Hacıya üç not
Nureddin YILDIZ - seçme yazılar
En büyük medreselerden biri olan Hacc’ı edâ eden Müslüman, toprağın üzerinde iken bahşedilebilecek en büyük nimetlerden birini yaşamıştır. Tevhid ve teslimiyetin en çok ortaya çıktığı yerlerden biri olan Hacc, vahdet, adalet, denge, nefis terbiyesi ve ahlâk gibi bu ümmete ait meziyetlerin sindirildiği bir yer ve zamanı ihtiva etmektedir. Hacc ibadeti ile müşerref olan bir Müslüman, bunları düşünmelidir.
Hacc’ın karşılığı sadece cennettir. Hakkı verilmiş bir Hacc, bir cennet teminatıdır. (Buharî, 1521)
Bütün ibadetlerde olduğu gibi Hacc ibadetinde de bir muhasebe yapmak gerekir. Hacc’ın kalıcılığı, tesiri için gereklidir. Hacc’ı Mekke’de bırakıp gelmek büyük bir kayıptır.
Birinci not: Şükret. Hacc’a layık bir şükür yap.
Milyonlarca mü’min arasından sana nasip oldu bu nimet. Seçilmiş olduğunu bil. Seni seçen ve Kâ’be’de bekleyen Rabbine şükretmen gerekir. En mübarek yerlere, en mübarek zaman diliminde ulaştın. Sıhhat ve afiyet içinde haccettin. Yüzün gülsün, için dolsun, gözlerin taşsın. Hacc’ın coşkusu seni mutlu etsin. Aylarca, yıllarca o heyecanı kaybetme. Şükretmek, sadece ‘Elhamdülillah’ deyivermek olamaz. Şükür, yürüyüşünde, tutuşunda belli olur. Konuşurken anlaşılır.
Haccetmeye şükret; evine kazasız, belasız dönüşüne şükret. Bıraktığını bulmana şükret. Şükrün gece sürsün, gündüz sürsün.
Hacc’ın bütününe şükret, Hacc’ın içinde kazandıklarına şükret. Umreye şükret. Rengârenk din kardeşlerini görmene şükret. Günahlarından arınmana şükret. Zemzeme doymana şükret. Tarihin derinliklerini gözlerinle görmene şükret. Yolculuğunun iyi geçmesine şükret.
İkinci not: Sen haccettin. Kabul edecek veya reddedecek olan Allah Teâlâ’dır. O kabul etmedikten sonra neyin ne değeri olur?
Hacc’ın kabul olduğunun işaretleri vardır. O işaretleri iyi kollamalısın. Bu işaretlerin hiçbiri kesin sonucu göstermemekle beraber önemli ipuçları verir sana.
Sakın Hacc’a doymuş olma. Yol bulsan her sene gitmeye hazır hâlde bekle. Bu senin heyecanının iyi bir işaretidir.
Haramlarla arana ciddi bir mesafe koy; haramlar seni ürkütsün. Bu da iyi bir işarettir.
İslam’ı Hac’dan ibaret algılama; Allah’ın diğer emirlerine de önem ver, salih ameller yap. Ölmeden iyi işlere ara vermemeye azimli ol. Bu da iyi bir işarettir.
Mekke’de açtığın yeni sayfayı kirletmemeye gayret et. Kalbin geniş, yüzün nurlu olsun. Öncesi ile sonrası arasında Hacc, önemli bir gösterge olarak seni de ikna etmelidir.
Sakın riyaya bulaşma. Hacc’ı öveceksin diye kendini öne çıkarma taktikleri yapma.
Mescidleri mekân edin, namazı cemaatle edâ et. Nafileleri ihmal etme.
Zühdü ilke edin. Zühd, dünya işlerini terketmek değildir. Zühd, dünyaya meyletmemektir. Parayı kalbine değil, kasana koymandır. Bir camiye kapanıp gün boyu namaz kılarak zühde girmiş olmazsın. Yine ticaret yap, fabrikanda çalış. Ama yeğlediğin, ahiret yurdu olsun. Allah’a itimadın sonsuz olsun.
Ahlâkını yüceltmeye devam et. Gözünü, kulağını haramdan koru.
Kur’an tilavetini ihmal etme. İlim meclislerine katıl. Kesinlikle hadis oku, fıkıh oku. Bir tefsir dersi izle.
Üçüncü not: Resûlullah (s.a.v) buyuruyor ki: ‘İşler, sonuna göredir.’ (Buharî, Rekaik,33/6493)
Büyük bir gayretin boşa çıkması, biriktirdiklerinin heba olması ne büyük bir afet olur. Hacc en büyük yatırımlardandır. Onu korumak, onunla ölmek hedefin olmalıdır.
Eskilerin sık kullandıkları bir benzetme vardır. O hepimiz için öğüt olmalıdır. Derler ki: İyi yere güvenip aldanma. Cennetten daha iyi bir yer mi vardır? Âdem’in başına gelen de orada gelmedi mi?
Hiç ara vermeden Allah’ın rızasını kazanacak işlere yoğunluk ver.
Hacc’ı edâ ettin, yolun açıldı. Mola verme. Kendini ibadetten emekli olmuş biri zannetme. Asıl şimdi gayret zamanıdır diye düşün.
Hacc çok büyük bir ibadettir. Mekke’de bırakılıp gelinmeyecek kadar büyüktür. Bir ayda, bir yılda etkisi kaybolmayacak kadar ağırdır.
Hacc bu kadar büyük olmasaydı, bir Hacc bir ömür için yeterli olur muydu, değil mi?..
Evlilikte sevgiyi
neler öldürür?
AİLE
“Bitti, seninle aramızdaki sevgi öldü. Sanırım boşanmaktan başka çaremiz yok.” Eveeet!.. Şimdilerde pek sık duyar olduk böyle cümleleri. Peki ama neden? İşte nedenlerden birkaçı:
Saygısızlık. Kimi eşler, evlenir evlenmez “Karı-koca arasında resmiyet mi olur?” düşüncesiyle saygıyı rafa kaldırıyorlar. Halbuki saygı, sevgiyi besler. Her kaba söz ve davranış, sevgi duvarından koparılan tuğladır.
Sevgisizlik. Kimileriyse evlendikten sonra “seni seviyorum” demeyi angarya görerek, “Ona devamlı sevdiğimi hatırlatmama ne gerek var?” diyorlar. Sevgiyi açığa vurmamak odun atılmayan ateş gibi, sevgi ateşini söndürmektir.
İlgisizlik. Saksıdaki menekşenizin gelişip çiçek açması için su neyse, sevgi çiçeğinizin büyüyüp gelişmesi için ilgi de odur. İlgi, sevgi çeşmesinin musluğu, ilgisizlik kör tapasıdır.
İletişimsizlik. “İnsanın ihtiyacını en fazla tatmin eden kalbine karşı bir kalbin bulunmasıdır ki; her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı değiştirsinler. Lezzetlerde ortak, kederli şeylerde birbirine yardımcı olsunlar. Evet bir işte hayrette kalan bir adam, birinin gelip kendisiyle o hayreti paylaşmasını ister.” Bu paylaşım olmadığı zaman eşler, kendilerini yalnız hisseder. Çünkü iletişim, sevginin dilidir. İletişimsizlik sevgi dilinin katilidir.
Bencillik. Şefkat, merhamet ve fedakârlık duygusundan yoksun olarak erkeğin “yuvayı dişi kuş yapar” mantığıyla her şeyi kadından beklemesi; kadının da aşırı beklenti içinde olması, sevginin ölümüdür. Çünkü, bencillik sevgiyi öğüten değirmendir.
Negatif düşünce. Bazı eşler, sürekli “Neden bana öyle söyledin?” diye her şeyi yanlış değerlendirerek eşinin kendisini sevmediğini düşünür. Sürekli yanlış anlaşılan eş, kendisini savcı karşısında yargılanan suçlu gibi hissetmeye başlar. Negatif düşünce, sevginin ölüm fermanına atılan imzadır.
Alkol, kumar gibi alışkanlıklar. Alkol, sevgi çeşmesine atılan zehir, kumar sevgi yumağını mahveden bomba, kötü alışkanlıklar sevgiyi yutan canavardır.
Kin, nefret, öfke... Kin sevginin buzdolabı, öfke sevginin barut fıçısı, nefret sevginin celladıdır. Kültür boşluğu. Kitap okuma hastası olan birisiyle kitaptan nefret eden birisinin arasında uçurumdan başka ne olur?.. Huy ve mizaç uyumsuzluğu. Birbirlerini sevseler de farklı huy ve mizaçta olan zıtlaşmalar, pişmiş sevgi aşına katılan soğuk sudur. Aile yakınlarının araya girmesi. Kayınvalide, görümce, hala, teyze vb. yakınların eşlerin arasına girmesi, eşler arası sevginin idam kararını veren aile mahkemesidir. Eşini değiştirmeye çalışmak. Sürekli “şöyle hareket et, şöyle davran, şöyle konuş” diyerek eşi çocuk eğitir gibi eğitmeye kalkışmak, sevginin ölüm tuzağıdır. Şiddet. Eşe atılan her tokat, sevgi bağını kesen bir makastır. Dinî inançlar. Birisi namaz kılarken diğerinin namazla alay etmesi...
Sevgi dış güzelliğe kalır, dünyevi ve nefsani olursa, o sevgi çabuk bozulur.
Gülay Atasoy
Vahyin Dilinden
“İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!”
41 Fussilet, 34. Âyet
Allah Rasûlü’nden
Rasûlullah (s.a.v) buyurdular:
“İnsan ihtiyarlasa bile, onun iki duygusu hep genç kalır: Biri çok kazanma hırsı, öteki çok yaşama arzusu.” Buhârî
Günün Sözü
- GÖZ -
Göz görür, kalp görürse
Göz kördür, kalp kör ise
- AÇI -
Biraz düşün, gözünde geniş açı var ise / Cisim kısmen görülür, bakış açın dar ise
Adnan Büyüksoy
TASAVVUF
Dünyevileşmeye
bulaşmayan bir Allah dostu
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri’nin yetiştirdiği büyük velîlerden Muhammed Pârisâ Hazretleri, Hacc’a giderken yolu üzerinde uğradığı Bağdad şehrinde genç bir sarrafa rastlar. Gencin birçok müşteriyle durmadan alışveriş hâlinde olup zamanını aşırı dünyevî meşgûliyetlerle geçirdiğini zannederek üzülür.
İçinden, “Yazık! Bu delikanlı Hakk’a kulluk edeceğine mâsivâ ile meşgûliyete dalmış!..” der. Fakat gencin kalbine nazar edince hayretle görür ki, âzâlar dünyevî meşgûliyette, kalb ise Rabb’iyle berâber ve zâkir durumda...
Bu sefer, “Mâşâallâh! El kârda, gönül yarda!..” buyurarak genci takdîr eder.
Hicaz’a vardığında da Kâbe’nin örtüsüne sarılmış içli içli ağlayan ak sakallı bir ihtiyarla karşılaşır. Önce adamın yana yakıla Cenâb-ı Hakk’a yalvarmasına ve dış görünüşüne bakarak, “Keşke ben de böyle ağlayarak Hakk’a ilticâ edebilsem” der ve adamın hâline gıpta eder.
Sonra onun da kalbine nazar edince görür ki, bütün duâ ve ağlamaları, fânî bir dünyalık talebi içindir. Bunun üzerine rakîk kalbi, mahzun olur. Kıssadan da anlaşılacağı gibi mühim olan; dünyevî meşgaleleri, âhireti ihmâl etmeksizin devâm ettirebilmektir.
DERS
Gıybetini yapana
gönderilen hediye
Hasan Basri Hazretleri, çoğu zaman hal lisanı ile konuştu. Bir Müslüman’ın, kendisinin gıybetini yaptığını duyunca ona bir tabak helva gönderip: “Duyduğuma göre sen bana sevaplarını hediye etmişsin. Ben de sana helva hediye ediyorum.”
Sohbetine katılanlara da şunları söylermiş: “Sonunda ölüme varacağını bilen, kıyamette kalkacağına inanan, kalkınca Allah’ın huzuruna çıkacağına kani olan kişiye gereken, kaygı ve endişe içinde yaşamaktır.”
“İman ehli kimseler kaygılı uyanır, kaygılı akşamlar. Çünkü onlar iki korku arasındadır. Biri geçmiş bir günah ki, Allah tarafından nasıl karşılanacağı belli değil. Biri kalan bir ömür ki, devamı müddetince hangi tehlikelere maruz kalınacağı meçhul!”
Sayfa Editörü: Yaşar DEĞİRMENCİ
[email protected]
En büyük medreselerden biri olan Hacc’ı edâ eden Müslüman, toprağın üzerinde iken bahşedilebilecek en büyük nimetlerden birini yaşamıştır. Tevhid ve teslimiyetin en çok ortaya çıktığı yerlerden biri olan Hacc, vahdet, adalet, denge, nefis terbiyesi ve ahlâk gibi bu ümmete ait meziyetlerin sindirildiği bir yer ve zamanı ihtiva etmektedir. Hacc ibadeti ile müşerref olan bir Müslüman, bunları düşünmelidir.
Hacc’ın karşılığı sadece cennettir. Hakkı verilmiş bir Hacc, bir cennet teminatıdır. (Buharî, 1521)
Bütün ibadetlerde olduğu gibi Hacc ibadetinde de bir muhasebe yapmak gerekir. Hacc’ın kalıcılığı, tesiri için gereklidir. Hacc’ı Mekke’de bırakıp gelmek büyük bir kayıptır.
Birinci not: Şükret. Hacc’a layık bir şükür yap.
Milyonlarca mü’min arasından sana nasip oldu bu nimet. Seçilmiş olduğunu bil. Seni seçen ve Kâ’be’de bekleyen Rabbine şükretmen gerekir. En mübarek yerlere, en mübarek zaman diliminde ulaştın. Sıhhat ve afiyet içinde haccettin. Yüzün gülsün, için dolsun, gözlerin taşsın. Hacc’ın coşkusu seni mutlu etsin. Aylarca, yıllarca o heyecanı kaybetme. Şükretmek, sadece ‘Elhamdülillah’ deyivermek olamaz. Şükür, yürüyüşünde, tutuşunda belli olur. Konuşurken anlaşılır.
Haccetmeye şükret; evine kazasız, belasız dönüşüne şükret. Bıraktığını bulmana şükret. Şükrün gece sürsün, gündüz sürsün.
Hacc’ın bütününe şükret, Hacc’ın içinde kazandıklarına şükret. Umreye şükret. Rengârenk din kardeşlerini görmene şükret. Günahlarından arınmana şükret. Zemzeme doymana şükret. Tarihin derinliklerini gözlerinle görmene şükret. Yolculuğunun iyi geçmesine şükret.
İkinci not: Sen haccettin. Kabul edecek veya reddedecek olan Allah Teâlâ’dır. O kabul etmedikten sonra neyin ne değeri olur?
Hacc’ın kabul olduğunun işaretleri vardır. O işaretleri iyi kollamalısın. Bu işaretlerin hiçbiri kesin sonucu göstermemekle beraber önemli ipuçları verir sana.
Sakın Hacc’a doymuş olma. Yol bulsan her sene gitmeye hazır hâlde bekle. Bu senin heyecanının iyi bir işaretidir.
Haramlarla arana ciddi bir mesafe koy; haramlar seni ürkütsün. Bu da iyi bir işarettir.
İslam’ı Hac’dan ibaret algılama; Allah’ın diğer emirlerine de önem ver, salih ameller yap. Ölmeden iyi işlere ara vermemeye azimli ol. Bu da iyi bir işarettir.
Mekke’de açtığın yeni sayfayı kirletmemeye gayret et. Kalbin geniş, yüzün nurlu olsun. Öncesi ile sonrası arasında Hacc, önemli bir gösterge olarak seni de ikna etmelidir.
Sakın riyaya bulaşma. Hacc’ı öveceksin diye kendini öne çıkarma taktikleri yapma.
Mescidleri mekân edin, namazı cemaatle edâ et. Nafileleri ihmal etme.
Zühdü ilke edin. Zühd, dünya işlerini terketmek değildir. Zühd, dünyaya meyletmemektir. Parayı kalbine değil, kasana koymandır. Bir camiye kapanıp gün boyu namaz kılarak zühde girmiş olmazsın. Yine ticaret yap, fabrikanda çalış. Ama yeğlediğin, ahiret yurdu olsun. Allah’a itimadın sonsuz olsun.
Ahlâkını yüceltmeye devam et. Gözünü, kulağını haramdan koru.
Kur’an tilavetini ihmal etme. İlim meclislerine katıl. Kesinlikle hadis oku, fıkıh oku. Bir tefsir dersi izle.
Üçüncü not: Resûlullah (s.a.v) buyuruyor ki: ‘İşler, sonuna göredir.’ (Buharî, Rekaik,33/6493)
Büyük bir gayretin boşa çıkması, biriktirdiklerinin heba olması ne büyük bir afet olur. Hacc en büyük yatırımlardandır. Onu korumak, onunla ölmek hedefin olmalıdır.
Eskilerin sık kullandıkları bir benzetme vardır. O hepimiz için öğüt olmalıdır. Derler ki: İyi yere güvenip aldanma. Cennetten daha iyi bir yer mi vardır? Âdem’in başına gelen de orada gelmedi mi?
Hiç ara vermeden Allah’ın rızasını kazanacak işlere yoğunluk ver.
Hacc’ı edâ ettin, yolun açıldı. Mola verme. Kendini ibadetten emekli olmuş biri zannetme. Asıl şimdi gayret zamanıdır diye düşün.
Hacc çok büyük bir ibadettir. Mekke’de bırakılıp gelinmeyecek kadar büyüktür. Bir ayda, bir yılda etkisi kaybolmayacak kadar ağırdır.
Hacc bu kadar büyük olmasaydı, bir Hacc bir ömür için yeterli olur muydu, değil mi?..
Evlilikte sevgiyi
neler öldürür?
AİLE
“Bitti, seninle aramızdaki sevgi öldü. Sanırım boşanmaktan başka çaremiz yok.” Eveeet!.. Şimdilerde pek sık duyar olduk böyle cümleleri. Peki ama neden? İşte nedenlerden birkaçı:
Saygısızlık. Kimi eşler, evlenir evlenmez “Karı-koca arasında resmiyet mi olur?” düşüncesiyle saygıyı rafa kaldırıyorlar. Halbuki saygı, sevgiyi besler. Her kaba söz ve davranış, sevgi duvarından koparılan tuğladır.
Sevgisizlik. Kimileriyse evlendikten sonra “seni seviyorum” demeyi angarya görerek, “Ona devamlı sevdiğimi hatırlatmama ne gerek var?” diyorlar. Sevgiyi açığa vurmamak odun atılmayan ateş gibi, sevgi ateşini söndürmektir.
İlgisizlik. Saksıdaki menekşenizin gelişip çiçek açması için su neyse, sevgi çiçeğinizin büyüyüp gelişmesi için ilgi de odur. İlgi, sevgi çeşmesinin musluğu, ilgisizlik kör tapasıdır.
İletişimsizlik. “İnsanın ihtiyacını en fazla tatmin eden kalbine karşı bir kalbin bulunmasıdır ki; her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı değiştirsinler. Lezzetlerde ortak, kederli şeylerde birbirine yardımcı olsunlar. Evet bir işte hayrette kalan bir adam, birinin gelip kendisiyle o hayreti paylaşmasını ister.” Bu paylaşım olmadığı zaman eşler, kendilerini yalnız hisseder. Çünkü iletişim, sevginin dilidir. İletişimsizlik sevgi dilinin katilidir.
Bencillik. Şefkat, merhamet ve fedakârlık duygusundan yoksun olarak erkeğin “yuvayı dişi kuş yapar” mantığıyla her şeyi kadından beklemesi; kadının da aşırı beklenti içinde olması, sevginin ölümüdür. Çünkü, bencillik sevgiyi öğüten değirmendir.
Negatif düşünce. Bazı eşler, sürekli “Neden bana öyle söyledin?” diye her şeyi yanlış değerlendirerek eşinin kendisini sevmediğini düşünür. Sürekli yanlış anlaşılan eş, kendisini savcı karşısında yargılanan suçlu gibi hissetmeye başlar. Negatif düşünce, sevginin ölüm fermanına atılan imzadır.
Alkol, kumar gibi alışkanlıklar. Alkol, sevgi çeşmesine atılan zehir, kumar sevgi yumağını mahveden bomba, kötü alışkanlıklar sevgiyi yutan canavardır.
Kin, nefret, öfke... Kin sevginin buzdolabı, öfke sevginin barut fıçısı, nefret sevginin celladıdır. Kültür boşluğu. Kitap okuma hastası olan birisiyle kitaptan nefret eden birisinin arasında uçurumdan başka ne olur?.. Huy ve mizaç uyumsuzluğu. Birbirlerini sevseler de farklı huy ve mizaçta olan zıtlaşmalar, pişmiş sevgi aşına katılan soğuk sudur. Aile yakınlarının araya girmesi. Kayınvalide, görümce, hala, teyze vb. yakınların eşlerin arasına girmesi, eşler arası sevginin idam kararını veren aile mahkemesidir. Eşini değiştirmeye çalışmak. Sürekli “şöyle hareket et, şöyle davran, şöyle konuş” diyerek eşi çocuk eğitir gibi eğitmeye kalkışmak, sevginin ölüm tuzağıdır. Şiddet. Eşe atılan her tokat, sevgi bağını kesen bir makastır. Dinî inançlar. Birisi namaz kılarken diğerinin namazla alay etmesi...
Sevgi dış güzelliğe kalır, dünyevi ve nefsani olursa, o sevgi çabuk bozulur.
Gülay Atasoy
Vahyin Dilinden
“İyilikle kötülük bir olmaz. O halde sen kötülüğü en güzel tarzda uzaklaştırmaya bak. Bir de bakarsın ki seninle kendisi arasında düşmanlık olan kişi candan, sıcak bir dost oluvermiş!”
41 Fussilet, 34. Âyet
Allah Rasûlü’nden
Rasûlullah (s.a.v) buyurdular:
“İnsan ihtiyarlasa bile, onun iki duygusu hep genç kalır: Biri çok kazanma hırsı, öteki çok yaşama arzusu.” Buhârî
Günün Sözü
- GÖZ -
Göz görür, kalp görürse
Göz kördür, kalp kör ise
- AÇI -
Biraz düşün, gözünde geniş açı var ise / Cisim kısmen görülür, bakış açın dar ise
Adnan Büyüksoy
TASAVVUF
Dünyevileşmeye
bulaşmayan bir Allah dostu
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri’nin yetiştirdiği büyük velîlerden Muhammed Pârisâ Hazretleri, Hacc’a giderken yolu üzerinde uğradığı Bağdad şehrinde genç bir sarrafa rastlar. Gencin birçok müşteriyle durmadan alışveriş hâlinde olup zamanını aşırı dünyevî meşgûliyetlerle geçirdiğini zannederek üzülür.
İçinden, “Yazık! Bu delikanlı Hakk’a kulluk edeceğine mâsivâ ile meşgûliyete dalmış!..” der. Fakat gencin kalbine nazar edince hayretle görür ki, âzâlar dünyevî meşgûliyette, kalb ise Rabb’iyle berâber ve zâkir durumda...
Bu sefer, “Mâşâallâh! El kârda, gönül yarda!..” buyurarak genci takdîr eder.
Hicaz’a vardığında da Kâbe’nin örtüsüne sarılmış içli içli ağlayan ak sakallı bir ihtiyarla karşılaşır. Önce adamın yana yakıla Cenâb-ı Hakk’a yalvarmasına ve dış görünüşüne bakarak, “Keşke ben de böyle ağlayarak Hakk’a ilticâ edebilsem” der ve adamın hâline gıpta eder.
Sonra onun da kalbine nazar edince görür ki, bütün duâ ve ağlamaları, fânî bir dünyalık talebi içindir. Bunun üzerine rakîk kalbi, mahzun olur. Kıssadan da anlaşılacağı gibi mühim olan; dünyevî meşgaleleri, âhireti ihmâl etmeksizin devâm ettirebilmektir.
DERS
Gıybetini yapana
gönderilen hediye
Hasan Basri Hazretleri, çoğu zaman hal lisanı ile konuştu. Bir Müslüman’ın, kendisinin gıybetini yaptığını duyunca ona bir tabak helva gönderip: “Duyduğuma göre sen bana sevaplarını hediye etmişsin. Ben de sana helva hediye ediyorum.”
Sohbetine katılanlara da şunları söylermiş: “Sonunda ölüme varacağını bilen, kıyamette kalkacağına inanan, kalkınca Allah’ın huzuruna çıkacağına kani olan kişiye gereken, kaygı ve endişe içinde yaşamaktır.”
“İman ehli kimseler kaygılı uyanır, kaygılı akşamlar. Çünkü onlar iki korku arasındadır. Biri geçmiş bir günah ki, Allah tarafından nasıl karşılanacağı belli değil. Biri kalan bir ömür ki, devamı müddetince hangi tehlikelere maruz kalınacağı meçhul!”
Sayfa Editörü: Yaşar DEĞİRMENCİ
[email protected]







