlı yüksek ses maruziyeti nedeniyle işitme kaybı riski altında olabileceğine dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Yalçınozan, işitme sağlığının korunmasında günlük yaşam alışkanlıklarının da önem taşıdığını belirterek, “Yüksek sesli ortamlarda geçirilen sürenin azaltılması, kişisel ses cihazlarında güvenli ses seviyelerinin tercih edilmesi ve gürültülü çalışma ortamlarında gerekli koruyucu önlemlerin alınması işitme sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir. Bunun yanında işitmede yeni başlayan veya giderek artan bir değişiklik, kulakta çınlama, konuşmaları anlamada belirgin güçlük ya da çocuklarda işitme ve iletişim gelişimiyle ilgili bir şüphe olduğunda değerlendirme yapılması önemlidir” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Yalçınozan, “İşitme Engelliler Haftası, işitme kaybıyla yaşayan bireylerin karşılaştığı iletişim güçlüklerine dikkat çekmenin yanı sıra işitme sağlığının korunması ve işitme kaybının erken fark edilmesi konusunda toplumda farkındalık oluşturmak açısından önemli bir fırsat sunuyor. İşitme kaybının erken fark edilmesi, bireyin iletişim, eğitim ve sosyal yaşam üzerindeki olası etkilerinin azaltılması açısından önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü de özellikle çocuklarda işitme sorunlarının erken fark edilmesi ve uygun bakımın zamanında sağlanmasının gelişim ve eğitim açısından kritik olduğunu belirtiyor” dedi.