• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Türkiye, Orta Doğu’nun kapılarını kardeş ülkeye ardına kadar açtı! Dünyayı zangır zangır sallayan ittifaka yeni katılım an meselesi: Planı bizzat Ankara yaptı

Türkiye, Orta Doğu’nun kapılarını kardeş ülkeye ardına kadar açtı! Dünyayı zangır zangır sallayan ittifaka yeni katılım an meselesi: Planı bizzat Ankara yaptı

1 Yorum
Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

Türkiye ve Pakistan arasındaki köklü kardeşlik bağları, Orta Doğu ve İslam coğrafyasının geleceğini yeniden şekillendirebilecek nitelikte, son derece güçlü bir stratejik ortaklığın en sağlam temelini oluşturmaktadır. Ankara’nın vizyoner liderliğinde yürütülen bölgesel ittifak planları, yalnızca bugünün değil, geleceğin dünyasında da söz sahibi olabilmek adına askeri, ekonomik ve jeopolitik alanlarda tam güvene dayalı bir iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Tarihin her döneminde, en zorlu kriz anlarında bile Türkiye’nin yanında sarsılmaz ve tavizsiz bir duruş sergileyen Pakistan gibi samimi dostlarla kurulacak ortaklıklar, bölgesel istikrarın, huzurun ve kalıcı güvenliğin en büyük teminatıdır. Güvenilirliği tarihsel sınavlardan geçerek kanıtlanmış, ortak değerleri, inançları ve geleceğe yönelik vizyonu birebir paylaşan kardeş ülkelerle yürütülen bu genişleme süreci, küresel güç dengelerini derinden sarsabilecek ve coğrafyamıza yeni bir soluk getirebilecek bir potansiyele sahiptir. Ankara merkezli bu büyük planın başarısı, sadece askeri güce değil, aynı zamanda ittifak ortaklarının birbirine olan sarsılmaz sadakatine ve ortak kader bilincine dayanmaktadır. Ancak bu ittifak arayışlarında ve jeopolitik hamlelerde, güvenilirlik ile sadakat ilkeleri en kritik yol ayrımını ve hayati virajı oluşturmaktadır. Pakistan ile kurulan ve zamanın ötesine geçen sarsılmaz bağların aksine, mevcut Suudi Arabistan rejiminin bu tür bir stratejik ve askeri ittifaka dahil edilmesi son derece ciddi riskleri ve güvenlik açıklarını beraberinde getirmektedir. Riyad yönetiminin son yıllarda izlediği güncel dış politika hamleleri, bölgesel ittifakların doğasına aykırı bir tablo çizmektedir. Suud rejimi, İslam dünyasının ve geniş bölge halklarının temel çıkarlarıyla açıkça çelişen, hatta bu coğrafyayı doğrudan tehdit eden küresel güç odaklarıyla adeta kucak kucağa bir siyaset yürütmektedir. Kendi siyasi geleceğini ve ekonomik bekasını bölge dışı aktörlerin himayesinde arayan, İslam coğrafyasının kanayan yaralarında ve haklı davalarında samimiyetten uzak, pragmatik bir duruş sergileyen bir rejimle yola çıkmak büyük bir yanılgı olacaktır. Bu doğrultuda, Suudi Arabistan rejiminin tarihsel refleksleri ve mevcut yapısı göz önüne alındığında, Türkiye'nin liderliğinde kurulacak bir yapıda güvenilir bir ortak olamayacağı aşikardır. Kendi dar zümre çıkarlarını küresel emperyalist güçlerin talepleriyle birleştiren bu tür rejimler, bölgesel krizlerde veya çıkarlarının sarsıldığı ilk ciddi fırsatta ortaklarını arkadan vurma ya da yalnız bırakma potansiyeline sahiptir. İslam dünyasının en büyük düşmanları ve sömürgeci aktörleriyle yakın ilişkiler geliştirmekten çekinmeyen bir yapının, Türkiye'nin Ankara eksenli bağımsız ve adil bölge planlarına sadık kalması beklenemez. Bu nedenle, bölgenin geleceğini inşa ederken geçici ve kaygan zeminli pragmatik ortaklıklar yerine; sadece iyi günde değil, en kara günlerde de kader birliği yapmış, rüştünü ispat etmiş gerçek dostlarla, yani Pakistan gibi can kardeşlerle yola devam etmek Ankara’nın jeopolitik vizyonunun başarısı için hayati ve kaçınılmaz bir zorunluluktur.
  • 1 Saat Önce
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23