THY- Güney Avrupa Haziran

Gülen teşkilatının sırlı kadroları ve görev dağılımı

24 Mart 2016 Perşembe

Yeni jenerasyonun; ilk dönemdeki çekirdek kadronun, Fetullah Gülen tarafından kollarından tutulup, bir kenara nasıl savrulduklarını anlamaları için tekrar hatırlatmak istedim. 

İlhan İşbilen tarafından kağıtlarda çoğaltılıp, Gülen’in önünde hepimize yemin metni ve görev dağılımı çizelgesi verildi. İşte metin orijinal haliyle şu şekilde. 

1: İLHAN İŞBİLEN: Vakfın açtığı kursların tanzimi ve yönetimi. Öğretmenler ile görüşmek derslerin tanzimi ve ziyaretler.

2: NURETTİN VEREN: Vakfın açtığı kurslarda İlhan İşbilen ile beraber Tepecik ve Şirinyer’deki evlerin her türlü tedbiri, harici umumiyeye ait meseleler.

3: ABDULLAH AYMAZ: İlhan İşbilen ile derslerin tanzimi Alsancak’taki ve Bahçelievler’deki Dönertaş Mahallesindeki evlerin her türlü işlerini yerine getirmek.

4: ZAFER AYVAZ: Vilayetler arasındaki tesanüdün tesisine destek olmak, arkadaşların gönderilmesine ışık tutmak, Bornova’daki meydandaki tıp talebelerinin evlerinin işleri ile ilgilenmek, Kemalettin Özdemir ile her türlü kitap tedariki satışını tedvir etmek.. İbrahim Hasgür yardım edecektir. Aydınlık Evler ve noktada kalan arkadaşlar, bunlara mezunlar arası aidatın toplanması, hesaplanması yeni kaynakların bulunması, kiralarının zamanında toplanıp gerekli yerlere takviyesi.

5: MEHMET ALİ ŞENGÜL: Mersinli ve Karşıyaka’daki arkadaşların her hususta yetişmelerinin takibi ve Muammer Türkyılmaz vakıf binasının inşaatının bitirilmesi her türlü gayreti içinde bulunulması, İsmail Büyükçelebi vakıf evlerinden Hisar, Poligon Evlerindeki arkadaşların ihtiyaçlarına bakmak. 

6: HÜSEYİN KAPTAN: Harici umumiye ait meseleler Şirinyer’deki 1 ve 2 numaralı evlerde kalan arkadaşların ihtiyaçlarının tedviri.

7: AYDIN KOYUNCU: Alsancak’taki 2 numaralı ve yeni tutulan yerdeki arkadaşların her türlü ihtiyaçları.

8: MEHMET ATALAY: Karabağlar’daki her iki evde kalan arkadaşların ihtiyaçlarının tespiti ve devamlı olarak kontrolü.

9: HALİL İBRAHİM UÇAR.

10: İSA SARAÇ.

11: ALİ CANDAN. 

12. MEHMET KADAN.

13: NECDET BAŞARAN.

Gülen’in bu yapmış olduğu 1970 yılındaki görev çizgisini ve hedefini unutmuş olabileceğini, bu arkadaşları bir hiç olarak gördüğünü, şu anda bu arkadaşları devletine karşı suç işlemiş ya hapiste ya kaçak duruma düşürmüş olmanın vebali ve sorumluluğunu yemin ettirdiği davanın 180 derece ters bir konumda, devletin başına bela olur hale gelmesinin, vicdan azabını çekmesi ve hatasından dönmesini hatırlatmak içindir. Belki gazete sütununda bunu okuyanlar, bu listedeki isimlerin kim olduğunu pek tanımazlar. Ben söyleyeyim; bunlardan İlhan İşbilen şu anda cezaevindedir.

Gülen’in emriyle siyasete girmiş ve istifa etmiştir. İbrahim Hasgür de kaçak durumunda ve devletle karşı karşıya gelmiştir. Diğer arkadaşlarımız da hepsi yurtdışında, Türkiye’den kaçan, vatan haini olarak aranan insanlar durumuna düşürülmüştür.

2001 yılında Gülen’le ABD’de yaptığımız fikir ayrılığı kavgasında beni öldürmek istediği zaman, arkadaşlar beni dinleyip, bir mahkeme kurup beni yargılayabilselerdi, hep birlikte bu hatadan dönülmüş ve bugün devletinin dibini delmek isteyen hainler durumuna düşürülmemiş olurlardı.

Fakat Gülen’in otoritesi ve emri o kadar kutsal ve o kadar acımasız ki, Gülen beni Amerika’da o kadar insanın önünde öldürseydi bile, yine bunların vicdanlarını kanatmaycaktı. 

Ve acıma duyguları olmayacaktı. 

İşte biz bu arkadaşlarla o gün niye yemin etmiştik; yapılan güzel işler nasıl berhava edildi, hepsi meşveret edip, Allah rızası için Gülen’e söylemeli değiller miydi?

Korucuk’ta yaptırmış olduğu misafirhanede hep beraber oturup, Kur’an ve Risale-i Nurlar’ı, hadis ve tefsirleri okuyarak, İslam’a hizmet etmek, dinimizi öğrenmek, güzel ahlakla örnek olmak şeklinde haddimizi bilseydik, devletimizin; yetiştirdiğimiz kardeşlerimizi önemli noktalara getirdikten sonra onların duacısı olsaydık, acaba bugünkü duruma gelir miydik!? Ya da Türkiye bugünkü halinden 20 kat daha güçlü bir dünya devleti olmaz mıydı?!

Gülen kendisine ayrı bir devlet ve dünya kurmak için kardeşlerini kıyma makinesine attı ve onları paramparça etti. Hayal dünyası ve ütopyası, hem kendini hem de kardeşlerini mahvetti. Ben bunu hatırlatmak için Gülen’e ve arkadaşlara tekrar soruyorum; keşke Korucuk Köyünde yaptırmış olduğu o küçük ilk hizmet çizgimizde kalıp, İslam ve Kur’an deyip, devletimizin, milletimizin, yanında olsaydık.

Kâfirlerle, münafıklarla, ahlaksızlarla, eşcinsellerle, teröristlerle, omuz omuza verip, beğenmediğiniz bu devlet adamını ve hükümeti devirmeye çalışmasaydınız.. Devlet adamlarının içerisinde bugünkülerden daha iyisini zaten görmediğinizi, her vicdan sahibi açıkça itiraf etmesi lazım değil miydi?

Allah (cc) kendi vatanımızda, kendi bayrağımızın altında vefat etmeyi nasip etsin.

 

 

 

YORUM YAZ