• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mustafa Armağan
Mustafa Armağan
TÜM YAZILARI

CHP arşivi yakıldı mı?

15 Şubat 2026
A


Mustafa Armağan İletişim: [email protected]

CHP arşivi yakıldı mı?

Mustafa Armağan

Cumhuriyet Halk Partisi’nin arşivi yakıldı mı? 

Tartışma 1950’den bu yana devam ediyor. CHP’nin özellikle ülkenin kaderine tek başına hükmettiği 1923-50 dönemine ait belgeler hepimizi ilgilendiriyor. Ancak bu döneme dair arşivleri ne durumda?

Yakıldı denildi, 12 Eylül darbesinin ardından kapatılınca SEKA’ya geri dönüşüme gönderildi denildi… 

Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 4 Kasım 2020 tarihinde Karar TV’de Devlet Arşivleri’nde bulunan 1-1,5 milyon sayfa civarındaki CHP arşivinin tamamının bir kopyasını aldıklarını söylemişti. Bunun üzerine araştırmacılar, CHP Arşivi üzerinde çalışmaya başladı. (Merak edenler Emre Erkan’ın Toplumsal Tarih Akademi’nin Aralık 2023 tarihli 3. sayısındaki makalesine bakabilir.)  


 


CHP Arşivi kurum dışına çıkarıldı, anlaşılan başka ellere geçti ve sonunda devletimizin emin ellerinde. Bu güzel ama iki soru sormamız lazım:

Asıl arşivin ne kadarı elimizde? Yok edilenler, ayıklananlar, karartılanlar, en önemlisi de devlete teslim edilmeden önce değiştirilenler oldu mu?

1) Orijinal belge kurum dışına çıkarıldığında fiziksel olarak kaybolma, hasar görme, değiştirilme veya yok edilme riski artar.

2) Arşivdeki güvenlik zinciri kırılır. Mahkemelerde, akademik çalışmalarda veya tarihî araştırmalarda “Bu belge gerçekten orijinal mi? Değiştirildi mi?” soruları gündeme gelir.


3) Güvenilirlik büyük ölçüde sıfırlanabilir (özellikle delil zinciri belgelenmezse).

Şimdi devletimizin elinde bulunan CHP arşivine ne kadar güvenebiliriz? 


 

CHP Meclis Grubu tutanaklarından sadece 1923-24 yıllarına ait olan bir defter kurtulabildi ki onu da Yücel Demirel ve Osman Zeki Konur, 2002 yılında yayınladı. Devede kulak bile değil.

Şimdi tartışmaya katkıda bulunmak için 1986 yılından üç gazete haberini tarih sırasıyla aktarmak istiyorum. Bakalım o yıllarda nasıl tartışılmış CHP arşivi?   

“2 Eylül’den sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin, o zaman el konulan tüm belgelerinin yok edildiği iddiaları Meclisi Meclisi’ne yansıtıldı. SHP İçel Milletvekili Fikri Sağlar’ın bu iddiayı ortaya çıkarmayı amaçlayan soru önergesini Meclise vermesi ardından görüştüğümüz, SHP mallarının korunmasıyla görevli bir kayyum, SHP belgelerinin sıkıyönetim emriyle alınıp götürüldüğünü ve ne olduğunu bilmediklerini açıkladı. Sağlar, başbakanın yanıtlamasını istediği önergesinde, şunları soruyor:


“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunu yapan, kapatılan CHP’nin evrak, doküman ve arşivleri şimdi nerededir?”

“Değerli kâğıtların SEKA’ya gönderilerek yok edildiği iddiaları doğru mudur?”


 

“Kuruluşundan 1980’e kadar geçen sürede, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin her evresi için çok önemli bir tarihi değer taşıyan bu bilgi ve belgeleri, Türk halkının hizmetine sunmayı düşünüyor musunuz?”

VE BİR KAYYUMUN AÇIKLAMASI

12 Eylül yönetimi, Adalet Partisi’yle birlikte CHP’yi de feshettikten sonra, Ankara Sulh Mahkemesi, “CHP’nin taşınır ve taşınmaz mallarıyla evrakının muhafazası ya da tasfiyesi”ni yürütmek üzere üç kişilik bir kayyumlar heyeti atamış, bu atama, o zaman Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nca onaylanmıştı. Kayyumlar heyeti, Prof. Vahdet Aydın, Doç. Vural Sözen ve emekli Vali Cezmi Kartay’dan oluşuyordu. Cezmi Kartay, daha sonra SODEP’in kurucuları arasına katıldığı için, kayyumluk görevi sona ermişti.


 

Sulh Mahkemesi’nin atadığı üç kayyumdan, adının açıklanmasını istemeyen bir kayyum, CHP’nin tarihsel değeri olan belgeleri hakkında bize şu bilgiyi verdi:

“Kayyum olarak atandığınız zaman görevimiz, partinin taşınır ve taşınmaz malları ile evrakının muhafazası ya da tasfiyesi idi. Ancak, Sıkıyönetim Komutanlığı’nın emriyle parti merkezine gelenler, tüm eşyayı ve evrakı götürdüler. (…) Ancak alınan eşya ile evrakın ayrıntılı bir dökümü yapılamadı. Bu, biraz da zaman azlığından oldu denebilir. Çünkü binlerce evrakın tasnifi ve dökümünün yapılması, uzun çalışma isteyen bir işti.

Bu evrakın, partiden alınıp götürüldükten sonra yakıldığına dair bir bilgi gelmiş değildir. Öte yandan, evrakın, yeniden kâğıt haline dönüştürülmek amacıyla SEKA müessesesine teslim edildiğini o dönemde duyduk. (…)”


 

DEMİREL: “YAKMIŞ OLABİLİRLER”

Süleyman Demirel Adalet Partisi’nin arşivinin akıbeti ile ilgili olarak Milliyet muhabirinin sorusunu şöyle yanıtladı:

“AP’nin arşivini arattık, ancak bulunamadı. Onun akıbetinin de CHP’nin arşivinin akıbetinden pek farklı olduğunu zannetmiyorum. Yakmış olabilirler.” (Milliyet, 5 Eylül 1986)

Bu haberi ertesi gün eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in açıklaması takip etmiş:

“Bu olay 1981’de oldu. Ben, arşivi SEKA’ya göndereceklerini duyunca, partiye gittim. Yalvar yakar bazı kitaplar ile Atatürk ile İnönü’nün resimlerini kurtarabildim. İyiniyetli bir SHP’li (Fikri Sağlar) bunu sormuş, önerge vermiş. Buna isyan edenler, parti kapanırken neden ‘isyan’ etmediler? ‘Hep beraber hapse girmeyi göze alalım’ dediğimde, kaçacak delik aradılar.” (Milliyet, 6 Eylül 1986)


 

İki gün sonra bu defa eski bir CHP’li senatörün açıklaması yer almış gazetede.

“CHP’nin eski MYK üyesi Senatör Hayri Öner, “CHP’nin arşivi yakıldı” dedi. Olay günü Mustafa Üstündağ ile birlikte CHP Genel Merkezi’ne gittiklerini kaydeden Hayri Öner, o günkü gelişmeleri şöyle açıkladı:

“CHP evraklarının Seka’ya gönderileceğini haber alır almaz Sayın Mustafa Üstündağ, Erol Tuncer, Metin Somuncu ile birlikte derhal Genel Merkez’e gittik. Ecevit’e haber vermişler. Kendisi gelip sadece kendi odasındaki birkaç zatî eşyasını almış. Biz gitmeden önce bir kamyon tarihî belgeyi göndermişler. Bizim gördüğümüz manzara şuydu: CHP’nin bütün arşivi Atatürk’ün, İsmet Paşa’nın fotoğrafları yerle bir edilmiş, salona atılmış. Ayaklar altında. Bir kısmı da çuvallara konmuş. Kamyonlara yükleyip götürüyorlar.


 

Biz müdahale etmek istedik. Ama hiç kimse ortada yoktu. O sırada CHP’nin kayyumu Cezmi Kartay Genel Merkez’de idi. Biz kendisine Genel Merkez’e geleceğimizi bildirerek beklemesini istediğimiz halde o da gitmişti. 

Biz oradaki görevlilere rağmen, birkaç hatıra eşya alabildik. Erol Tuncer partinin son karar ve bildirilerinden bir çuval alabildi. Başka bir şey almamız mümkün olmadı.

Bu durum üzerine Mustafa Üstündağ ile birlikte Başbakanlık’a telefona başvurduk. O zaman İçişleri Bakanı olan Şerif Tüten’i aradık. Seka’ya telefon ettik. Ama hiçbir sonuç çıkmadı. Yani bütün tarihî belgeler, vesikalar Seka’ya gönderilerek yakıldı. Şimdi, bu gerçeği bilmemezlikten gelip CHP’nin arşivinin ne olduğunu sormak abesle iştigaldir.” (Milliyet, 8 Eylül 1986)


 

Yukarıda 1986’daki tartışmaları aktardıktan sonra farklı bir kaynaktan teyid için gazeteci Yavuz Donat’a başvuracağım. 16 Eylül 1992 tarihli Milliyet’te çıkan yazısından şöyle yazmış: 

“Deniz Baykal, Cumhuriyet’in en köklü partisine başkan oldu. 

Üzerine oturduğu –ya da oturduğunu sandığı– birikim bir siyasal servet. 

Öyle ya bunca yılın arşivi az şey mi? 

Ama Baykal’ın gerçeği öğreneceği gün yakın. 

Bugün yarın “CHP’nin grup tutanaklarını” isteyecek veya “eski koalisyon görüşmelerinin notlarını”.


 

Ve cevabını da alacak:

Hepsi SEKA’da efendim. Hamur oldu.”

Hepimizi ilgilendiren bu vahim meseleyi derinlemesine araştıracaklara benden birkaç ipucu. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23