• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Denizolgun'un ölümünde şüpheler derinleşti! 10 yıl sonra kritik rapor

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmada 10 yıl sonra hazırlanan bilirkişi raporu, dosyadaki soru işaretlerini artırdı. Otopsi görüntülerinde göğüste ölümden önce oluştuğu değerlendirilen 4 ayrı ekimoz tespit edilirken, bilirkişi göğse dizle basılarak ağız ve burnun kapatılması şeklindeki bir ölüm mekanizmasının mümkün olduğunu bildirdi. Raporda kasten öldürülme ihtimalinin bilimsel olarak dışlanamayacağı, “beyin kanamasına bağlı doğal ölüm” değerlendirmesini destekleyecek yeterli objektif bulgunun ortaya konulmadığı ve dokularda ağır metallere rastlandığı kaydedildi.

3 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Tug

Devlet bu tür ( mossad bnd CIA bağlantılı paralel devlet kurmaya çalışan ) cemaat klüp , dernek , organizasyon hepsini takip etmeli- etmeye devam etmeli.
  • 1 Saat Önce

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

ESCOBAR ÇETESİ BİLE BU KADARINA CESARET EDEMEZDİ! İnanç Maskeli Karteller: Arif Ahmet Denizolgun’un Ölümü ve Maskelerin Düşüşü Türkiye, inanç dünyasını ve cemaat yapılarını uzun yıllardır toplumsal birer gerçeklik olarak tartışıyor. Ancak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüne ilişkin hazırlattığı son bilirkişi raporu, tartışmanın zeminini tamamen değiştirdi. Ortaya çıkan bulgular, karşımızda manevi bir müessese değil; yöntemleri, soğukkanlılığı ve acımasızlığıyla adeta bir "Escobar çetesini" andıran organize bir suç şebekesi olduğunu iddia eden en somut, en tüyler ürpertici belgedir. Zamanında "beyin kanamasına bağlı doğal ölüm" denilerek üzeri alelacele kapatılmak istenen bir dosya, tam 10 yıl sonra bilimin ve adli tıbbın ışığıyla yeniden aralandı. Rapordaki detaylar, sıradan bir vefatın çok ötesinde, profesyonelce kurgulanmış bir infaz mekanizmasına işaret ediyor. Otopsi görüntülerindeki ölüm öncesi darp izleri, göğse dizle basılarak nefessiz bırakılma ihtimali ve dokularda tespit edilen ağır metaller... Bu veriler, manevi bir iklimin değil, ancak yer altı dünyasının karanlık labirentlerinde görebileceğimiz infaz yöntemleridir. Buradaki en büyük trajedi ve ihanet, kutsal değerlerin bu karanlık çarklara yakıt yapılmasıdır. İnsanların saf dini duygularını, sadakatlerini ve manevi bağlarını sömürerek devasa bir güç ve finans imparatorluğu kuranlar, iş kendi iç hesaplaşmalarına veya güç paylaşımına geldiğinde dinin adını bile anmıyorlar. Bir insanın hayatına bu denli vahşice son verebilme cüreti, bu yapıların inançla hiçbir bağının kalmadığının, tamamen birer "çıkar ve infaz karteline" dönüştüklerinin tescilidir. Kendini manevi bir sığınak gibi gösteren yapıların perdesi kalktığında altından vahşi bir suç örgütünün çıkması, toplum vicdanında tamiri imkansız yaralar açmaktadır. Daha da vahimi, bu korkunç şüphelerin ve bilimsel gerçeklerin gün yüzüne çıkması için neden 10 yıl beklenildiğidir. Adaletin bu denli gecikmesi, bu tür mafyatik yapılanmaların yargı ve devlet mekanizmalarına ne denli sinsice sızabildiğinin, gerçeğin üzerini örtmek için ne kadar büyük bir nüfuz kullanabildiklerinin açık bir göstergesidir. Bugün gelinen noktada mesele sadece eski bir bakanın şüpheli ölümü değildir. Mesele, din kisvesi altında palazlanan, hukuku hiçe sayan ve kendi infaz mahkemelerini kuracak kadar gözü dönen bu "Escobar tipi" yapıların tamamen tasfiye edilmesidir. Bilimin ortaya koyduğu bu dehşet verici rapor, yargı için bir milat olmalıdır. İnanç maskesi takmış hiçbir suç örgütünün, bu ülkenin hukukundan ve adaletinden daha güçlü olmadığı her ne pahasına olursa olsun kanıtlanmalıdır. Yoksa bu karanlık, herkesi yutmaya devam edecektir.
  • 2 Saat Önce

Murat

O zamanın savcısını,olay yeri inceleme ekibini,cinayet masası ekibini, adli tıpçıları vs.devletin şimdi silkmesi lazım.
  • 2 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23