Dünya böyle cenaze görmeyecek
Dünya böyle cenaze görmeyecek
İDRİS GÜNAYDIN
Bu yazı erkence yazılmış bir yazıdır; biliyorum. Allah Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a uzun ve sağlıklı bir ömür versin, amin. Ama her fani gibi o da bir gün emaneti teslim edecek. Buna en çok inananlardan biri de o.
Ben bu yazıyı yazmakla içimdeki arzuyu dışa vuruyor değilim. Haşa. Lakin benden önce veya sonra bir gün aramızdan ayrılıp Rabbine yürüyecek bu faninin muhtemel o günkü dünya üzerinde meydana getireceği sadmeler üzerinde akıl yürütüyorum.
Bir kere Müslüman Türk’ün tarihi Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethi ile dünya insanlığının dilinde “İstanbul’un fethinden önce, İstanbul’un fethinden sonra” diye anılır olmuş. Sayın Recep Tayyip Erdoğan vefat edince de;
a- Hz. Adem’den sonra dünya tarihinde ilk kez böyle bir cenaze merasimi olur.
b- Dünyanin birçok ülkesinde hatta bu ülkelerin birçok şehrinde, kasabasında hatta köylerinde gıyabi cenaze namazları kılınır.
c- Türkiye’de ölülerini şarap içerek, bağlama çalarak kaldıranlar ve babalarını bile namazsız toprağa yuvarlayanlar hariç diğer tüm köylerde gıyabi cenaze namazı kılınır.
d- Dünya “Tayyip Erdoğan’dan önce Tayyip Erdoğan’dan sonra” diye iki çağa bölünür.
e- Kemalistler ve laikler Tayyip Beyden son golü giderayak yerler. Hem de doksandan. Yüz yıldır okumuşlukları ile övünenler, materyalist eğitimlerinden bir numüne yetiştiremediklerinin pişmanlığı yanında, tapındıkları adamın da sevmedikleri Osmanlı’nın eğitiminde büyüyen biri olduğuna yanıp dururlar. Tayyip Erdoğan da her ne kadar cumhuriyet devrinde okuduysa da onun maneviyat damarlarına maziden ve imandan kan pompalanmıştır.
f- Cenazeye dünyadan çok çok miktarda siyaset ve devlet adamı katılmak ister.
g- Bu da şunu gösterir ki; onu da bir fani anne doğurmuştur. Kilosu gibi, boyu gibi nice insanlar gelmiş geçmiştir lakin insanı insan yapan bir anneden doğmasıdır ama insanı insan-ı kamil yapan Rabbine yakınlığıdır. Osman Beyin oğlu Orhan Beye yaptığı meşhur nasihatlerinin ilk maddesi şu şekildedir: “Cemii metalibinden mukaddem emri dininde ihtimam eyle. Zira bâisi kıvamı din devlettir: her şeyden önce dinine sarıl. Zira dini ayakta tutan devlettir” nasihati gerçek olmuştur.
Böylece şu söylenecek. Bu topraklarda bin yıldır ekilen manevi tohumlar neticede böyle bir kökü mazide olan ati doğuracaktı. Lakin zamanı son yarım asırmış.
ESKİ HOCALAR
Hocalardan duymadım ama çocukluğumda büyüklerden çok duyardım: “Eski hocalar derdi ki; bir zaman gelecek şöyle olacak, zamanın ahrında böyle olacak…” Ne idi onlar mesela: “Bir zaman gelecek at deve olmadan insanlar vesaitle gözden kaybolup gidecek. Öyle zaman gelecek ki; dünyanın öbür yanında bir adam konuşsa buradan duyulacak, öyle zaman gelecek ki; dünyanın öbür yanında bir adam olsa buradan görünecek, öyle zaman gelecek ki; para diye bir şey kalmayacak…”
Denilenlerin hepsi oldu. Sadece para kaldı. O da yakındır tamamen kalkar.
Yalnız, hocaların söyleyip de gerçekleşmeyen bir olay var: “Öyle zaman gelecek ki; elektrik ortadan kaybolacak. Aletler çalışmayacak. Sanki eski dönemlere dönülecek.”
Bu henüz gerçekleşmedi ama bunun da haberini bir zeka dâhisi Prof. Necmettin Erbakan’dan işittik. “İlityum”.. Bir mühendisin anlattığına göre hoca kendisine anlatıyor. “Bu asrın son çeyreğinde ortaya çıkabilir. İlityum adlı bir maden var. Kim o madene sahip olursa tüm dünyayı dize getirebilir. İlityumdan yapılmış bombayı patlattığında bomba havada bir kuşak oluşturuyor, kuşağın altında her şey normal kalıyor lakin dışında tüm sistemler duruyor. Dünya taş devrine dönüyor.”
Bu lityum mu diye soran mühendise kızıyor rahmetli ve “ilityum, ilityum” diye yineliyor.
Olan olaylar gösteriyor ki; her an sürprizlere hazır olmak lazım.
Bu eski hocalar bunları nereden biliyordu? Bunlar hangi kitaptan bunları okudu? Muhyiddini Arabi’den mi? Fususul Hikem’den mi?
Bazı insanlar var, dünyanın ilk yılları ile günü arasını bir bohça gibi dürüp bağlıyabiliyor.
İnsansız uzay aracı da bir sürpriz değil mi? Vesselam.