Kazılarda görev yapan Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Demet Delibaş ise mezarlarda bulunan kemiklerde yapılan incelemede 5 bin yıl önce insanların yaşam ömürlerinin bebek ve çocuklar hariç ortalama 35-40 olarak saptandığını söyledi. Bu yılki kazılarda toplam 30 tane mezar açtıklarını bazılarının içinde birden fazla birey var olduğunu gördüklerini ifade eden Delibaş, şöyle konuştu: “Bu nedenle bu seneki birey rakamımız 35 gibi. Küllüoba’da zaten büyük bir çeşitlilik var. Her zaman olduğu gibi kerpiç sandukalar var, taş sandukalar var, pitos mezarlar var, daha çok bebek ve çocukları gömdükleri çömlek mezarlarımız var. Toprağa doğrudan kazılmış açılan bir çukura cenazenin defnedildiği ve ‘basit toprak’ diye adlandırdığımız basit toprak mezarlarımız var. Tüm mezar çeşitlerine hem bebek ve çocuklarda hem de erişkin bireylerde rastlıyoruz. Yani mezar türü ve yaş-cinsiyet arasında doğrudan bir ilişki yok. Bazı mezarlarda gömü hediyesi ve kişisel eşya niteliğinde buluntulara rastlasak da gömü hediyesi bulunamayan iskeletler de var. Bu da topluluk içerisindeki kültürel çeşitlilik hakkında bize önemli ipuçları sağlayan bir veri. Mezarlarda genel olarak gördüğümüz uygulama da cenazenin üzerine ve çevresine arpa ya da buğday olabilecek tohumların serpildiğidir. Oldukça sık karşılaştığımız bu uygulamanın bu kadar tekrarlanması, bunun bir gömü ritüeli olduğunu gösteriyor. Biz de korunabilenleri görüyoruz ancak tespit ettiklerimiz bunun oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Erişkin yaşa ulaşmış bireylerin hem kadınlarda hem erkeklerde gördüğümüz üzere, 30-40 yaş aralığını pek aşamadığını tespit etmiş bulunuyoruz.” Çanakkale Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun Özge Halfeoğullar (37) ise Küllüoba kazılarında gönüllü olarak yer alıyor. Hobi olarak başladığı kazılarda Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde Arkeoloji bölümüne kabul edildiğini belirten Halfeoğullar, “Buraya geldiğimde de kazıyı izlerken bir belgeseli canlı yayınlanıyorken izlemiş gibi hissettim. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nde Arkeoloji bölümü yüksek lisans programına kabul edildim. Artık hobi olarak ilgilendiğim için akademik olarak okuyabilmek bana çok büyük bir heyecan veriyor. Açıkçası çok heyecanlı hissediyorum. O kadar büyük bir keyif ki. Bu 5 bin yıl önce yaşamış bir topluluk, yaşamış insanlar, kemikleri benim arkamda duruyor, önümde eşyalarına dokunabiliyorum, onların eşyalarını çizebiliyorum. Bundan büyük bir heyecan olamaz” dedi.