• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Arzu Erdoğral
Arzu Erdoğral
TÜM YAZILARI

Fanatik yerleşimciler, Filistinlilerin asırlık yuvalarını çalıyor! Susacak mıyız?

24 Ağustos 2026
A


Arzu Erdoğral İletişim: [email protected]

Fanatik yerleşimciler, Filistinlilerin asırlık yuvalarını çalıyor! Susacak mıyız? 

ARZU ERDOĞRAL

Toprak, bir insanın sadece üzerinde yürüdüğü bir kara parçası değildir; köküdür, hafızasıdır, çocukluğunun geçtiği avlu, dedesinin diktiği zeytin ağacının gölgesidir. Bir insanın evini elinden almak, sadece başını sokacağı çatıyı yıkmak değil; onun geçmişini, geleceğini ve insan kalabilme hakkını gasp etmektir.

Bugün işgal altındaki Batı Yaka’da ve Doğu Kudüs’te yaşananlar, tarihin şahit olduğu en sessiz ama en derin trajedilerden biridir. Rakamlar soğuktur; “1430 saldırı”, “3 bin 800 yerinden edilmiş insan”, “binlerce çocuk” der istatistikler. Oysa o rakamların arkasında, akşam yemeği yerken kapısı kırılan aileler, yıllardır yaşadıkları odalardan bir gecede sokağa atılan yaşlılar ve elinde oyuncak bebeğiyle evinin kül oluşunu izleyen küçücük çocuklar var.

İsrail’in 1948’den bu yana sürdürdüğü yerinden etme politikası, bugün Batı Yaka’nın zeytin kokan köylerinde yeniden ve şiddetlenerek sahneleniyor. Fanatik yerleşimcilerin, arkalarına aldıkları askeri güçle Filistinlilerin asırlık yuvalarını çalmaları, bir mülkiyet anlaşmazlığı değil, sistemli bir varlık gaspıdır. Asırlık zeytin ağaçları sökülürken aslında Filistin halkının o topraklara saldığı kökler sökülmek isteniyor. Cami ve araçların ateşe verilmesi, çiftçilerin kendi tarlalarına girmesinin engellenmesi; sadece toprağı değil, bir halkın yaşama iradesini kurutma çabasıdır.


En can yakıcı olanı ise çocukların gözlerindeki ifadedir. Bir çocuğun doğup büyüdüğü, kendini güvende hissettiği tek yer olan evinin, gözlerinin önünde yabancılar tarafından işgal edilmesini izlemesi kadar büyük bir travma olabilir mi? O çocuklar, çocukluklarını oyun parklarında değil; evlerinin yıkıntıları arasında, duvarlara kazınmış hatıraların yasını tutarak kaybediyorlar.

Uluslararası toplumun yasa dışı olarak kabul ettiği, ancak cılız kınamalar dışında hiçbir somut adım atmadığı bu gasp hareketi, aslında insanlığın vicdan testidir. Birleşmiş Milletler raporları saldırıların “benzeri görülmemiş” seviyelere ulaştığını söylerken, dünya bu çığlığa kulaklarını tıkamaya devam ediyor. Oysa bir halkın toprağı ve evi elinden alınırken susmak, o haksızlığa ortak olmaktır.


Batı Yaka’da gasbedilen her ev, yıkılan her çatı ve sökülen her zeytin dalı; Filistinlilerin bağımsız ve insanca bir yaşam kurma hayaline indirilen ağır bir darbedir. Fakat unutulmamalıdır ki; evleri ellerinden alınsa da, anahtarlarını boyunlarında taşıyan ve o topraklara olan sevdalarını yüreklerinden söküp atamayan bir halkın direnişi, beton binalardan ve örülen duvarlardan çok daha güçlüdür. İnsanlık vicdanı bir gün uyanacaksa, o uyanış tam da bu gasp edilen yuvaların ahı üzerinden gerçekleşecektir.


İsrail ahların altında kalacaktır.

Filistin halkına yaşattıklarının Allah elbet hesabını soracaktır.

Gasp ettikleri evler onlara asla yuva olmayacak. 


Dünya ise bugün gömüldüğü sessizliğin elbet bedelini ödeyecek.

Filistinlilerin çektikleri kimsenin yanına kâr kalmayacak.

Elbet bir gün o gün gelecek. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23