Çocukluk döneminin önemi ve hassasiyetine dikkati çeken Arpaguş, şöyle devam etti: "Bizler, Kur'an öğretimindeki başarımızı, öğrencilerin ne kadar ezber yaptığıyla değil, onların Kur'an ile ömür boyu sürecek sevgi ve güven ilişkisi kurabilmeleriyle ölçmeliyiz. Dört-beş yaşlarındaki bir çocuğun bütün harfleri tanımasından daha önemli olan Kur'an dersine koşarak gelmesidir. O yaşlardaki bir çocuğun uzun sureler ezberlemesinden daha kıymetli olan Allah sevgisini merhamet merkezli bir şekilde öğrenebilmesidir. Dolayısıyla başarı ölçütlerimizi yalnızca ezber miktarı, harfleri tanıma veya tecvit kurallarını uygulama düzeyi üzerinden değil, derse katılım, öğrenme isteği, sosyal etkileşim ve Kur'an'a yönelik olumlu tutum gibi çok boyutlu göstergeler üzerinden okumak mecburiyetindeyiz." Arpaguş, bilgi ve hikmeti buluşturan ve onu ahlaka dönüştüren bir Kur'an eğitim modeli geliştirmeyi amaçladıklarını belirterek, "Çocuklarımızı kendi medeniyet değerlerimizle buluşturabilmek için İslam eğitim geleneğinde olduğu gibi irfan merkezli güçlü bir pedagojik yaklaşım geliştirmek zorundayız. Bunu yapabildiğimizde hem Kur'an eğitiminde büyük bir başarı yakalayacak hem de inançlı, bilgili, ahlaklı ve şahsiyetli nesiller yetiştirme yolunda çok önemli mesafe kat etmiş olacağız." ifadelerini kullandı.