Tekne yolculuğu sırasında keçilerin korkmadığını ve alışık olduklarını söyleyen Varol; "Keçilerimiz alışkın. Korkmazlar. Bunlar yaban keçisi değil, bizim özenle büyüttüğümüz, yakın olduğumuz evcil keçiler. Biz onları dağlarda, tepelerde, kayanın üzerinde görünce korkuyoruz. Endişeleniyoruz ama onlar alışkın" dedi. Turizmle birlikte bölgedeki geleneksel hayvancılığın giderek azaldığına dikkat çeken Varol, Bozburun ve Söğüt yöresinin geçmişinin yörük kültürüne dayandığını ancak dağlarda keçi besiciliği yapanların neredeyse kalmadığını söyleyerek "Bu işi yapan kalmadı. Bizden başka yapan çok az insan var. Evinde üç-beş keçi besleyenler olabilir ama bizim gibi dağda yaşayan, göçer şekilde bu işi sürdüren kalmadı. Geleneği zorunluluktan değil, geçmişten gelen bir yaşam biçimi olarak sürdürüyoruz. Biz bu işi severek yapıyoruz. Mecbur olduğumuz için değil, atamızdan geldiği için bırakamıyoruz. Turizm geldi, herkes bu işi bıraktı. Ben arkadaşlarımla birlikte devam etmesini istiyorum. Teşvik ve destek isteriz. Yapmak isteyenler için güzel bir iş ama herkes yapamaz" dedi. Keçiciliğin sürdürülebilmesi için destek ve teşvik gerektiğini belirten Varol, bu yaşam biçiminin herkes tarafından yapılabilecek bir iş olmadığını da vurguladı. Keçicilik için yalnızca hayvan sahibi olmanın yeterli olmadığını anlatan Varol, "Tekne kullanmasını bileceksin, dağda yaşamayı bileceksin, bölgeye hakim olacaksın. Suyunu nereden tedarik edeceğini, keçini, dağı bileceksin. Tekneyle su taşımak, ulaşım sağlamak masraflı işler. Bunların hepsi bizde mevcut olduğu için bize daha kolay geliyor. Bir de işi biliyoruz" diye konuştu.