• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Denizolgun’un ölümünde FETÖ izi belirginleşiyor

Süleymancılar Cemaati lideri, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybetmesinin altında FETÖ’nün baş şüpheli olduğunu vurgulayan Avukat Cengiz Ocakçı, “Denizolgun cinayetinde takip edilen usul ve yöntem FETÖ’nün bu olayla bağlantısını güçlendiriyor” derken, Güvenlik Uzmanı Salih Aydemir, 1990-1996 yılları arasındaki karanlık dönemde işlenen faili meçhullerin izini FETÖ’nün sildiğini hatırlattı.

2 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

tug

dış istihbarat bağlantılı (fetö gibi) bütün bu tip organizasyonlar /kulüpler/cemaatler/dernekler/vakıflar/ vs. vs devlet tarafından sıkı bir şekilde takip edilmeli,
  • 2 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Kutsalın Gölgesinde Kamufle Olan Tehdit: Kavramsal Maskeler ve Organize Suç Yapıları Toplumsal yapıların en hassas ve istismara en açık damarlarından biri, inanç ve aidiyet duygularının kurumsallaşmış halleridir. Tarih boyunca safiyane duygularla bir araya gelen topluluklar, zaman zaman bu samimiyeti kendi karanlık emellerine basamak yapmak isteyen yapıların hedefi olmuştur. Bugün sosyolojik birer olgu olan "cemaat" veya "tarikat" gibi kavramların, devletin ve toplumun kılcal damarlarına sızarak suç işleyen organizasyonlar için birer siper olarak kullanılması, karşı karşıya kalınan tehdidin boyutunu ve niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu noktada en büyük yanılgı, suç odağı haline gelmiş, legal görünümlü illegal yapıları hâlâ geleneksel inanç gruplarının terminolojisiyle tanımlamaya çalışmaktır. Oysa karşımızda duran gerçek; kutsal değerleri kendine mevzi yapmış, her türlü ahlaki sınırın ötesine geçmiş, adeta birer suç ve terör şebekesine dönüşmüş organizasyonlardır. Bu tür yapıların en belirgin stratejisi, toplumun vicdanında kredisi olan kavramların arkasına saklanarak kendilerine dokunulmazlık alanı yaratmaktır. Eğitim, yardım severlik veya dini tebliğ gibi meşru vitrinlerin arkasında; şantaj, kumpas, devlet kadrolarına sızma ve finansal manipülasyon gibi organize suç faaliyetleri yürütülür. Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli ölümü etrafında dönen iddialar ve hukuki süreçler de bu karanlık metodolojinin somut birer yansıması olarak okunabilir. Hedef alınan yapıları ele geçirmek, yönlendirmek veya tasfiye etmek amacıyla devreye sokulan operasyonel usuller; sinsi bir sızma hareketinin, itibar suikastlarının ve nihayetinde şüpheli fiziki tasfiyelerin organize birer akıl tarafından yürütüldüğünü göstermektedir. Bir yapıyı tehlikeli kılan, sadece sahip olduğu silahlı güç değil, aynı zamanda toplumun zihin dünyasını felç edebilme kapasitesidir. Kendi amaçları uğruna her türlü hile ve desiseyi mubah gören bu şebekeler, adeta girdikleri her alanı kirleten birer zehirli sarmaşık gibi hareket ederler. Devletin egemenlik yetkisini, hukukun üstünlüğünü ve toplumun inanç dünyasını eş zamanlı olarak hedef alan bu organizasyonlara karşı yürütülecek mücadele, her şeyden önce doğru bir kavramsal netlik gerektirir. Bunları sosyolojik birer topluluk olarak nitelendirmek, farkında olmadan onların meşruiyet zeminine hizmet etmek anlamına gelir. Maskesi ne kadar "kutsal" veya "insani" olursa olsun, devletin varlığına, milletin iradesine ve bireyin özgürlüğüne kasteden her oluşum, doğası gereği bir çıkar ve terör örgütüdür. Hukukun asli görevi, bu yapıların vitrinindeki yanıltıcı etiketlere değil, tezgahın arkasında işlenen organize suçlara bakmaktır. Toplumsal bağları koparan ve devleti içeriden çürütmeyi hedefleyen bu nitelikli tehdide karşı en etkili panzehir; uyanık bir toplumsal hafıza, tavizsiz bir hukuki irade ve kavramların doğru bir şekilde konumlandırılmasıdır.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23