Kemalistlerin “Gözde”siydi, şimdi gören yok!..
Gözde Akpınar!..
İş dünyasının “en güçlü 50 kadın”ından biri.
2005 yılında hayatını kaybeden, Betek Boya’nın kurucusu Celal Akpınar'ın biricik kızı.
Sektöründe Avrupa'nın en büyük fabrikasına, trilyonlarca liralık ciroya ve binlerce çalışana sahip devasa bir şirketin yarısının tek varisi..
Babasını kaybettiğinde 25 yaşındaydı. Şirketin başına geçmek yerine, “tecrübe” kazanmak amacıyla, 4 yıl “yönetim kurulu üyesi” olarak görev yaptı ve şirketin yönetimini profesyonellere bıraktı.
29 yaşına geldiğinde kendini hazır hissetmiş olmalı ki, “Yönetim Kurulu Başkanı” olarak göreve başladı.
Göreve geldikten sonra şirketi ikiye katladı(!)
İlk bakışta başarılı bir profil çiziyor gibi gözükse de…
Ak Parti iktidara gelmeden önce Türkiye’de kişi başı 3,5 kg olan boya tüketiminin, Ak Parti’den sonra kişi başı 11 kg’a yükseldiğini göz önünde bulundurduğumuzda, başarıdan söz etmek pek mümkün görünmüyor.
Öte yandan,
Merhum Celal Bey’in 1997’de Betek Boya’yı, İSO’nun “ilk 500 şirket listesi”ne 342. sıradan dâhil etmesi ve vefat ettiği 2005 yılında ise listenin 114. sırasına kadar tırmanması…
Gözde Akpınar’ın ise, aradan geçen 13 yılın ardından şirketi henüz “ilk 100” listesine dâhil edemeyip babasının bıraktığı yerde debelenmesi bu “başarısızlığı” doğruluyor.
Geçtiğimiz hafta Reuters'ta yayımlanan; “Betek Boya’nın yüzde 100’ü satılıyor” haberiyle, maalesef Gözde Hanımın “başarısız”lığı bir kez daha tescil edilmiş oldu.
Haberde,
Amerika, Avrupa ve Uzak Doğu'dan bazı şirketlerin, Betek Boya’nın satışı ile ilgilendiği iddia edilmiş…
İşin garip tarafı ise;
Yüzde 25 hisseyle ikinci büyük ortak konumunda olan ve logosundaki fil amblemi nedeniyle Betek Boya’nın “Filli Boya” diye anılmasına vesile olan Alman boya devi Caparol da hisselerini satılığa çıkarmış.
Hâlihazırda boya sektöründe dünya devlerinden biri olan Caparol’un, Betek Boya’daki hissesini muhafaza etmemesini doğrusu anlamlandırmakta zorlandım.
Belli ki Gözde Akpınar’ın 4 yıllık tecrübe dönemi işe yaramamış, şirket dönülmez bir noktaya doğru yol almış.
Üzücü bir durum!..
*
Kuşkusuz ben de, Betek Boya’nın bu duruma gelmesinde Gözde Akpınar’ı sorumlu görenlerdenim.
Zira Gözde Hanımın, Türkiye gerçekleriyle uzaktan-yakından alakası yok!..
Nasıl mı?
Siz hiç elinde boya rulosu ile inşaat inşaat gezerek boyacılık yapan bir kadın gördünüz mü?
İş bu Gözde Akpınar;
Türkiye gibi, normal şartlarda kadınların inşaatta çalışmadığı ülkemizin tam 15 vilayetinde “Kadın ustalar” adlı saçma sapan bir proje hayata geçirerek, ev hanımlarına boya-badana eğitimi verdi.
Onca eğitime rağmen ben henüz inşaatlarda boyacılık yapan bir hanımefendiye rastlamadım.
*
Öte yandan, Gözde Akpınar;
Israrla milli değerleri istismar ederek, haksız rekabete yol açan reklamlar yayımlayarak sürekli rakip firmaların nefretini kazandı.
Mesela, Dünya kupası karşılaşmaları oynanırken gazete ve televizyonlara verilen ve rakip firmaların İzmir 4’üncü Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açarak durdurduğu ve Türk Bayrağını temsilen kırmızı ve beyaz renklerin belirgin olarak kullanıldığı “Filli Boya - Milli Boya” sloganlı reklam…
Ya da,
“Türkiye’nin en büyüğü Filli Boya” şeklindeki TV reklamı ve gazete ilanındaki “en büyük” ifadesini kanıtlayamadığı için Reklam Özdenetim Kurulu tarafından yasaklanan reklam..
Rakip firmaların nefretini kazanan reklamlara örnektir.
*
Gözde Akpınar,
2015 yılında Mersin’in Tarsus ilçesinde vahşice öldürülen Özgecan Aslan cinayetine dikkat(!) çekmek adına, televizyon ekranlarını yarım dakika kararttıktan sonra “Özgecan için” yazan bir reklam yayınlamıştı.
Akpınar, her ne kadar reklamının “ticari kaygı taşımadığı, insani duygularla verildiğini” iddia etse de…
Konunun uzmanları bu ilanı “viral reklam” olarak yorumlamış, Betek Boya’nın,
“Özgecan Aslan’ın ölümünü dahi istismar ettiği” sonucuna varmışlardı.
*
Gözde Akpınar, “Kemalistlerin ve Elitistlerin gözdesi” olmayı, yine böyle bir “istismar” içerikli reklam sayesinde başardı.
O reklam, kuşkusuz;
Filli Boya’nın geçtiğimiz yıl “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” için çektiği, Anadolu insanını ve Atatürk’ü istismar eden reklamdı.
Filli Boya’nın bir yıllık ilan bütçesinin tamamını bu reklam için harcayan Gözde Akpınar,
“Anca beraber, kanca beraber” mottosuyla yayımlanan anormal uzunluktaki bu reklamla, vatandaşların;
Ak Partili siyasetçilerin “kadınları gülmesi ve sakız çiğnemesi” ile ilgili sarf ettiği sözlerini eleştirmesini sağlıyor, bu sayede aklınca iktidara ayar veriyordu.
*
Ayrıca!..
Bayan Akpınar, şirketine ait boya fabrikalarının bulunduğu bölgelerde kanserli hasta sayısının, Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğuna aldırmadan, sırf
“Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi”ni getirecek olan 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği referandumuna karşı olduğunu belli etmek için;
“Ağaç için hayır!
Hayvan için hayır!
Kadın saygınlığı için hayır!
Özgür haber almak için hayır!
İlim, bilim için hayır!
Evlat için hayır!” şeklinde tweetler atarak oyunun rengini belli ediyordu.
*
Gözde Akpınar’ın referandum sürecindeki bu performansı onu “Kemalistlerin gözdesi” yapmaya yetmiş de artmıştı.
“Bidon kafa”, o süreçte Akpınar’ı “rol model” ilan etmişti.
Ertuğrul Özkök ise, Magazin Gazetecileri Derneği gecesinde karşılaştığı Gözde Akpınar hakkında, Hürriyet’teki köşesinde;
“İŞTE BİZİM MAHALLENİN EN ÇOK KONUŞTUĞU KADIN” başlıklı bir yazı kaleme almış, Akpınar’ın;
“reklam sayesinde evinde en sevilen kişi haline geldiğini” itiraf etmişti.
*
Bu fakir ise, o süreçte Gözde Akpınar’ı;
Yaptıklarının bir iş insanına yakışmayacak hareketler olduğu ve siyasi bir figür gibi davranmaması gerektiği hususunda uyarmış;
“Dikkat edin de; “Filli Boya”, “Zilli Boya” olmasın!..” başlıklı bir yazı yazmıştım…
Yazımdan dolayı yemediğim küfür, uğramadığım hakaret kalmadı.
Hatta yurtdışında yayın yapan bazı proje siteler, benim yazımı kaynak göstererek;
“Ak Parti’nin muhalif iş insanlarına sopa gösterdiği” şeklinde mesnetsiz iddialar ortaya attılar.
Aradan geçen bir yılı aşkın sürenin ardından haklı çıkan ben oldum…
Gözde Akpınar, babasından miras kalan şirketi satılığa çıkardı.
Babasının;
“Kaç kişi çalıştırıyorsan, o kadar insan akşam çorbasını içiyorsa, yüzün gülsün” şeklindeki nasihatine layık olamadı.
İşin trajikomik yanı ise,
Ak Parti’ye muhalefet ettiği için Gözde Akpınar’ı “rol model” ilan edip, onu “evlerinin en sevilen kişisi” listesinin başına konduranlar, satış haberinin duyulmasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen tek satır yazmadılar.
*
Betek Boya’nın satışı ile ilgili yazı yazan az sayıdaki yazardan biri olan Jale Özgentürk ise;
döviz kurundaki artışla birlikte Türk şirketlerin ucuzlayarak haraç mezat satılıp-satılmadıkları sorusuna cevap aradığı yazısında, uzmanlardan aldığı;
“Asla öyle bir artış yok. Geçen yıl ne kadar şirket satış istediyse bu yıl da o kadar” yanıtını aktararak, bu satıştan Gözde Akpınar’ı sorumlu tutuyordu.
***
Ezcümle:
Filli Boya’yı satışa icbar eden tek sebep Gözde Akpınar’ın başarısızlığı gözüküyor…
Onu, “rol model” ilan edenlerin bu satışa sessiz kalışları da aynı iddiayı doğruluyor.
Aldığı gazla, iş insanı kimliğini unutup, iflah olmaz bir muhalif edasıyla Ak Parti’ye karşı tek başına cephe alan Gözde Akpınar’ın bugün bu duruma düşmesi doğrusu beni üzdü.
Sonuç ortada;
Gözde Akpınar ne kendi mahallesinin ne de bizim mahallenin umurunda.
Türkiye’nin en büyük şirketlerinden biri satılıyor, üzülen kimse yok.
Yazık!..
Betek Boya’nın hikayesinin finali böyle olmamalıydı…